Kaydet
a- | +A

AGİT Zirvesi, Türkiye''yi ve özellikle İstanbul''u dünya haritasında ve dünya tarihinde belirleyen, hak ettiği yere oturtan bir olay oldu. "İstanbul Deklarasyonu" uluslararası ilişkiler tarihinde önemli bir yer alacak...Viyana Kongresi Versay Kongresi, Potsdam toplantısı, San Fransisco Konferansı gibi... Organizasyon başarısı hiç de küçümsenecek gibi değildi. Bir önemli Devlet Başkanını ağırlamak, misafirin istirahatinden güvenliğine kadar çeşitli ayrıntıları kusursuz yapmak, Dışişleri Bakanlıklarının, protokolcülerin korkulu rüyasıdır. Bu gibi ziyaretlerde aksaklıklar, fiyaskolar, gaflar da adeta kaçınılmazdır. Ama bu sefer, İstanbul''da galiba bunlar pek olmadı. Bir tarafta AGİT toplantı organizasyonu, yemekler ve yan şovlar ve dile kolay, 54 ülkenin Başkan ve Başbakanlarını, ayrı ayrı ağırlamak, ancak -üzerine basa basa söylüyorum- Türk iradesi ve kıvrak zekası ile gerçekleşebilecek şeylerdi. Hani, ikide bir de kendimizi küçük görür, "Türk gibi çuvalladık!" gibi başlıklar atarız, ya bu olaydan sonra bu aşağılık kompleksine son vermemiz gerekir. İsteyince, azmedince herşeyi yaparız!

TİM ÇALIŞMASI Bütün bu organizasyonda, idare, tabii Dışişleri Bakanlığı''nda idi, güvenlik teşkilatları, İstanbul Polisi ve Türk Telekom herşeyin aksaksız yürümesinde, büyük gayret ve başarı gösterdiler. Bu arada kendi eski Genel Müdürlüğümün, şimdi Büyükelçi Aydın Sezgin''in dirayetli yönetimindeki Basın-Yayın Genel Müdürlüğü''nün, Enformasyon Dairesi ekibinin üstün başarı göstermiş olduğunu, yerli ve yabancı meslektaşlarımdan duyarak iftihar ediyorum. Benim zamanımda Genel Müdürlüğü''ne yeni giren, şimdi Enformasyon Dairesi Başkanı Tanzer Özkut hanım ve ekibi İmralı duruşmalarında da çok başarılı olmuşlardı, bu sefer kendi rekorlarını kırmışlar.

HATIRALARIM Bu olay bana Devlet görevinde bulunduğum dönemlerde kendi yaşadığım, organizasyonunda yer aldığım, iki önemli ziyareti 1959 Aralık ayında, ABD Başkanı Dwight Eisenhower''in Ankara''yı ziyaretini ve 1971 ekiminde de, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth ile eşi Prens Phıllip ve kızları Prenses Anne''nin ziyaretlerini hatırlattı. Eisenhower''in ziyareti Türk Amerikan ilişkilerinde sancıların başladığı döneme tesadüf ediyordu. Amerikan kamuoyuna kendimizi ve dostluğumuzu hatırlatmak için Ankara sokaklarını, çoğunu benim kaleme aldığım anlamlı sloganlarla donatmıştık ve Başkan''ın havaalanından kalacağı misafir köşküne kadar, sokaklarda halkın ve tatil edilen okul çocuklarının tezahüratı ve adım başı halk oyunları ekipleri tarafından karşılanmış ve çok da etkilenmişti. Ziyarette evvel, Başkanın korumaları (sanıldığı gibi FBI veya CIA ajanları değil, ABD Hazine Bakanlığı''na bağlı Secret Service ajanları) Ankara''ya gelip bizim Emniyet Müdürlüğümüzle tedbirler almışlardı. O günlerde de pek terör ve terörist tehlikesi yoktu. Tedbirler de bugünkü kadar sıkı değildi. Bir hoş olay hatırlarım: Ankara Valisi, rahmetli Dilaver Argün, şehrin anahtarını başkana verecekti. Benden İngilizce bir "hoş geldiniz" cümlesi yazmamı istedi ve bu cümleyi ezberledi. Eisenhower uçaktan inince, valimiz de İngilizce ezberlediklerini söyledi... Eisenhower teşekkür ettikten sonra "Türkçe ne kadar da İngilizceye benziyor!" deyiverdi.

