... Ve sonunda zafer! Türk futbolunun son dönemlerde aldığı başarılı skorları, nihayet sonunda işe yarar bir bütünlüğe kavuşturduk. Türkiye EURO 2000 finallerine kaldı. Bütün ülke olarak mutluyuz. Çocuklarımızı kutluyoruz. Aslında maçın ilk yarısında ciddi ciddi korkular yaşamıştık. Çünkü 0-0''ın tedirginliğini yaşıyorduk. 0-0''la tur atlamak, ya da baraj geçmek avantajı, aslında tepede sallanan Demokles''in kılıcı gibidir. Kimin kellesinin gideceği hiç belli olmaz. Koca Almanya bile; 0-0 avantajıyla oynarken, bize karşı nasıl tedirgin oynamıştı, gördünüz. Milli Takımımız da; avantaj mı, başa bela mı olduğu yüzde yüz kestirilemeyen 0-0 kâbusunu yaşadı.
Oyuna tedirgin, tutuk ve hatalarla başladık. Özellikle savunmada ciddi hatalar yaptık. Ağzımız burnumuza geldi... Yeşil çim üzerinde değil de; zımpara kağıdı üzerinde oynar gibiydi. Allah''tan İrlandalılar da gününde değildi... Sonradan biraz toparlandık, hatta bir yığın pozisyon da bulduk, ama hep diken üstündeydik. Devrenin son dakikasında, rakip savunmanın büyük hatasından topa kapan B.Hakan; kaleciyle karşı karşıya kaldığı halde, pozisyonu saç-baş yoldurarak harcadı. Aynı hatayı; hiç beklenmedik kişi, Sergen yaptı... Oyunun son dakikalarında kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda bir amatör futbolcunun bile yapamayacağı beceriksizliği yaptı.
Aslında ikinci yarıya; tedirginliğini üstünden atmış, dinamik bir tempoda çıktık.
Sergen, Arif ve Okan''ın üst üste pozisyonlarıyla; İrlanda''yı sarsmaya başladık. Biz gol üstüne gol koklamaya başlarken, rakibin pozisyonu bile yoktu. Anlayacağınız; oyunun patronluğuna soyunmuştuk. Maçın mutlak hakimi bizdik. Savunmada Alpay''ın, ileride Sergen''in, aerodinamik, turbo ve süpersonik görüntüsü; maçtan zaferle çıkma umutlarımızı durmadan pompalıyordu. İkinci yarının tamamında coşkulu ve üstün bir futbol sergileyen Milli Takımımız, sonunda zafere ulaştı. Ne mutlu Türküm diyene.

