Yeşil-beyazlılar; G.Saray karşısına defansını 5''leyerek başladı... Üstelik iki kişi de, savunmaya lojistik destek için nöbette.
Yani nerdeyse, 7''li bir savunma sözkonusu.
İleride bir tek Murat; kaderiyle başbaşa bırakılmış, vahada serap arıyor.
Bu tabloya rağmen; Bursa rakip cezasahasına girecek fırsatlar buldu... Hatta; Lupescu''nun şık paslarıyla pozisyonlar da buldu.
G.Saray''ın, kendisinden ürken bir rakibi, bu denli rahat bırakması; alıştığımız birşey değildi.
Kendi yarı sahasında, Bursaspor''a radar kontrolü yapmadı. Bu yüzden hız sınırının aşıldığı anlar oldu.
Orta saha, belki de ilk kez; bu denli rahat bir kulvar bıraktı.
***
Sahada, boş gezenin boş kalfası görünümündeki Jardel; nasıl oluyorsa oluyor, gol atmaya devam ediyor.
Ne diyeceksin?
Kanun Hükmünde Kararname zoruyla aferin...
Hagi maç içinde "Nedir ulan bu halin?" dercesine sert bir üslupla söylenmesine rağmen; adam bombalıyor.
Kafalar karışık... Jardel için konuşurken dikkatli olmak lâzım.
***
17 Mayıs ve öncesindeki G.Saray, hâlâ yok...
Ama içerde - dışarda işi bitiriyor.
Bursaspor karşısında da; bilinen teknik özelliklerini kuşanmadan, maç kazandı.
Biraz eşantiyon bir galibiyet oldu ama; kazanan haklıdır.
***
Gecenin en değerli anını, ben yaşadım.
Maç öncesinde, bütün tribünler beni bağrına bastı... Stad gene "Ali Sami... Ali Sami..." diye inledi.
Bir spor yazarı için bundan daha güzel, bundan daha değerli bir tablo olabilir mi?
Teşekkürler Bursa...

