Kaydet
a- | +A

Avrupa Futbol Şampiyonası bitti...

Maçlar başlamadan önce yapılan "Kupayı kim alır?" tahminleri, sürprize takılmadı.

Alması gereken bir kaç adaydan biri aldı.

Aslında Hollanda-Fransa finali bekleniyordu ama; İtalyanlar bacadan girdi, arka kapıdan çıktı...

"ALTIN GOL" artık sarraflara teslim edilecek.

Çünkü bundan sonraki şampiyonalarda göremeyeceksiniz.

Gönülsüz gelmişti, davul-zurnayla gidecek. 

Bir çok ülke, şampiyonaya gençler getirdi... Ya da genç olmasa da, yeniler...

Biz ne getirdik?

Gencimiz yoktu... Yenimiz yoktu...

İlk 2 maçta rakip kalelere tek şut atabilen forvetimiz, son maçta karavana sallayan boksörümüz vardı.

Çeyrek ekmek içinde döner gibi, çeyrek finalimizi afiyetle yedik.

Ne bir ışık... Ne bir desen... Ne bir renk...

Ne ahenk!

16 ülke arasında, maçlar devam ederken futbolcusunu geri postalayan tek ülke... Futbolcusunun hocasına, "Medyanın istediği kadroyu kurdu" diye fırça çektiği, yurda dönüşte de hakaret ettiği tek ülke...

"Başarı" diye övündüğümüz olayın içinde rezalet var.

Lezzetin tadı-tuzu kaçtı...

Acılı baklava... Sirkeli şöbiyet...

Nasıl olur afiyet? 

Fransızlar''ın ne oynadığı, nasıl oynadığı belli...

Hollandalılar''ın sistemi belli...

İtalyanlar''ın kendine ait stili, farklı bir profili var.

Bir demirperde ekolü... Bir Adalar ekolü... Bir Akdeniz ekolü var.

Fiziğe dayalı Baltık gerçeği var.

İngiliz futbolu deyince, şıp diye özelliklerini söylüyorsunuz.

Alman futbolu deyince, şablonu çiziyorsunuz.

Söyler misiniz Allahaşkına; Türkiye''nin hangi stili, hangi profili var... Ekolü, sistemi, ait olduğu kulvarı nedir?

Ne olursa Türkiye ne yapar?

Ne olmazsa ne olmaz?

Ne gerektiğinde, hangi gerekeni yaparız?

Futboldaki alamet-i farikamız nedir?

"Kilitlenmiş savunma" anlamına gelen Catanaccio deyince, İtalya aklımıza geliyor.

Hangi stilimize "Bak Türkler''in oyunu" derler...

Brezilyalılar sahada samba yapar... Bizimkiler de "Hey gidinin efesi" deyip, yere diz vurarak mı şut atar?

Kanatlardan mı oynarız?.. Ortadan mı dalarız?.. Savunmamız mı kuvvetlidir?.. Hava toplarında mı hakimiz?.. Kontratak futbolunda mı mahiriz?.. Sert şutlarımız mı var?.. Defansın arkasına adam kaçırmakta mı üstümüze yok...

Biz ne yaparız?

Günlük hayatta "Ne iş olsa yaparım abi" türleri vardır.

Biz de dünya futbolunun, ne iş olsa yaparım abisi miyiz? 

Bütün bunları sorarken, G.Saray''ı Türkiye''den ayıracağız.

Çünkü Cimbom; Mars''ta su bulunması gibi özel bir olay...

G.Saray''ın sistemi, kemikleşmiş bir oyun kurgusu vardı.

"Dakika bir - Dakika doksan; tam saha ve tam süre pres" ana stratejiydi...

Emre - Suat - Okan şasesi üstüne; ana gövdeyi oturttu.

Direksiyonda usta bir şoför, yakıt da Taffarel - Popescu - Capone - Hagi gibi kurşunsuz süper benzin olunca; BMW''ye yakın marka, "Galatasaray Otomobili" ortaya çıktı.

Mustafa Denizli; Milli Takım''ı bu araca bindirmeyince; yarı yolda kaldı.

Çeyrek finale, otostop yaparak çıktık.

O kadar!