Büyük Atatürk''ün, "İlelebet payidar olacağına" inandığı ve "muhafaza ve müdafaasını" Türk gençliğine emanet ettiği Türkiye Cumhuriyetinin 77. Yıldönümü, gazetelerimizin başlıklarında "coşku ile kutlandı" denmesine rağmen, bence, alelusül kutlandı... Herhalde, bu yılki kutlamalarda, bırakınız 10. yıldönümündeki o 10. Yıl Marşı''nda ifade edilmiş gerçek coşkuyu, görebildiğim kadar, bundan birkaç yıl evvelki kutlamalardaki "ruh" bile yoktu!
Herhalde Atatürk yaşasaydı veya Anıtkabir''den Türkiye''nin bugünkü halini görebiliyorsa, Cumhuriyetin yildönümlerinin "ebediyete akıp giden gelecek on yıllarda daha büyük coşkularla daha büyük şereflerle" kutlanacağı hakkındaki inancında, acaba hata mı etmişim diye hayıflanırdı. Herhalde, en büyük eseri olan Cumhuriyet''e ve O''nun anladığı şekildeki anlam ve ruhuna, bu kadar ihanet edilebileceğini ve nalıncı keseri ile başka yönlerde yorumlanabileceğini, "2. Cumhuriyetçiler" tarafindan değiştirilmek isteneceğini, ülkenin bölünmez bütünlüğünün bu derecede -Abdullah Öcalan- tarafindan ''Demokratik Kürt-Türk Cumhuriyeti'' kurulması önerileri ile tehdit edileceğini tahmin etmemişti... Ve herhalde gene tahmin etmemişti ki, nerden türedikleri belli olmayan bir takım entel liboşlar Kürtlere otonomi ve kültürel haklar verilmesi önerileri ile bölünmenin zeminini pervasızca hazırlayacaklar ve gene düşünce özgürlüğü adına pek tepki görmeyeceklerdi... Hasan Cemal son yazısında, doğru olarak, Cumhuriyetimizin kurucusunun "dogmatik" olmadığını, "hayatta en hakiki mürşit ilimdir" ilkesine uygun olarak, yeni koşullara göre yeni yönetmeliklere açık olduğunu yazmış. Ama Atatürk''ün hiçbir yeni koşula göre, asla taviz vermeyeceği ''irtica tehlikesi, ülkenin bütünlüğü gibi'' ve milli egemenliğin asla bölünemeyeceği ve paylaşılamayacağı gibi, temel ilkeleri vardir... Atatürkçülük ne niyetine yenilirse öyle kabul edilecek bir muz değildir!
Atatürk''ü aradım Ankara''daki törende, şeref tribününde gözlerim, o şık heybetli frak giysisi ile Atatürk''ü aradı. Gönlüm O''nun 10. yıl töreninde sesi heyecandan titreyerek haykırdığı, cumhuriyetin ve ülke bütünlüğünün en önemli temel taşı olan "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözlerini bugünkü Cumhurbaşkanının da tekrarlamasını diledi.. Bu sözlerin derin anlamını takdir edemeyen ve "Türklüğü başlarına kakmak doğru mudur?" diyebilen bazı liboşların itirazlarına rağmen, ne kadar güzel, tam zamanında ve yerinde olurdu!
Bu vesileyle, eğer Sayın Cumhurbaşkanımızla karşılaşmak şerefine nail olsa idim, kendisine bizzat sormak istediğim bir soruyu yenilemek istiyorum: Sayın Sezer, bu ilk Cumhuriyet bayramında niçin Atatürk''ün fantezi olarak değil, çok anlamlı ve yerinde gerekçelerle kurduğu bu geleneğe uymamakta acaba ne için ısrar etti? Önemsiz bir ayrıntı sandığı için mi? Halka hoş görunmek için mi? Yoksa kendisine yakıştıramadığı için mi? Ama değerli emekli Büyükelçi Oğuz Gökmen''in ve eski Dışişleri bakanlarından Coşkun Kırca''nın da yazdıkları üzere, T.C gibi, büyük bir devletin protokolleri bazı gelenekleri olması gerekir ve bu kurala şimdiye kadar bütün geçmiş Cumhurbaskanları, tereddütsüz riayet etmişlerdi.
Hem, büyük ve zaferler kazanmış bir komutan olan Mustafa Kemal''in 1929 yılında, Mareşal üniformasını bir daha giymemek üzere çıkardıktan sonra, frak geleneğini yerleştirmesinde ince bir anlam da vardı!
Yol görünmüş gazilere Anladığım kadar, bu gibi kutlamalarda gelenek haline gelmiş başka bir uygulamaya, Kuvay-ı Milliye gazilerini temsil edenlerin, törenlere eski üniformalarla katılmaları Valilik tarafından yasaklanmış. Merak ediyorum: Bunun sebebi ve mantığı nedir? Bu, mülkiyenin yani Ankara Valisinin keyfi bir kararı gereği mi olmuştur? Yoksa bu uygulama bazılarına mı dokunmuş? Eğer bir kanun gereği ise, bunun da mantığı veya gerekçesi nedir? Ve acaba bu kanun şimdiye kadar neden uygulanmamıştır? Eğer; Gaziler silah attılar diye ise bu tarafı önlenebilirdi? Yok, eğer Genelkurmay''ın bir kararı gereği ise muhakkak gerçekçi bir gerekçesi vardır! Bilmek isterim.. Bu, yıllardır yerleşmiş uygulamanın, tüm geleneklere karşı olanlardan ve asker karşıtlarından başka kime ne zararı olabilirdi ki... Böylelikle bazılarının öteden beri istedikleri gibi bu geçitler de asker ağırlıklı olmaktan çıkarılabilir... Hatta Mehteran bölüğü de lağvedilebilir... Gelenekleri olmayan milletler gelenek icat ederken acaba biz neden geleneklerimizi ortadan kaldırmaya çalışırız!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Türkiye Cumhuriyeti iki şeye güvenir... Biri milletin iradesine diğeri de elim ve müşkül şerait içinde dünyanın takdiratını bihakkın kazanmış olan ordumuzun kahramanlığına."
Mustafa Kemal 1921
"Gelenekler ve merasimler fuzuli gösterişler sayılabilir ama yerleşmiş gelenekler devletleri iptidai ve köksüz toplumlardan ayıran şeylerdir"
Benjamin Disraeli

