Kaydet
a- | +A

31 Temmuz Pazartesi akşamı, Amerika''nın en eski şehirlerinden biri olan Philadelphia''da Cumhuriyetçi Parti''nin "Olağan" Büyük Kurultayı başladı ve 3 Ağustos Perşembe akşamına kadar, renkli, müzikli, bayraklı, balonlu, sloganlı ve bol nutuklu gösterilerle, devam edecek. 63 milyon dolara mal olan (13 milyon dolarını Federal Hükümet ödüyor) bu büyük şovun -tiyatronun- sonucu şimdiden belli: Cumhuriyetçiler tarafından önseçimlerle zaten belirlenmiş olan 56 yaşındaki, George W.Bush''un adaylığı bütün eyaletleri ve eyalet sayılmayan, Başkent Washington''ın bulunduğu Columbia "bölgesini" ve Porto Riko''yu temsil eden 2066 delege tarafından, şeklen, oylanıp resmileşecek ve Bush da Kurultayın en son akşamı olan 3 Ağustos''ta, 7 Kasım''daki seçimlerde, Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde izleyeceği politikaları ortaya koyacak önemli bir konuşma ile adaylığı "resmen" kabul edecek... Politika ringinin diğer köşesinde Demokrat Parti ve aynı şekilde belirlenmiş olan aday adayı Al Gore var. Demokrat Partinin 14 Ağustos''ta Los Angeles''ta yapılacak Büyük Kurultayında da, aynı senaryo ile, herhalde Al Gore''un da adaylığı resmen ilan edilmiş olacak.

Kurultaylar Partilerin Büyük Kurultayları da, seçimlerin bir kısmı da, artık gelenek ve formaliteden ibaret kalıyor. Birkaç yıl öncesine kadar seçimlerin bütün merhalelerinde, sürpriz faktörü varitti. Hatta Kurultaylarda bile, ön seçimlerin neticelerine rağmen, adaylar çoğu zaman, genel kurulun "sigara dumanı ile dolu" arka odalarında, politikacılar arasındaki patronaj vs. pazarlıkları neticesinde son dakikada belirlenirdi. Hatta 1932 yılına kadar adaylar Kurultaya katılmazlar, seçildiklerinde kabul konuşmalarını bulundukları yerlerden yaparlardı. O yıl, Franklin D Roosevelt bu geleneği bozdu. Kabul konuşmasını. Kurultaya bizzat gelerek yaptı ve böylelikle de yeni bir gelenek oluştu.

Artık Parti Büyük Kurultaylarında olay, formaliteden ve bir yazarın dediği gibi, "sirk eğlencesinden" ve hamasi nutuklardan ibaret.. Bunun için de eskiden medyanın ilgisi ve izlemesi daha heyecanlı idi, çünkü her an, herşey olabilirdi. Bu yıl da, Cumhuriyetiçi ve Demokrat kurultaylarına medyanın ilgisi var ama -açış konuşmasından kapanış konuşmasıma kadar yoğun bir takip ve ilgi yok. Bütün TV, kanalları, ajanslar, gazete ve dergilerin star muhabir ve yorumcular ve cem''an 15.000 kişilik bir medya ordusu orada olacaklar; yorumlarını yapacaklar ve 7 Kasımın seçimlerini etkileyebilecek haberleri ve ipuçlarını bulup yazacaklar, söyleyecekler.. Tabii, Kurultayların şekli katılığına ve formalite olmalarına rağmen, sansasyonel. Bir haberin, skandal kokusunun çıkması ve işlerin seyrini değiştirmesi ihtimali de her zaman var!

1950''lerde TV ve hemen sonra portatif kameralar medya izlemesinin şeklini değiştirmişlerdi. Bu yıl adayların ve partilerin internetteki Web siteleri ile seçimler siberuzay alanına da intikal etti. Web sitelerine "delege" kaydedilip Kurultaylara interaktif olarak da katılınabiliyor. Bu da katılımcı demokrasinin yeni boyutu. Gelecek seçimlerde internetin daha büyük rol oynayabileceği tahmin ediliyor.

