Kaydet
a- | +A

Kavramları öylesine karıştırıyorlar ki, benim ve eminim, birçoklarının, akıllarımız da karıştı. Çoğu, ayağı yere basan düşüncelerine hayran olduğum Sakıp Sabancı Ağa''yı da bir konuda anlıyamıyorum doğrusu. Bir taraftan, çok haklı; sevgili kardeşi Özdemir Sabancı''nın ve iş arkadaşlarının kaatillerinden DHKP-C terör örgütü elemanı Fehriye Erdal''ın suçu, hem Türk yargısınca hem Belçika yargısınca, hiç şüpheye mahal kalmamacasına sabit olduğu halde, yargılanmak ve cezalandırılmak üzere, Belçika makamları tarafından Türkiye''ye iade edilmemesine karşı ateş püskürüyormuş. Ne var ki, yanlış tarafa, TBMM''ye ateş püskürüyor; şimdiye kadar idam cezası kaldırılmadığı için! Bunda basit bir mantık hatasından da öte, büyük bir haksızlık var. Hepimizin, kızmamız, ateş püskürmemiz gereken asıl taraf "Türkiye''de idam cezası var" bahanesiyle Belçika Mahkemesi salonunda, küstahça zafer işaretleri yapan, masum insanları öldürmüş azılı bir teröristi, suçu işlediği Türkiye''ye iade etmeyen ve muhtemelen sığınma hakkı da verip salıverecek olan Belçika hükümetidir ve genel olarak da idam takıntısı ile teröristleri koruyan Kopenhag Kriterleri ve Avrupa Birliği''dir.

Teröristlere yeşil ışık Suçu sabit olmuş bir teröristi böylesine koruma altına almak, dokunulmazlık tanımak, bundan sonra aynı suçu pervasızca işleyeceklere yeşil ışık göstermek demektir. Acaba sözkonusu ülke Türkiye olduğu için mi tıpkı Öcalan konusunda yaptıkları gibi, Fehriye''yi özgürlük savaşçısı saydıkları için mi, yoksa DHKP-C''cilerin ve PKK''cıların, Belçika sokaklarını darma dağın etmelerinden korktukları için mi, Fehriye''yi neticede serbest bırakacaklar? Bu, hem ilahî, hem de evrensel adalet kriterlerini hiçe saymak demektir. Ama Sakıp Ağamız, bunlara kızmıyor. İdam cezasını kaldıramadı diye Türk Parlamento''suna ateş püskürüyor! Bunda, Ağa''nın müsellem sağduyusuna ters düşen bir şey var..

Teslim edilse idi... Fehriye, bize gerektiği gibi geri verilse idi, idam cezası olmasına rağmen, maalesef hakettiği gibi asılamayacaktı. Tıpkı 30 binden fazla yurttaşımızın katili Öcalan''ın asılamayacağı gibi! Bunun için de Sakıp Ağamız kardeşinin kaatilinin cezasını Türkiye''ye gelip de bir cezaevinde çekmesi ile ve sonra da muhtemelen genel affa uğraması ile tatmin olacak mı idi? Öyle ise kendileri sembolik ve biraz da boşuna konuşuyor ve Türk Parlamentosu''na da haksızlık ediyor!

İdam cezası Hem idam cezasının kalkmasını AB ve Avrupa kriterleri öngörse bile bizim için, bizim özel koşullarımızda doğru mu olacak? Ünlü bir hukuk hocamız dahi "Öcalan''ı yakalarsak ne yapacağız" soruma gülerek mukabele etmiş, yani onun yakalanacağını ummamıştı. Öcalan yakalandıktan sonra, bunu kendisine hatırlattığımda ve "Şimdi ne yapacağız?" diye sorduğumda, "Canım Helikopterden atıverselerdi" diye cevap verdi... Ancak Öcalan''ı ne asabiliyor ne de saygın bir devlet olduğumuz için, gereğini başka usullerle de yapamıyoruz... Bu yani amme vicdanının da Sakıp Ağanın vicdanının da tatmin edilememesi, bir çaresizlik değil midir?

ABD''deki tartışma İdam cezası konusunda da, "yalnız Arnavutluk''ta ölüm cezası kaldı" deniyor da, acaba niçin, demokratikliğinden ve insan haklarına saygısından kuşku olmayan, Amerika Birleşik Devletleri''nin çoğu eyaletlerinde, ölüm cezasının mevcut olduğu ve kaldırılmasının da düşünülmediği hatırlanmıyor? Cezayı kaldıran eyaletlerin bazılarında da, artan suçluluk oranı ve şekilleri yüzünden cezanın yeniden konması gündemde! İlke olarak, idam cezasına taraftar olan bir Eyalet valisinin, bazı mahkumların cezalarının infazına moratoryum koymasının, infazları askıya almasının gerekçesi de şu: Acaba idama mahkum edilenler, gerçekten suçlu mu idiler yoksa, yeter imkanları olmadığı için ve iyi avukatlar tarafından yeterince savunulamadıkları için mi, haksız yere mahkum edildiler. Şimdi bu ve daha iyi savunma imkanlarının sağlanması araştırılıyor. Herhalde ne Öcalan ne de Fehriye Erdal için bu mülahazalar geçerli değildir! Sadece bu konu bile, kendimizi Avrupa Birliği "at gözlüklerini" takarak, zaman zaman milli çıkarlarımıza da ters düşen bir çaresizlikler çıkmazına nasıl soktuğumuzu gösteriyor. Avrupa Birliği''ni, her konuda, tamamiyle tatmin edebileceğimiz de belli değil; sonunda, gözünüzün üzerinde kaşınız var diye, hatta mesela, eşcinsellere hak ve özgürlük tanımıyorsunuz diye muhakkak bir şıkan çıkaracaklardır. Dünkü yazımda da söylediğim gibi, bu yeni Avrupa "cesur dünyasının" lügatı ters anlamlarla dolu: Orwell''in "Barış Savaştır" dediği gibi şimdi de adeta "idam yasaktır" ama "terörizm mubahtır" diyorlar!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Her kim ki bir tartışma esnasında sadece başka otoriteleri tanık gösterirse kendi aklını kullanmıyor, hafızasını kullanıyor demektir!" Leonardo da Vinci (1452-1519)