Kaydet
a- | +A

Avrupalı yeni millenium, hatta önümüzdeki yıllar, "Atatürksüz" mü olacak? İşte sorun bu! Avrupa Birliği üyeliğine aday kabul edilmemiz üzerine Kopenhag vb. kriterlere uymamız için bizden istenecek "ev ödevlerini" ve "yol haritasındaki mecburi uğrakları", yabancılar, patavatsız Almanlar, mağrur İsveçliler, Finliler, Hollandalılar, ülkemize geldiklerinde de hep hatırlatıyorlar. Ancak bunları yerine getirdiğimiz takdirde, bazılarımızın adeta ayıp bir kelime haline getirdikleri, sadece "Kemalizme" değil, "Atatürk''e" de veda etmemiz gerekeceğini de gene yabancı kaynaklardan öğreniyoruz! 1968''lerin eylemci, Avrupa Parlamentosu''nun şimdiki "Yeşil" üyesi, eski "Kızıl Dany"-Cohn Bendit, Türkiye''nin, Avrupa Birliği''ne katılırsa, "Kemalizme veda edeceğini" söylemişti.. Hoş, bugün ülkemizde kendi mevcudiyetlerini, hatta bugün pervasızca konuşabilmelerini bile, "Kemalizm"e medyun olanlar da, "Kemalizm"e ve Atatürkçülüğe açıkça saldırıyorlar ya! Fakat, The Economist dergisindeki, Avrupa Birliği''ne üye kabul edilmemizle ilgili yazısının başlığı daha da ilginç; açıkça, "Atatürk''e Veda mı?" diye soruyor!...

BEN HEP SÖYLÜYORDUM.. Bu köşeyi okuyanlar bilirler, ben de Avrupa Birliği''ne üye olmamızın, hatta üye adayı olmamızın kriterlerinin, Atatürk''e Atatürkçülük ilkelerine ve başta "üniter, milli TC devleti" olmak üzere O''nun emanetlerine veda etmek, hatta ihanet olacağını birkaç kere yazmış, bazı profesyonel Atatürkçülere "Ne diyorsunuz?" diye sormuştum, Emin Çölaşan kardeşimin deyimi ile "tık" bile çıkmadı.

NİÇİN DEĞİŞTİLER? The Economist dergisinde, iki yıl önce Türkiye''nin adaylık talebine istiskalle cevap veren Avrupalılar''ın, neden birden değiştiklerinin de cevabı var... Herhalde güzel gözlerimiz için değil!. Dergi, Avrupalılar''ın, birdenbire, Solona''yı Ecevit''in ayağına yollayacak kadar değişmelerinin sebebini, izah ederken "AB üye adaylığı verirken, Türkiye''ye bir lütuf yapar gibi gözüküyor ama gerçekte kendi çıkarlarına hizmet ediyor.. Büyük stratejik mülahazaların artık Türkiye''nin lehine işlediği idrak edildiği için AB şimdi ricacı durumuna gelmiştir!" diyor ve ilave ediyor: "(AB''nin) Türkiye''yi, şimdilik tam üye olarak olmasa bile, dost olarak istemesinin sebepleri arasında, bu ülkenin enerji zengini Orta Asya ülkelerine ekonomik diplomatik ve stratejik bir köprübaşı ve İslama bir kültürel köprübaşı olarak önemli hale gelmiş olması var! Ayrıca Türkiye''nin AB''nin istikrara kavuşturmak istediği Balkanlar''da da ağırlığı var! Nihayet, NATO''nun güçlü bir üyesi olan Türkiye AB''nin geliştirmek istediği Avrupa Savunma Sistemi''nde önemli rol oynayabilir" görülüyor ki Türkiye''ye bir lütuf yapılmıyor. Türkiye''yi dışlamak veya başka alternatiflere zorlamak Avrupa''nın daha fazla zararına olacak! Bu, Amerika''nın da dürtüsü ile idrak edildi!

BUNDAN SONRA Ama ne olursa olsun, bu "lütfun" Türkiye''ye faturası ne olacak? The Economist, "Üye adaylığını başlıbaşına bir başarı addeden çoğu Türkler''in bundan sonra neler bekleyebileceklerini, "Golf Kulübü" üyeliği kurallarının neler olduğunu" yani "faturanın" ne olacağını, pek fark etmediklerini de ilave ediyor ve diyor ki "Üyelik müzakereleri başlamadan önce yapılması gereken çok şeyler var.. Mesela şimdiki, Anayasa''yı "yazmış" olan askerlerin hazmetmekte güçlük çekecekleri şekilde tadil edilerek, Milli Güvenlik Kurumu''ndaki statülerinin değiştirilmesi, hatta bu kurumun lağvedilmesi gibi"...

İKİNCİ CUMHURİYETÇİLER Bunlar, bizim aramızda da, özellikle 2. Cumhuriyetçiler tarafından da, gittikçe, yüksek sesle söylenmekte olan şeyler. Ama yabancı kişiler ve kaynaklardan gelince başka bir anlam kazanıyor. Herhalde, "AB''nin her istediğini yapmayız, müzakere ederiz" gibi, böbürlenmelerin de, giderek anlamsız kalacağını gösteriyor..." Golf Kulübünün" şartları ağır! Veya, bizimkilerin hep dedikleri gibi, "Briç Kulübünde pişbirik oynanmaz!" Tabii, milliyetçiliği ve Atatürkçülüğü, kendi geleneksel değer yargılarımıza bağlılığı, "pişbirik oynamak" addediyorsanız!.. Avrupa Birliği''ne üye olmak daha doğrusu "aday" olmak iyi ve Bayram da edelim, ama ben sormaya devam edeceğim: "Aidatın faturası neticede ne olacak. Ne pahasına?

GENE ÖCALAN DAVASI Öcalan konusunda düşündüklerimi haftalardır yazıyorum. Dünkü yazımda da özetledim. Sayın Cumhurbaşkanımız NTV''de İsmet Solak''la yaptığı sohbette "Öcalan idam edilirse AB''den koparız, Devleti yönetenler bunu hesaplamak zorundadır!" buyurmuşlar. Aslında, ayrı bir konu olan idam cezasını kaldırmazsak da Avrupa, yukarıda sözünü ettiği sebeplere binaen, Türkiye''yi hele Öcalan''ın asılması gibi "ayıp" bir gerekçe veya bahane ile, gözden çıkaramaz.. Sayın Cumhurbaşkanımız, herhalde bunu daha iyi bilmek ve hesaplamak durumundadır! Ama bence, bu Devletin başı olarak, öncelikle hesaplaması gereken şey, "yürekleri yaralı şehit analarının" duyguları ve Öcalan hakkettiği cezayı bulmazsa, Türkiye''nin ilerde karşılaşılacağı tehlikelerdir.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Avrupa ayrı ayrı egemen milletlerden oluşur" General Charles De Gauelle

"Avrupa coğrafi bir kavramdan ibarettir" Otto Von Bismarck

"Hayır..Hayır..Hayır!"

Margaret Thatcher-Kasım 1990 (Tek Avrupa para birimine, Eurodolar''a ve yetkilerin Brüksel''de toplanmasına, Avam Kamarasında itiraz ederken)