Güvenlik Diğer taraftan binlerce meraklı da Yunanca "kardeşçe sevgi" demek olan tarihi Philadelphia kentine akın etmiş bulnuyor.. Geçenlerde bir zenci sanığın sokak ortasında dövülmesinden dolayı şaibe altında kalan kent polisinin de işi çok güç... FBI ve Secret Servis gibi, adayların korunmasından sorumlu örgütlerin de işleri zor. Bu kurultayda, medyayı daha fazla Kurultay salonu dışında Muhafazakâr Cumhuriyetçi Partinin kürtaj, silah kontrolü ve eşcinsellik konularındaki görüşlerini ve globalizmi protesto etmek isteyenelerin gösterileri meşgul edecek gibi! Bu Kurultay konusundaki bazı ilginç bilgiler de şunlar: Philadephia''ya 2066 delege, 2066 yedek delege de dahil 45.000 kişi gelmiş. Kurultayda 200 yer gösterici. 150 genç üniversiteli görev yapıyor ve 20.000 otel odası kullanılıyor.

ABD seçim sisteminin bize garip gelebilecek fakat tutarlı veya tarihi bir gerekçeden kaynaklanan tarafları da var.. Gerçi bu yılki, seçimlerde yalnız iki parti, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler başa güreşiyorlar ama aslında seçimlere katılan üç parti daha var. Ünlü Tüketici Avukatı Ralph Nader''in Yeşiller Partisi, aşırı muhafazakâr Pat Buchanan''ın Reform Partisi ve Harry Browne''un Liberal Partisi. Her üç partinin de Ağustosta Kurultayları yapılıyor ve her üç aday da umutlular.. Daha doğrusu umutlu görünmek zorundalar. Bu da, katılımcı demokrasinin bir icabı. Herkese her düşünceye, bir şans tanınmasının gereği.

Diğer bir ilginç olay da Kurultay esnasında, Adriana Huffington adlı Rum asıllı, medyatik bir eski Cumhuriyetçinin, gene Philadelphia''da düzenlediği "Gölge Kurultay". Bu "Kurultayda" da bugünkü Cumhuriyetçi''nin programından, adayından memnun olmayan aşırı muhafazakârların görüşleri dile getirildi diyor.

Mücadele kızışacak Şimdiye kadar iki aday ve parti arasındaki mücadele, bazı laf atmalar ve sataşmalar hariç pek kızışmadı. Sebebi de iki adayın önemli konularda pek farklı düşünmemeleri. Amerika''daki seçmen eğilimine göre fazla hırçın olmamaya, kişisel karalamalara tevessül etmemiş olmaları. Ancak Kurultaylarda iki parti programlarını açıkladıktan ve iki aday da kendi düşüncelerini (parti programlarından farklı olabilir) belirttikten, 7 Kasıma kadar sürecek seçim yollarına düştükten sonra ve hele muhakkak yapılacak olan bir veya iki Televizyon münazarasında, iki adayın ve partilerinin fikriyatı daha belirgin olarak ortaya çıkacak ve asıl tartışmalar da bunlar üzerinde olacak.

Bugün için -ki kamuoyu araştırmalarına göre- Cumhuriyetçi Bush hemen hemen bütün eyaletlerde önde gitmekte ve çoğu eyaletlerin "electoral kolej" yani, ikinci seçmenlerin oylarını kazanacağı tahmin ediliyor.

