Siz bu satırları okuduğunuzda, biz Viyana''da olacağız. 5''inci defa geldiğimiz bu soylu kentte, G.Saray için Rapid''den vize isteyeceğiz. Ama Beşiktaş ve Trabzon''un Avrupa Kupaları''ndan çok erken vedaları, Cimbom''un da G.Antep önündeki hüsranından sonra; Şampiyonlar Ligi için umutlanacak moral kalmadı. Buraya geldik, uykumuz kaçtı. Dön o yana, dön bu yana... Kâbus oldu Viyana... * * * Ama bizi rahatlatacak, bazı eski bulgular da var. Bunlardan biri; G.Saray''ın her Avrupa kupa maçı öncesi, ligde insanın boğazında kılçık bırakması...
Ya yenilir, ya berabere kalır! Taraftarlar; "Eyvah, ne oluyoruz" diye paniğe düştüklerinde, Cimbom Avrupa''dan zafer getirir... Bu nedenle; 2-1''lik Gaziantep yenilgisini, Viyana''dan gelecek müjdeli habere yoruyorum. Tarih tekerrürden ibaretse, mesele yok! * * * Bir başka avantajımız daha var. Rapid; yakın dönemlerde, F.Bahçe''nin Şampiyonlar Ligi''ndeki rakibiydi... Kühbauer''in çok başarılı futboluyla uluslararası üne kavuştuğu o dönemdeki Rapid, gerçekten güçlü bir ekipti. Ama F.Bahçe; finali hedefleyen rakibi ile deplasmanda berabere kaldı, İstanbul''da yendi. Yarın gece G.Saray''la karşılaşacak olan Rapid ise; güç olarak, F.Bahçe''nin karşısındaki Rapid''in çok altında... Bu iyi bir haber. Ancak bir de kötü haberimiz var. Saviçeviç çok formda! Avrupa''nın vitrininden uzağa düşüp, bazı kasapların "Etlerimiz buzdolabındadır" duyurusu gibi, depoya düşen bu futbolcu; herkese "Ben daha ölmedim" trajedyasından aryalar okuyor. Eski rolleri ve şimdiki golleri, Rapid''de atbaşı beraber gidiyor. Aman dikkat! * * * Maçın oynanacağı ünlü Prater Stadı, eskiden tamamen açıktı. Şimdi ise, tamamen kapalı! Ancak öyle bir teknikle kapattılar ki; akustik denilen ses yankılanması, staddaki bu yeni yapılanmada doruk noktasına çıktı. 2 kişi bağırsın, 50 kişi bağırıyormuş gibi ses çıkıyor. Zaten Rapid seyircisi; maç boyunca temposunu düşürmeyen, yüksek volumlü, inatçı bir seyirci... Rakibin oyununu bozacak kadar psikolojik etki gücünde! Zaten çok bağıran bir seyirciye, bağırdığını 5''e katlayacak akustik düzen de kurulunca; 50 bin kişilik Prater Stadı, 120 bin kişilik Barnebeu Stadı''ndan daha ürkütücü hale geldi. İşte F.Bahçe bu stadda, rakibini dize getirmişti. Boliç''in muhteşem golüyle 1-0 öne geçmiş, çok uzun süre galip oynamıştık. Beraberlik hakkımız değildi. Ne yazık ki, golü yedik. Ama o gün oynadığımız futbol, bizi mutlu etmeğe yetmişti. Zaten oradan bir beraberlik almak da, başarılı bir sonuçtu. Bu yüzden mutlu da olmuştuk. Maç sonrasında, bizim Veysel Serçe ile Viyana sokaklarında ne kadar gururla dolaşmıştık. Veysel, 2 bin kadar Türk Sanat Müziği eserini ezbere biliyor. Sesi de çok güzel! Viyana caddelerinde o assolist gibi söylüyor, ben de vokalist gibi ona hafiften eşlik ediyordum. Biz bu halde İstanbul''da dolaşsak, "Bunlar manyak mı?" diye bizi taşa tutarlar. Ama Avrupalı; pislik yapmadan, avaz avaz bağırmadan, mutlu oldukları için kendi halinde şarkı söyleyerek yürüyen insanlara, gıpta ile bakar... Biz, o 1-1''in aşkıyla yollarda nihavent geçerken, onlar anlamadıkları bir dilin nakaratına, sevgi ile bakıyorlardı. Çünkü onlar rahatlıkla kabul ediyordu ki; mutlu olanların, bir çok şeyi yapma hakkı vardır. Viyanalılar da; hoşgörüleriyle ve sevecen bakışlarıyla, bizim hicaz peşrevlerimize içlerinden katılıyorlardı. * * * Veysel Serçe ile yaptığımız o Viyana gezisi; yalnız Viyana''ya yaptığım gezilerin en iyisi değil, tüm seyahatlerimin içinde en hoş olanıydı. Gene bu soylu kentteyim... Yarın geceyi bekliyorum. Veysel kadar şarkı sözü bilmiyorum... Aslında makamları da pek tutturamam... Üstelik sesim de kötü! Ama bu kentin caddelerinde, bir kez daha şarkı söylemek istiyorum: Adalardan bir yar gelir bizlere... Aman Allah, gollere bak gollere...

