Trabzonspor; "savunma ağırlıklı" futbolunu, korkak futbol görüntüsüyle harmanlamaya çalıştı. Pozisyon bulmaya niyeti olmayanın, golü nasıl bulacağı her zaman tartışma konusudur. Boş gezenin boş kalfası görünümündeki Hami... Demir dövücünün hınk deyicisi Vugrinec... Olsa da olur olmasa da olur kıvamındaki Olivera... Bu üçü; ilk devrenin Trabzonspor''unda merkez valisi gibiydiler.
Bu onların suçu değildi. Hoca, onların bulunduğu noktalara lojistik destek sağlamak gibi bir stratejinin gereğini bile duymuyordu... Bütün iş; "Aman bir tatsızlık olmasın" kuşkusu içine gömdürülen diğerlerinin sırtına yüklenmişti. İlk yarının taktiği belliydi:
Uykun gelse bile gerinme... Yenemiyorsan, yenilme... Beşiktaş, işin tuhafı; mahalle dışına çıkmaya merakı olmayanları, mahallinde ziyaret ederken bile tutuktu. Trabzonspor kalesini, ürkütücü ve dağıtıcı bir tempoda zorlayamadı.
Münch''ün sert, şok ve güzel bir şutu... Mehmet''in yarı volesi... Halilagiç''in kafası... Bütün ilk yarı boyunca, üretebildiği bu kadardı.
Anlayacağınız bütün bunlar; zevkli ve üretken olmayan ilk yarıdaki yavan futbolun delilleriydi. Ama ikinci yarı başlar başlamaz, Trabzon''un "askeri darbe gibi" golü geldi... Kimse ne olduğunu anlayamadan, 1-0 öne geçtiler. Bir şans anı... Bir dalgınlık anı... Bir oldu-bitti... Bir karambol ikramı... Çünkü Trabzon''un uyandığı yoktu, uyanacağı da yoktu. Bu skor; ne gerçeği ne de Trabzonspor''u yansıtmadığı için tabelada emanet gibi durdu. Ahmet Dursun; birkaç dakika içinde bu yapay galibiyete son verdi... Skoru eşitledi! Trabzonspor''un Trabzonluğu, her türlü şüpheyi davet eden soru işaretleri taşırken; Beşiktaş''ın durumu da çok parlak değildi. Kadrosunda altyapıdan iki gence ilk onbirde yer veren, beceriksiz ve ürkek Trabzonspor karşısında bile savruktu... Çok şey yapıyormuş gibi görünüp, aslında havanda su dövüyordu.
2 puan bu yüzden güme gitti. Bir takımın atakları çok bol, buna karşı pozisyonu çok kıtsa oynadığı futbol göz boyuyor demektir. Beşiktaş''ta 3 yeni transfer de sahadaydı.
En son gelen ilk onbirde, daha evvel gelenler yedekten girdi. Bu tercih garibime gitti. Üçünün birden 90 dakika oynamasını engelleyen SPK ya da Danıştay kararı mı var? Oyuna soktuğuna göre, ihtiyaç var. O ihtiyacı geç görmenin faturası, kaçan 2 puan mı dersiniz?

