Bu oyunun kurallarına hem Mustafa Denizli, hem de futbolcularımız uyum sağladılar. İrlanda''daki maça göre Okan ve Arif''le maça başlayan Denizli bu görüşünde haklıydı. Biraz daha fazla atak yapmayı düşünmüştü. Özellikle ilk yarıda bunun faydalarını da gördük. Maçın başında Okan''ın yakaladığı pozisyon, daha sonra Arif''in yakaladığı fırsat, pozisyon zenginliklerimizin habercileri oldu. İlk yarının son dakikalarında Hakan Şükür''ün kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyon mutlaka gol olmalıydı. Böylesine ağırlık puanı yüksek bir maçta sistem iyi işliyor, kurallar yerine getiriliyor ve gole çok yaklaşıyorsunuz ve kaçıyor. Bu kaçmamalıydı. Bu türlü karşılaşmalarda böyle pozisyonlar her zaman yakalanmaz. Hakan Şükür gibi üst düzey bir futbolcunun bunu gole çevirememesini herhalde senelerce hatırlayacağız.
Futbol oyunu için herşeyin mükemmel olduğu Atatürk Stadı''nda rüzgâr dengeleri bazen alt-üst etti. Özellikle maçın başında futbolcularımızın top kontrolündeki sıkıntılar, oyunumuzu rakiple birlikte etkiledi. İkinci yarıya Milli Takımımız temkinli, dikkatli ve fırsat kollar bir havada başladı. İrlanda''nın sahada hiçbir etkinliği yoktu. Sanki tek kale oynuyorduk. Özellikle bu yarının başlarında Okan''ın yakaladığı iki net pozisyon, bir ara hani şu futbolun meşhur "Atamayana atarlar" tekerlemesini getirdi aklımıza ve içimizi ürpertmedi değil ama emektar Engin ve arkadaşlarının yürekten oyunu bizi rahatlattı. Maçın sonlarına doğru Sergen''in mükemmel çalımla girdiği gol pozisyonu ise göz zevkimizi okşadı. Sonuç olarak Mustafa Denizli ve talebeleri milletçe büyük acılar yaşadığımız bu dönemde yine tarih yazarak acımızı dindirdi. Varolsunlar, sağolsunlar...

