Sevgili Öcal Uluç; yazısının başlığına "Kızmaca yok" demiş ama, kendisi kızmış! Leeds - Galatasaray maçı için cümbür cemaat İngiltere''ye giden siyasi köşe yazarlarına, veryansın ediyor.
Öcal ağabey gibi, başka sinirlenenler de oldu. Yanlış mı yaptım, tam karar veremedim ama; bir spor olayının tüm gazetelerin yazarlarına malzeme olmasından, sanki sevindim gibi... Gazetelerin birinci sayfasında spor... 3. sayfasında spor... Diğer iç sayfalarında spor... Köşe yazarlarının, hatta başyazarların bile hepsinde spor... Bu yoğunluğu görünce, kızmadım. Aksine; görev alanımızın önemli bir iş olduğunu, cazibe merkezi haline geldiğini, hem simgeleyen hem belgeleyen bir gelişme gibi geldi bana... Kızgınlık değil, tad alma duygum devreye girdi. Çünkü branşımız, ilgi ve itibar görüyordu. Yaptığım işten daha bir keyif alır oldum. * * * Ama başta Öcal ağabey olmak üzere, bir çok yazar tepkisini ortaya koydu. Hayret!... Bende böyle bir duygu oluşmadı. Üstelik ben, mesleğimin taciz edilmesini, yozlaştırılmasını, basite indirgenmesini ve kullanılmasını protesto eden biriyim. Bu konuda verilmiş mücadelelerim var. Mahkemelere düştük. Paralı jüri üyeliği konusunu ağır eleştiren "Maaşlı manşetler" yazılarım yüzünden, dernekten atıldığımız yıllar oldu. Spor yazarlığının onuru ve geleceği için savaşı olan birisiyim. Ama Leeds maçı nedeniyle, bütün köşe yazarlarının İngiltere''ye gitmesinden ve bu konuda yazı yazmalarından herhangi bir rahatsızlık duymadım. Sanıyorum, buna gerek de yoktu. Öcal Uluç, "Leeds tribünündeki spor yazarlarının yerleri ellerinden alındı, köşe yazarlarına verildi" diyor. Böyle bir şey yok! Yurt içinde ve yurt dışında sürekli gördüğüm kabuklaşmış kadroyu, İngiltere''de de aynen gördüm. Herkes ordaydı... Türkiye''den gelen spor yazarlarına ayrılmış özel basın tribünü içerisinde, Asil Nadir''in oğlu Birol Nadir hariç; herkes G.Saray''ı takiple görevlendirilmiş spor yazarıydı. Diğer başyazar ve köşe yazarları, bizim basın tribününden tamamen ayrı bir bölümdeydi. Bu yüzden; Öcal Uluç''un yazısındaki "Leeds tribünlerindeki spor yazarlarının yerleri, ellerinden alınmıştır" ifadesi doğru değil... Üstelik onların akreditasyonlarını Türkiye Spor Yazarları Derneği yapmamıştı... Hepsi, G.Saray''ın kendi özel VİP listesinde yeraldı. TSYD''nin bu işte bir günahı yok. * * * Ayrıca siyasi köşe yazarlarının, bizim sahaya el atmasının verdiği bir ders de vardı. Onların gaflarla dolu yazılarını okuyunca, şunu öğrendim: Bilmediğin bir konuda yazı yazmayacaksın. Bilgisizlikleri yüzünden, komik duruma düşenler oldu. Oktay Ekşi, 39 yıl sonra ilk kez bir maç seyredeceğini söylerken; "Galatasaray diye, yanlışlıkla Arsenal''in golünü alkışlayabilirim" demiş... Oysa rakip Leeds''ti. Onu bile karıştırmış.. Reha Muhtar, canlı yayında yanına aldığı Terim''in iki yardımcısı Bülent Ünder ve Müfit Erkasap''la röportaja başlarken; Bülent hocanın adını unutup "Afedersiniz adınız neydi?" diye sorması, bence iyi oldu. Spor yazarı olanla olmayan arasındaki fark ortaya çıktı. F.Bahçe''nin başkan vekili olan Uğur Dündar''a yöneltilen "Hangi takımı tutuyorsunuz?" sorusu da, İngiltere''deki incilerden biriydi. Bu yüzden; olaya kızmak değil, gülmek gerek. Ben öyle yaptım!

