Almanlar, millet olarak, kelimeleri dikkatle seçen, zarif olmaya, kırıcı olmamaya özen gösteren insanlar değildirler. Ne Başbakanları, Bakanları, ne askerleri ne de sokaktaki insanları, hatta ne de diplomatları!... Çoğu zaman, sözlerinin ucunun nereye gideceğine aldırış etmeden, dank dank, konuşurlar. Espri yetenekleri ve anlayışları da sınırlıdır. Yalnız, Berlinliler''in ve Münihliler''in, biraz farklı oldukları söylenir! Bu konuda Birinci Dünya harbindeki ittifak ve silah arkadaşlığı dönemimizden kalma onlarca fıkra vardır. Eski Başbakan Helmut Kohl, nazikane deyimi ile "tok sözlülüğün" şahikasına çıkmıştı. Geçtiğimiz günlerde, Alman Savunma Bakanı Rudolf Scharping, Leopar, tanklarının Türkiye''ye satılması veya ortak yapımı konusunda, Milli Savunma Bakanımızla ve Genelkurmayımızla görüşmeler yapmak üzere, kalabalık bir heyetle geldiği Ankara''daki basın toplantısında, Alman "inceliğinin" doruk noktasına çıktı. Bakan Scharping, "Türkiye''ye satılacak tanklar Güneydoğu''da kullanılacak olursa, eğer Türk Milli Savunma Bakanı olsaydım bunları kullanan komutanları emekliye sevkederdim!" demiş. Bu sözlerin neresini düzelteyim?.. Başta, Türk komutanların veya Genelkurmayımızın tek başlarına hareket edebilecekleri imasını mı? Bakan cenapları, acaba zarafetsizliğinin ve özellikle, bu sözleri ile orda bulunan, başta Milli Savunma Bakanımız Sebahattin Çakmakoğlu''nu ve komutanlarımızı nasıl rencide ettiğinin acaba farkında mı? Ankara''daki Alman diplomatlar acaba onu uyardılar mı? Hoş Alman Büyükelçisi de bu hususta ondan pek aşağı kalmazdı ya! Scharping Cenapları, bu fırsattan bilistifade Kürt kökenlilerin kendi dillerinde eğitim ve yayın yapmak haklarının da olması gerektiğini de söylemiş. Bunu da olumlu karşılamamız gerek, kendi Dışişleri Bakanımız İsmail Cem ve ANAP Genel Başkanı da aynı şeyleri söylüyorlar ya! Ancak Alman Bakan Scharping, hele şükür, Öcalan''ın idamı konusunda "dışardan gelecek tepkiler yanlış anlaşılır" diye fazla bir şey söylememiş ama "gözlerimin içine bakın, ne demek istediğimi anlarsınız" demeye getirmiş!.. Malum Almanlar''ın bu konudaki takıntıları, Leoparlar Türkiye''ye satılırsa bu tankların Güneydoğu''da kullanılması ihtimali-veya onlara göre "tehlikesi!" Batı ülkelerinin hepsinde Türkiye''ye silah satışları hususunda her nedense hep bu endişe var... Milli Savunma Bakanımızın ve subaylarımızın Scharping''in kabalığı karşısında, toplantıdaki sıkıntıları yüzlerinden okunuyordu. İnsanın, bu tepkiler ve Scharping''in sözleri karşısında "Alın da o silahları, o tankları..." diyesi geliyor! Bağımsız bir devletin kendi parası ile aldığı silahları istediği şekilde ve en gerekli yerlerde kullanmaya hakkı olması gerekir. Ama artık Avrupalı olduk veya AB''nin bekleme odasına lütfen kabul edildik ya, bağımsızlığımıza ve egemenlik haklarımıza böylesine müdahaleleri ahvali adiyeden kabul etmemiz, sineye çekmemiz gerekecek! Zaten, baksanıza, gazetelerimiz ve televizyonlarımız da Çakıcı konusundan baş alıp, Alman Bakanı''nın bu aleni tatsızlığına pek tepki göstermemişler.. Ve "Durun bakalım ilerde daha neler olacak!" Bizi seve seve, nasıl hizaya, kendi hizalarına getirecekler!
VE KUZEY IRAK''TA Dün, gazetelerimizin ve televizyonlarımızın arka sayfalara, haber arkalarına attıkları veya hiç ilgilenmedikleri bir gelişme daha vardı.. Kuzey Irak''ta! Barzani''nin, Kürdistan Demokratik Partisi, Mesut Barzani''nin yeğeni Neçirvan Barzani''nin başkanlığında yeni bir hükümet kurmuş... Talabani''nin, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) bu hükümette "şimdilik" temsil edilmiyor, ama habere göre Türkmenler ve Komünistler dahil, beş örgütün temsilcileri var.. ABD kendi çıkarları açısından ve Saddam''a karşı böyle bir oluşumun tezgahını, bize pek haber vermeden ve danışmadan bir süredir yapmakta idi.. Böylesine gelişmelerde hep olduğu gibi bu hükümetin veya hareketin "Bağımsız bir Kürdistan" kurulması demek olmadığı ifade ediliyor... Ancak bağımsızlığın bugünkü gerçeklere uymamakla beraber nihai emel olduğu da pek gizlenemiyor... Zaten gizlense bile kimse inanmaz! Velhasıl biz Avrupa''ya, "cambaza" bakarken, kendi arka bahçemizde, Türkiye''nin birliğini yakından ilgilendiren gelişmeler olmakta.. "Öcalan''ı asmayalım, beslemekten de barışçı siyasi çözümde kullanalım" derken, bu gelişmeler çok anlamlı. Ankara''da birilerinin bu yeni olayları dikkatle izlediklerini umuyor ve bir tepki göstermelerini bekliyorum!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Her Kürt liderinin gönlünde ''Bağımsız Kürdistan Hayali'' yatar.. Bu hayal gerçekleşeceği günü bekler!" Mesut Barzani-1997

