Dr. Hans Starke''nin bir sözü vardı: "...Bu konuyu hangi politikacı ile görüşsem, ''yavaş yavaş'' diyor; yavaş yavaş ne demek?"
....
Adam bugünleri görseydi ne demek olduğunu anlardı.
Ya da Ulaştırma Bakanı ile tanışsaydı.
Devlet karar vermiş, kamu araçlarının üçte birini satacakmış.
Peki size göre satabilir mi?
Satamaz.. Satalım mı, satmayalım mı, öyle mi satalım, böyle mi satalım, ona mı satalım, buna mı satalım, peki hangisini satalım deyinceye kadar dört sene geçer.
..........
TÜSİAD 995''te bir raporunda bizim yapıyı şöyle özetlemişti:
¥ Merkeziyetçi-vesayetçi devlet.
¥ Müdahaleci-sosyal refah devleti.
¥ Minimal devlet.
¥ Müteşebbis devlet.
¥ Emredici devlet.
¥ Tekelci devlet.
¥ Kapalı-yasakçı devlet.
¥ Otoriter baskıcı devlet.
¥ Despot-tirani devlet.
¥ Statükocu devlet.
¥ Rant dağıtan devlet.
¥ Kutsal devlet.
¥ Müsrif devlet.
¥ Baba devlet.
Buna karşılık
teklif ettiği model ise şöyleydi:
Adem-i merkeziyetçi, sınırlı sorumlu, düzenleyici, hakem, rekabetçi, şeffaf, özgürlükçü, hukuk devleti, üretimi teşvik edici, bireyci, tutumlu, sorumlu bir devlet.
....
Yavaş yavaş da olsa bu noktaya gelemedik.
Şimdi eli mahkum geliyoruz.
Sovyetlerin 90''da yaşadığı değişimi biz ne yazık ki 2001''de yaşamaya başladık.
Hayırlı olsun.
Bedeli biraz ağır olacak ama iyi olacak.