FOTO İSKELELERİ O zaman TV ve kameralar yoktu ama, çok sayıda Türk, Amerikan ve yabancı fotoğrafçı ve film operatörü vardı. Her büyük olayda olduğu gibi bu sefer de, yığılmaları ve kargaşayı önlemek için bir tertip düşünmüştüm. İki kamyonun üzerine fotoğrafçıların üst üste çıkıp çalışabilecekleri iskeleler monte ettirdim. Böylelikle yollar boyunca rahat çalışabildiler... İnşaatı daha yeni tamamlanmış olan TBMM binasında kurduğumuz basın merkezi de telefon ve teleks hizmetleri ile o zamana göre başarılı bir ilk olmuştu. Basın-Yayın Genel Müdürlüğü''nde görevler taksim edilmiş ve ziyaret boyunca da herkes görevini aksaksız yapmıştı. Bu ziyaretin, benim açımdan, tek tatsız olayı, bana talimat vermeye kalkan bir ABD Büyükelçiliği memuruna haddini bildirmem oldu.

KRALİÇE GELİYOR İngiltere Kraliçesi ll. Elizabeth''in ziyaretini de, Eisenhower ziyaretinin tecrübelerinden yararlanarak başarı ile yürüttük. Kraliçe''nin Topkapı ziyaretinde, içeriye mahdut sayıda foto muhabiri almamız gerekti. Ama başaramadık; arkadaşlar kordonu yardılar ve içeriye hücum ettiler. Bu arada ben de usulü bozanlara ve bu arada sevgili Ara Güler''e karşı koymak zorunda kaldım. Kraliçe bir taraftan görkemli Yeniçeriler diğer taraftan da foto muhabirlerinin hücumu arasında şaşkın kalmıştı. Bir ara, eşi Kraliçeyi fotoğrafçıların hücumundan adeta sille-tekme korumaya çalışan Prens Philip''le aynı safta mücadele verirken, göz göze geldik..Prens etrafı tekmelerken bana tatlı tatlı göz kırpıyordu. Anlaşılan yaptığı işten zevk duyuyordu! Bu ziyarette Dışişleri bir tarafta, Cumhurbaşkanlığı diğer tarafta görüş ve yöntem farkları ortaya çıktı. Mesela, Kraliçe gitiği, yerlerde özellikle büyük halk kalabalıklarına yakın olmak istiyordu. Bunun için de İngiltere ile yakın ilişkileri olan Galatasaray''ın o zamanki Başkanı Selahattin Beyazıt''ın telkinleri ile Dolmabahçe Stadyumunda yapılacak Galatasaray''ın bir maçına gitmek istediği anlaşıldı. Ancak Cumhurbaşkanı Sunay''ın Genel Sekreteri Cihat Alpan bu isteği veto etti ve Kraliçe adeta zorla Ayazağa''daki manej sahasındaki konkur hipiklere götürüldü ve orada halkın ortasında kalıverdi.

DEKOR MESELESİ Kraliçenin ve Prensin ikametine Ankara''daki Atatürk''ün kız kardeşi Makbule Hanım''ın köşkü tahsis edilmiş ve Dışişleri Bakanı Osman Olcay''ın ricalarına rağmen, köşkün dekorasyonunu bizzat Genel Sekreter Cihat Alpan deruhte etmişti. Ziyaretten iki gün evvel, yabancı gazetecilere köşkü göstermek için eşimle beraber gittik... Girer girmez eşimin nasıl reaksiyon göstereceğini tahmin ettiğim için, "Hiç kimseye hiçbir dilde bir şey söyleme" ihtarımı çektim. Zira biliyordum ki, dekorasyonu, kraliçenin üzerinde eros heykelcikleri bulunan yatağını, Prensin asker battaniyeli karyolasını ve PX Amerikan çarşısından alınma etiketleri üzerinde tuvalet eşyalarını ve TV üzerindeki dantel örtüyü ve herşeyi tenkid edecekti... Ama ne ise ki, Dışişleri Bakanı, zarif ve espritüel Osman Olcay, birkaç gün sonra İzmir''de Efes Oteli''ndeki yemekte taşı gediğine koydu. O yemeğin sonunda, Efes Oteli''nin aşçıbaşısının özenerek yaptığı, üzeri rengarenk keten helvalı dondurma "parfe" atlısı geldi... Kraliçenin ve Prensin tatlıları iltimaslı olarak daha da fazla süslü idi.. Kraliçe, keten helvaları sıyırıp dondurmaya nasıl nüfus edeceğini pek kestiremiyor ve kaşığı ile büyük mücadele veriyordu. Olcay Kraliçeye döndü: "Majesteleri" dedi "Bu tatlıyı da Ankara''da ikametinize tahsis edilen köşkün dekoratörü dekore itmiş!"... Kraliçe gülmemek için kendisini güç tuttu... Prens ise pervasızca kahkahaları koyuverdi! Zevki selimimiz kurtulmuştu.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Tok adamı ağırlamak güçtür!" Atasözü