Kaydet
a- | +A

Neredeyse bir ay oldu. Ezberlerimizi gözden geçirmemiz lazım. 

Paralel yapı marifetleri anlatılırken iki hikâye ilgi çekiciydi. Birinde bağış yapmayı reddeden bir iş adamının başına gelenler anlatılıyordu.

Önce evine kamera ve ses kayıt/aktarma cihazları konmuş.

Sonra adamın bütün zaafları/açıkları/tedirginlikleri kaydedilmiş. Bir şey çıkmayınca işten atılan bir işçisinden tehditle bir ifade alınmış. Bu ifadeye dayanarak adam savcılığa, mahkemeye, netice almak için bir başka ildeki mahkemeye kaydırılmış.

Bunlar haber olarak çıktı mı, çıktı.

Polis, karakol, emniyet müdürlüğü, mahkeme, işin içinde temyiz de olduğuna göre Yargıtay açıklaması oldu mu? Olmadı. Yalanlayan oldu mu? Olmadı.

Bunun gibi yüzlerce hikâye var.

Saflık ya da hayal dünyasında yaşıyor olmak böyle bir şey işte. Ben zannettim ki adaletle ilgili ne kadar kurum ve kurul varsa hepsinde sivil savunma sirenleri çalar.. Hepsi binanın dışına çıkar, dışarda toplananlara bu haber megafonla okunur, sonra; 

"Herkes üstüne düşeni yapsın! Araştırın, soruşturun, doğru mu değil mi öğrenin yalansa yalan deyin doğru ise bu işe bulaşan ne kadar adam varsa tek tek tek tek isimlerini getirin bu millete duyuralım da bize olan inançları kaybolmasın. Bize şüphe ile bakmasınlar. Yargı adı duyunca tedirgin olmasınlar. 

Her Türk vatandaşı inansın ki, savcılıkta mağdur edilirsem mahkemede, mahkemede gözden kaçarsa temyizde bir gören olur ve hakkım her hâl ve şart altında korunur."

Nerdeeee.. Bu konuları hiç dert eden yok. Herhalde haberi anlayamadılar. Bu iki kişi arasındaki ihtilaf değil. Vatandaşla devlet arasında bir ihtilaf da değil. Mafyanın bile bir raconu var. İftira atmaz. Suç uydurmaz. Kendisine gelen ihbarı doğru kabul etmez, tahkik eder. Zaten kimse de korkudan yalan söyleyemez. Bu nasıl bir paralel yapıysa hiçbir kuralı, teamülü yok.

Aynı konunun takıldığım bir başka yönü istihbarat.. Mesela bu olay istihbaratın ekranına düşmüş müdür? Paralel yapının orada da uzantısı varsa biz neyle uğraşıyoruz ki? Bırakalım inceldiği yerden kopsun.

Teknik takip için hakime bir evrak imzalatmak yargı kararı mı oluyor. Adam canının istediğini başka bir amaç için takip ederse nasıl haberimiz olacak? Bu olaya bakılırsa olmuyor. Paralel yapı her işe burnunu sokuyor da polisin (bu duruma göre paralel polisin) getirdiği evraka imza atmaktan aciz mi?

Bir Allahın kulu ya da kurum bir güvenlik toplantısında, bir örnek olaydan sonra poliste istihbarat yapanları kim nasıl denetliyor, şöyle olursa ne olacak, böyle olursa ne olacak.. Polis valiyi de 24 saat takip ederse ne olacak.. Generalin kızının peşine düşerse ne olacak sorusunu sormamış mıdır?

Bunlar mihraksız zaaflar.

İşin insani tarafları da var. Bir örnek: Taşradan esnaf bir ailenin çocuğu yazmış okumuş savcı olmuş.. Sonra kendini Ergenekon gibi bir davanın (gibi derken önemi şu: O güne kadar mahkeme huzuruna çıkarıldıkları görülüp duyulmayan özel statülü insanların yargılandığı dava) içinde bulmuş. Ayakları yerden kesilmiş, bıraksan uçacak.. İç dünyasındaki dengeler bozulmuş. Kamuoyu zaten sahtekâr.. Adamı kahraman ilan etmiş sonra unutmuş. Teknik olarak bu insan o saatten sonra sıradan saydığı işlere bakmaz. Ya hukuku bir basamak atlayıp De Gaulle rolü vereceksin.. Ya da yukarılarda bir yere atayıp aha statü aha da maaş diyeceksin. Bakması gereken kurul bu işlere de bakmamış. Acaba ne işle uğraşmış. 

Bu durumda kim işini yapmamış oluyor. Hukukla ilgili idari kurul yapmıyor. Polisi denetlemesi gerekenler ortada yok.. Varsa da olup bitenden haberleri yok.

Yüksek yargıda bu anlamda bir endişe yok.

Başsavcı dert yanıyor beni dinleyen yok, diyor.

Bakanın haberi yok veya var da yok veya gerçekten yok.

Biz kimden şikayetçiyiz.. Şikayet dilekçemizi kime yazacağız?

Yargının bağımsızlığına bu hikâyenin hangi satırında yer var?

ÖNE ÇIKANLAR