Kaydet
a- | +A

Rotterdam...

Avrupa Futbol Şampiyonası finalinin oynandığı şehir...

Ama öyle bir şehir ki; uçuk-kaçık post modern konut mimarisinin, çılgınlıkta tavana vurduğu bir kent...

En merkezi alandaki en geniş caddenin üzerinde, bir baştan öbür başa geçen ünlü KÜP EVLER var...

Her küp, tripleks müstakil bir daire...

Caddenin bir başından öbür başına kadar, birbirine temas ettirilerek; ama rastgele bir düzende karşıdan karşıya yay eğimiyle geçirilmiş daireler... Havada, üst geçit gibi...

Her dairenin açısı değişik... Eğimi değişik... Durumu, konumu değişik...

Pencerelerin kimisi yere doğru bakıyor, kimisi havaya doğru dikilmiş... Kimisi caddeye paralel.... Aynı hizada olan yok!

Dünyanın en ilginç ve Hollanda''nın en pahalı daireleri...

Birbiriyle farklı açılardan ve farklı noktalardan temas ettirilerek karşı caddeye geçirilen bu küplerde; insanların nasıl oluyor da düz bir zeminde yaşadıklarını bir türlü anlayamıyorsunuz.

Binaların altından her daireyi yarım saat inceledim; içerilerinin hangi teknikle normal bir daire haline getirildiğini bir türlü anlayamadım.

Düşünün; koca tripleks dairelerinin bir bölümü, baş aşağı duruyor.

Aklım karıştı... Dimağım durdu...

Yalnız ben değil, herkes öyle!

Seyreden üşütüyor...

Çıldırmış bunlar!

* * *

Rotterdam, konut alanındaki post-modern mimarinin dünya merkezi olması dışında; başka şaşırtıcı değerlere de sahip...

Final maçının oynandığı Feyenoord Stadı''nın hemen bitişiğinden itibaren başlayan Pendirecht yolu, Hollanda''nın futbolda neden ileri olduğunu net bir şekilde belgeliyor.

Bu yolda 1.5 saat gittik; bu 90 dakikalık süre boyunca, yan yana sayısız sahalar gördük.

10 değil... 50 değil... 100 değil...

Siz 200 deyin yalancı çıkmazsınız... Ben 300 diyeyim, palavra atıyor sayılmam...

Hepsi, yeşilin en cilalısından çim... Hepsi, çevresindeki dost ağaçların serin korumasında...

Öğleden sonra başlayıp, akşamın ilk karanlığına kadar süren gezimiz boyunca; yan yana dizilmiş futbol sahalarından başka bir şey yoktu.

Gördüklerimizin tamamında küçük çocuklar çalışıyordu.

Kiminde 8-10 yaş grubu... Kiminde 12-14 yaş grubu...

Çocuklar arzu, ciddiyet ve mutluluk içindeydi.

Yarının Bergkamp''ları olma yolunda sınırsız imkan verilen Hollandalı çocukları görünce; içim burkuldu... Üzüldüm...

Türkiye''de 8 yaşlarındaki çocuklara, bırakın yan yana 300 sahayı, 2 sahayı bile ayırdıklarını bilmem.

Çünkü yok!

Bizim çocukların çaresizliği, kimsesizliği ve sahipsizliği karşısında kahroldum.

Sayılarının kaça vardığını saymaya gücümün yetmediği çokluktaki sahaları görünce, hakarete uğramış gibi oldum.

Eziklik duygusu içimi parçaladı.

Çocuklarımız adına utandım.

* * *

Biz kendi çocuklarımıza bu imkanları sağlamada kağnı arabasıyla bile henüz yola çıkmamışken; Hollandalılar Türk çocuklarını da bağrına basmış...

1.5 saat yol aldığımız halde; futbol sahasından başka bir şey görmediğimiz bu Pendirecht bölgesinde, Anadolu Ekin Spor Kulübü''ne de saha vermişler...

Hem de 3 tane... Hem de ışıklandırmalı...

Bir de stad!

Gel oyna, adam yetiştir; Türk Overmars''lar bul diye...

Kulüp genel meneceri Mükerrem İğli, tesisleri gezdirince şaştım, kaldım.

Sahayı veren onlar... Stadı veren onlar... Kulüp tesisini veren onlar... Her türlü imkanı veren onlar....

Buna rağmen; Anadolu Ekin Spor Kulübü''nün tesislerine Türk bayrağı asma izni bile vermişler...

"Türk, Hollandalı farketmez; yeter ki adam gibi sporcu yetiştir" diyorlar.

Belki de büyük ülke olmaları bu yüzden!

* * *

Ufak bir hatırlatma...

Herkes Hollanda''nın başkenti Amsterdam sanır ama, resmi olarak Lahey''dir.

Ama işin daha da tuhafı, Hollanda''da Lahey diye bir kent yoktur.

Onun da doğru adı Den Haag''tır.

Unutmayın!