Bir "sözde" Türk köşe yazarının, RADİKAL gazetesinde, Murat Belge''nin, "sözde" Sözde Ermeni Soykırımını, Osmanlılar olsun, İttihat ve Terakki olsun Türklerin yaptığını ısrarla iddia etmesi için, bir kompleksi, ruhi bozukluğu olması gerekir. Velev ki dedikleri gerçek olsa bile, bunu yabancılardan, Ermenilerden de öne çıkarak, hatta onlara kozlar vererek ısrarla yazması, yeni "sözde" tarihi deliller bulup, ortaya atması, herhalde, en azından normal değil. Ermeni soykırımı suçlamaları konusunda, kendi savunmalarımızla "kimi ikna edeceğiz" diye sorarken, kendimizi aldatmaktan başka kimseyi ikna edemeyeceğimizi ileri sürüyor. Böylelikle, "Doğrucu Davutluk" yaparak, objektif bir tarihçi olduğunu ispat etmek mi istiyor? Yoksa kendi milletine karşı bir hıncı mı var? Tabii o, bu hususta yalnız da değil! Hepsi de Çetin Altan, Mete Tunçay, Halil Berktay vb. aynı ideolojik kökenden. Onlara cevap vermeyi başka dürüst Türk ve yabancı tarihçilere bırakıyorum ve özellikle bizim o gerçek tarihçilerimizden rica ediyorum; bunların iddialarını, saçma veya marjinal diye, ciddiye almazlıktan gelmesinler, Amerika''daki ve Avrupa''daki Türk lobilerinin ve gençlerinin yaptığı gibi, infialle ama belgeleri ile cevaplasınlar.
Çerçeve dışı Ben burada Belge''nin son yazısında gösterdiği sözde delillere değineyim: Belge, o sırada İttihat ve Terakki Partisi Genel Sekreteri olan, Mithat Şükrü bey. Diyarbakır Valisi "Çerkez" Dr. Reşit Beye sormuş; "Niçin bir doktor olduğunuz halde bunca insanın yakalanıp ölümün kucağına atılmasına razı oldunuz?" diye. Dr. Reşit''in bu çerçevesinden çıkarılmış soruya cevabı anlamlı; "Türklüğüm hekimliğime galebe çaldı... Bu başka türlü olamazdı.. Başka milletlerin hakkımda yazdıkları ve yazacakları hiç umurumda değil!" Önce acaba ne niçin, Reşit Beyin "Çerkez" olduğunu vurgulamak gereğini duyuyor; bence, asıl güzel ve anlamlı olan "Çerkez" Reşit Beyin "Türklüğüm galebe çaldı" demiş olmasıdır.
Tabii, şimdi "Türklüğü hiç de galebe çalmayan" Murat Belge, soykırımını o zamanki devletin, yani bizim yaptığımızı illa ki ispat etmek görevini üstlenmiş ya. Bu sözleri kuvvetli delil addediyor. Aslında tehcir operasyonu sonunda, hakikaten hastalıktan, Ziya Gökalp''in deyimiyle karşılıklı "mukateleden" vb. insanların telef olmuş olmasına işaret etmiş Mithat Şükrü Bey, olaylardan sonra! Yoksa Parti''nin en yüksek kademesinde olduğu, bir katliam emri olmadığını, sadece zorunlu bir yer değişimi yapıldığını bilir ve de Dr. Reşit''i suçlayacak durumda değildir. İttihat ve Terakki erkanı hiçbir zaman soykırımını emrettiklerini ne mahkemelerde ne de hatıralarında söylememişlerdir. Bu suçlamaları harpten sonra iktidara gelen işbirlikçi muhalifler yapmışlar, bu arada Boğazlıyan Kaymakamını da düzce bir yargılama sonunda idam ettirmişlerdir.
Talat Paşa''nın vicdan azabı Belge''nin, Talat Paşa''nın Almanya''dan dönen Halil Menteşe''den Berlin''de ne konuşulduğunu sorması da "tehcir" konusunda yani "katliam" konusunda ne konuşulduğudur... Talat Paşa''nın, gene Halil Bey tarafından nakledilen büyük üzüntüsü de, "soykırım" emrini vermiş olmasından dolayı vicdan azabı değil, tehcir esnasında vaki kaçınılmaz aşırılıklardan dolayı idi... Tehcir esnasında, iki taraftan da kontrol edilemeyen aşırılıklar olduğunu, zaten kimse inkar etmiyor. Ancak burada da Talat Paşa''nın sözlerinde hakikat yatıyor: "Ben onlara yapmasaydım, onlar benimkine yapacaklardı. Nitekim yapmaya da başlamışlardı... Milli Mevcudiyet, yani milli varoluş." Ya biz, ya onlar meselesi! Belge, bugünkü konumunda bu "milli mevcudiyet" meselesini anlamamakta, tab''an, mazurdur. Ancak aynı "duyarlılığı" ben Gaziantep ve Maraş savaşlarında, Ermeni Çetecilerin Türk kadınlarını, çocuklarını bir camiye doldurup yakmalarının, hâlâ dumanları tüttüğünü bizzat gören ve gereğini yapmak zorunda kalan rahmetli babamdan dinlemişimdir. Bu canilere çiçek mi verilmesini beklerdi sayın Belge... Hem acaba bunca yıl "tebayı sadıka" diye elüstünde tutulan Ermenilerden bazılarının, hatta Osmanlıda en yüksek mevkilere getirilmiş olanların ihanetlerini nasıl mazur görüyor ve bu itibar ve hoşgörüden sonra Ermenilerin devlete karşı başkaldırmaları üzerine milletçe tepki gösterilmiş olmasını neden anlamazlıktan geliyor?
Yeni iddia Belge''nin daha da dehşetengiz iddiası, "soykırımının" sadece savaş bölgelerine münhasır olmadığı: "Tokat''ta, Kayseri''de İzmit''te neden Ermeni kalmadı?" diye soruyor.. Önce oralardan çıkarıldılar da onun için... Belge, "medya kimi ikna etmeye çalışıyor" diye soruyor? Önce, o kimi niçin bu kadar hırs ve hınçla, aksine,Türkler aleyhinde ikna etmeye çalışıyor ki? Ama hakkı da var: Biz bu konuda kimseyi ıkna etmek zorunda değiliz.. Özellikle Murat Belge gibi, aramızdaki ve bir kısım medyanın baş köşelerine yerleşmiş bugünün "Beşinci Kol" mesuplarını...
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Gerçek tarih affetmez ama yalan tarih yazanları da affetmez!" Benjamin Disraeli (Eski İngiliz Başbakanı)

