BütünTürkiye, İrlanda maçından beri; "Hop hop Hıncal, Top Hıncal" küfürü ile kaynıyor. Gazetelere manşet oldu... Geçtiğimiz Pazar gecesi, "MARATON"un ana konusuydu. Bugün de, ARENA programında ele alınacak... Ayakkabı köselesi değil, memleket meselesi... İş büyük! * * * Peki, bu konuyu Türkiye''nin gündemine kim koydu? Orası da önemli... Önce; bizim gazeteden Hasan Sarıçiçek, haber yaptı. Sonra ben, satır aralarından o cümleyi çıkarıp; üstüne yazı yazdım. Star gazetesi de, bu konudaki görüşümü alıp; fotoğrafımla birlikte, üstelik manşetten verdi. Sonra herkes, konunun üstüne gitti... "Hop hop Hıncal...Top Hıncal" olayı, böylece ülke gündemine oturdu. Hasan Sarıçiçek haber yapmasa, ben de üstüne yazı yazmasam; olay ortaya çıkmayacaktı. Hıncal Uluç bile; NTV''deki programında, konuyu Türkiye gazetesinden okuyup öğrendiğini özellikle vurguladı. İşin yanisi şu: Milli küfürbazları ülke gündemine, bizim gazetenin iki mensubu taşıdı.
Habercilik ve Yorumculuk farkı... Olacak o kadar! * * * Mustafa Denizli, Pazar gecesi "MARATON" programında, milli futbolcuların bu şekilde bağırdıklarını kabul etmedi. "Böyle bir olay yoktur" dedi. Türkiye bu konuyla 10 gündür çalkalanıyor... Fakat hocamız bu süre içerisinde gıkını çıkarmıyor, ama sonradan ortaya fırlayıp küfürü inkâr ediyor. Sayın Mustafa Denizli, Pazar gecesine kadar neredeydi? Eğer böyle bir olay gerçekten olmadıysa; daha söylentisi çıktığı anda ortaya fırlar; "Bir dakika beyler, kafadan atmayın" diye gürlerdi. Bunu söyleyeni, söyleteni, yazanı, çizeni; yaptığına-yapacağına pişman ederdi. Ama öyle olmadı! Önce herşeyi sineye çekiyor, fakat 10 gün sonra futbolcularını koruma içgüdüsüne giriyor. Hiçbir inandırıcılığı olmayan bir zamanlama ile, küfürü reddediyor. Geç kaldın hocam! * * * İşin tuhafı; Hıncal Uluç ve Mustafa Denizli, bu gece ARENA''da birbirine can-ciğer kuzu dolması bile olabilir... "Ben sana öyle dedirttirir miyim" ya da "Yanlış anlaşıldık" gibisinden buzpateni kıvraklığı gösterebilirler. Koklaşıp sarılırlar, gayet mutlu ayrılırlar... Ne olacağını tam bilemem, ama kesin olarak bildiğim şudur.
Milli takımın otobüsünde "Hop hop Hıncal... Top Hıncal" diye tempo tutulmuştur. Kaynaklarımızı açıklarsak, o milli takımın teknik kadrosu dağılır... Bir kaç futbolcu atılır. Beni daha fazla konuşturmayın. Yakınlarda, o küfürlerin video kaydı bile ortaya çıkabilir. Yani Hıncal-Denizli ikilisi, bu akşam sarılıp koklaşsalar bile; gerçek değişmeyecek. * * * İrlanda karşısında kazandığımız zaferden sonra, deprem bölgeleri de dahil; bütün ülke "En büyük Türkiye... Başka büyük yok" diye bağırırken; o sırada futbolcularımız "Hop Hop Hıncal... Top Hıncal" diye bağırıyordu. Ülkemizin hemen hemen bütün spor tesislerinde; Atatürk''ün mutlaka şu sözü var: "Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim." Milli küfürbazlarımız; o kötü tezahüratla, Atatürk''ün istediği sporcu tarifine ne kadar uyuyor? Zeki ve çevik olduk da, ahlâklı olabildik mi? Milli takım otobüsünde, Hıncal Uluç''un ev telefonu aranıp, tele-sekreterine bu küfürler kaydedilirse; bu davranış da "Türkiye sizinle gurur duyuyor" kategorisine girer mi? * * * Ülke deprem felaketiyle çalkalanırken... İnsanlar çadır bile bulamazken... Buldukları çadırları sular basarken... Kuru kalanları tüp patlayıp yakarken... İnsanlar aç, sefil, işsiz, güçsüz, okulsuz kalırken... Üstüne üstlük vali de onları tokatlarken... Devlet bütçeyi denkleştirmek için Deprem Vergisi çıkarırken; "100 milyar prim verin... Bize birer villa bulun... Olmazsa Jeep alın" diyen millilerimiz var. Kendilerdine dağıtılan 120 bileti az bularak, maç gününde hır çıkardılar.
Ali Eren, milli takımdaki başarısını koz olarak kullanıp, kulübü Beşiktaş''a karşı "Hamamcı Mustafa İsyanı"nı başlattı... İdmanlara çıkmadı, herkese posta koydu. Herşeyin üstüne tuz-biber eker gibi, sonunda da "Hop hop Hıncal" rezaleti patladı. Bütün bunları yapanlar; EURO 2000''in futbolcuları... Lütfen unutmayalım. Başarılı olmak kadar, ahlâklı olmaya da ihtiyacımız var. Burnumuzdan gelecek zaferler istemiyoruz!

