Geçtiğimiz Pazar gününden beri iki takım için de üç önemli değişiklik vardı: 1 - Ankaragücü, eski Ankaragücü değildi... Daha önceki maçta sahaya süremediği oyuncularını bu defa sürmüş, belirgin bir etkinlik kazanmıştı. 2 - G.Saray, eski G.Saray değildi... Futbolcular, kaygan zeminden sakatlanma korkusuna girmiş; topa müdahalelerde tedbirli olmuştu... Bu yüzden ilk maçtaki saha üstünlüğünü büyük ölçüde kaybetmişti. 3 - Saha, eski saha değildi... Türkiye Ligi''nin en kötü zemini, yağan karla daha da kötü hale gelmişti. Hem top sürmek, hem top kontrolü; çok zordu... Her an herkes, her türlü hatayı yapabilirdi.
Nitekim; Taffarel''in Saffet''e kaptırdığı top örneği, zeminin azizliğine gösterilecek en önemli belgeydi.
Ama Saffet; "Eski takımına acıdı, torpil geçti" yakıştırmasını bile yaptıracak kötü bir vuruşla, inanılmazı gerçekleştirdi... Bomboş kaleye karşı, golü kaçırdı.
* * * Ankaragücü, 1-0 yenik duruma gelinceye kadar; G.Saray''dan daha etkili futbol oynamıştı. Kötü zemine rağmen, başarılı çapraz bölge paslarıyla; tehlikeli dalışlar yaptılar.
Nerdeyse golü atacak denilirken, golü yediler. 1-0 geriye düştükten sonra, anlamsız bir şekilde etkili futbollarından erime ve çözülme görüldü. Devre arasında biraz kendilerine gelmiş olmalılar ki; ikinci yarıda yeniden dirildiler... Ancak oyun, bu devrede de iki takım için de dengede geçti. Ancak, dengeler eşitti ama; G.Saray''ın direkten dönen bir şutu ve enteresan bir golü daha vardı.
Bu da finali getirdi. Kutluyoruz. * * * Yazının başında, Pazar ve Çarşamba suareleri arasındaki 3 değişiklikten sözettik ama; bir 4''üncüsünü unuttuk. Üç gün önce, Türkiye''ye geldiğinden bu yana en munis, en yumuşak, en sakin maçını oynayan Hagi; bundan bin pişman olmuş olacak ki, yeniden "öfkesi burnunda adam" oldu... Oyundan erken alınmasaydı, sarı karttan kırmızıya geçişi; pek zor olmayacaktı.