Başkan yardımcısı Bu seçimlerde biraz heyecanla beklenen bir olay vardı. İki adayın kendilerine yardımcı adayı olarak kimi seçecekleri meselesi!. Gerçi şimdiye kadar pratikte Başkan adayları marjinal işlev yapmışlar, önemleri Başkan öldüğü veya öldürüldüğü takdirde ortaya çıkmıştır. Ama bu mevki belki de bu ihtimaller arttığı için, belki de Başkan adayının kimi seçtiğinden "zihniyeti" de belli olacağından, önem kazanmıştır. George W Bush, ön seçimlerdeki rakibi Mc Caine''i seçebilirdi fakat seçmedi. Başkan Ford''a ve babası Başkan Bush''a, sadık bir bürokrat olarak hizmet etmiş olan eski bir Kongre üyesini. Ve Körfez Savaşında Savunma Bakanı olan Richard Cheney''i seçti. Cheney biraz yaşlıca (59) ve pek de karizmatik değil ama şaibesiz. Düzgün bir geçmişi olan hükümet mekanizmasını da iç ve dış politikayı da iyi bilen, muhafazakâr bir kişi, Genç Bush''un eksik taraflarını tamamlayacak. Bizatihi bu tercihinin bile Bush''a kamuoyunda puan kazandırdığı söylenebilir...

Çok uzun bir süreç Demokratik ülkeler arasında en uzun Başkanlık seçimi süreci Amerika''da; Geçtiğimiz Şubat ayından Haziran sonlarına kadar her eyalette yapılan önseçimlerle başlamış olan süreç, böylelikle son dönemicine girmiş oluyor.. Bundan sonra, her iki adayın yurt gezileri konuşmaları ve muhtemelen TV münazaraları ile mücadele 6 Kasım akşamına kadar gittikçe hararetlenecek. ABD Seçim sistemi, burada kolaylıkla anlatamayacağım ve sebeplerini kısaca izah edemeyeceğim kadar komplike. 7 Kasımda yapılacak genel seçimlerde halk doğrudan iki adaya oy vermeyecek; seçmenler, eskiden bizde, tek parti dönemindeki, iki dereceli seçimlerde "müntehibi sani" yani "ikinci seçmenler" sözüne tekabul eden "electoral college" üyelerini seçecekler. Bu heyetin sayısı, eyaletin Senatodaki ve Temsilciler Meclisindeki üye sayısına, artı Columbia bölgesinden de 3 oya tekabül ediyor. Bu "electoral college" (yani ikinci müntehipler heyetinin) çoğunluğunun Demokrat mı yoksa Cumhuriyetçi mi olduğu, hangi adayın Cumhurbaşkanı ve Başkan Yardımcısı seçilmiş olduklarını, aslında, o günkü seçimlerin neticesini belli edecek ama formalite gereği, "Electoral Kolej"in "13 Aralıkta toplanarak oylarını resmen kullanmaları gerekiyor. "İkinci" seçmenlerden bazılarının o gün partilerinin adayından başkasına oy atmalarına engel olacak anayasal bir müeyyide yok ama partilerin milli komiteleri ikinci seçmenlerden söz almışlardır. "Electoral College" mensuplarının verdikleri oy mazbataları, her eyaletçe resmen tasdik edildikten sonra Kongreye gönderilir.. Senato Başkanı bu mazbataları 6 Ocak tarihinde Kongrenin her iki Meclisinin üyeleri huzurunda, saydırır ve neticeye göre, yeni Cumhurbaşkanının ve Yardımcısının isimlerini ilan eder. İşte bu uzun ve alangirli sürecin en sonunda, ABD''nin 43. Cumhurbaşkanı, bu yıl 20 Ocak Cumartesi günü Kongre binasının önündeki merdivenlerde, and içerek göreve başlayacak.

Cumhuriyetçi Partinin ve adayı George Bush''un düşünce ve programlarına, Bush''un kabul nutkunu da dinledikten sonra yarınki yazımda temas etmek istiyorum.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Amerika merkezi hiçbir yerde olmayan, İngiltere ise merkezi her yerde olan bir ülkedir

*John Updike" "Amerikalılar için önemli olan "mutlu son"dur...

*Mary McCarthy