Kaydet
a- | +A

Amerika''da Başkanlık seçimi kampanyası son haftalarına girdi. 7 Kasım''da dananın kuyruğu kopacak; ABD''nin yeni Başkanının, Clinton''ın yardımcısı Al Gore mu, yoksa Teksas Valisi George W. Bush mu, olacağı belirlenecek. Adaylar, kamuoyu araştırmalarına göre, adeta başa baş gidiyorlar ve öyle görünüyor ki, baş farkı ile kazanacaklar. Son

TV tartışmasından sonra, Bush''un biraz öne geçtiği anlaşılıyor.

Uluslararası önem Bu seçimlerde sadece Amerika''nın iç politikasını yönetecek bir devlet Başkanı değil, bir süper gücün, ABD''nin, dünya politikasına yön verecek, uluslararası ilişkilerde başrolü oynayacak güçlü bir başkanı da seçilecek. Son günlerde, dünyada birden patlayan olaylar ve bunalımlar; Filistin-İsrail çatışması, Yemen''de bir Amerikan destroyerine yapılan terör saldırısı, Yugoslavya''da Miloşeviç''in sonu ve bu sondan sonra Balkanlar''daki muhtemel gelişmeler, Amerika''nın dünya olaylarında "merkez" olduğunu gösterdi ve yeni Başkanı bekleyen büyük sorunları ve sorumlulukları hatırlattı. Her iki Başkan adayı da TV tartışmalarınnda Amerika''nın dünya olaylarındaki önemi konusunda anlaştılar ama bu sorumlulukları nasıl ve hangi üslupta yüklenecekleri hususunda aralarında farklılıklar olduğunu da ihsas ettiler.

Takım mı, kişi mi? Şimdiki halde anlaşılan şu ki, Bush uluslararası konularda, deneyimli uzmanlardan oluşan takım çalışmasına ağırlık verecek. Bunda haklı; çünkü herkes biliyor kendisi de kabul ediyor ki, bu alanda pek deneyimi yok. Al Gore ise, son yıllarda, Başkan Yardımcısı olarak idarenin içinde bulundugu için, daha tecrübeli ve kendi insiyaklarına göre hareket etmekte kararlı görünüyor. Bu, bir bakıma Amerikan "Başkanlık sistemine" ve geleneklerine daha uygun. Eski başkanlardan Harry S Truman, bunu masasının üzerine koyduğu bir ibare ile ifade etmişti: "Bu iş burada biter!"

Al Gore ise, gene Demokratların geleneklerine uyarak Amerika''nın dünya işlerinde daha aktif davranmasından, gücünü gösterip kullanmasından, bunalımlara müdahale etmesinden yana... Hatta uluslararası ilişkilerde "şahin" olacağını da gizlemiyor. Oysa Bush, dış politikada ve dış olaylarda daha ihtiyatlı davranacağını gizlemiyor. Hatta bunalımlara müdahale etmek için yurt dışına asker göndermemekten ve bu arada Balkanlar''daki Amerikan askerlerini, bir an evvel çekmekten yana... Dış müdahalelerin Amerika''nın milli çıkarlarının gerektirdiği oranda olması ve müdahale yapmak gerekse bile, bunun, fiyasko ile neticelenmeyecek, ülkenin şerefini rencide etmeyecek bir şekilde yapılması gerektiğini söylüyor.

Reel politikada Bir yerde, gerek Al Gore''un gerekse Bush''un konuşmaları neticede seçim konuşmaları; and içip Başkan olarak Oval Ofis''e oturdukları ve gerçek problemlerle karşı karşıya kaldıklarında, yani reel politikada ne olacak? Ne kendileri ne de yorumcular şimdiden kesin bir şey söyleyemezler... Kaldı ki dünya sorunları öylesine karma karışık ve girift ki! Amiyane tabiri ile evdeki hesap çarşıya uymayabiliyor. İdealler gerçeklerin katılığı karşısında hükümsüz kalabiliyor. Başkanların kararlarını uzmanlara -ve de müttefiklere- danışarak vermeleri de ideal ama uzmanların anlaşamadıkları, istihbarat örgütlerinin verdikleri bilgilerin doğru olmadığı zamanlar, en yakın müttefiklerin çıkarlarının Amerika''nın çıkarları ile çeliştiği durumlar olabiliyor. Başkan J. F. Kennedy zamanında Küba''daki Domuzlar Körfezi fiyaskosu, Amerika gibi bir süper devletin, uzmanlarının ve istihbarat örgütlerinin nasıl yanılabileceklerinin acı ve pahalıya mal olmuş bir örneği idi.

Son tahlilde Son tahlilde, yeni Başkanın ne kadar deneyimli bir uzmanlar takımı olursa olsun, iş Truman''ın dediği gibi onun masasında onun nihai kararı ile bitecektir. Mesele şudur:

Yeni Başkan bu sorumluluğu, tek başına, yüklenebilecek mi?

Nihayet, Türkiye ile seçimlerin bağlantısı konusunda bir söz: Al Gore''un veya Bush''un mu seçilmesi "Türkiye"nin çıkarları bakımından daha iyi olacak? Cevap: İkisinin de ve hiçbirinin de! Bunu olayların gelişmesi ve her şeyden evvel Amerika''nın kendi çıkarları tayin eder... Biz gene de, kendimizden ve Allahtan başka kimseye güvenmeyelim!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Çocukluğumda. Amerika''da herkes Başkan olabilir derlerdi... Gittikçe buna inanıyorum!"

CLARENCE DARROW

"Yeni Başkan Beyaz Saray''a girdikten sonra, önemli olan muhatabı artık tarihtir!"

DORIS KEARNS GOODWIN