Kasým ayýnda önümüze konulacak olan Avrupa Birliðine “Katýlým Ortaklýðý Belgesi”nin tarafýmýzdan kabulü önündeki baþlýca engeller, bu belgenin daha da açacaðý ve ayrýntýlý hale getireceði Kopenhag-Maastricht Kriterlerinin önemli bazý maddelerine TSK’nýn ve Koalisyon ortaðý MHP’nin itirazlarý! Geçen yazýmda TSK’nýn nasýl pasifize veya nötralize edilmek istendiðini yazmýþtým. MHP konusunda ise, strateji veya taktik baþka: MHP adeta okþana okþana, artýk deðiþtiði söylenilerek, “hizaya getirilmek “isteniyor. Diyarbakýr’daki toplantýda Baþbakan Yardýmcýsý Devlet Bahçeli ile Diyarbakýr Belediye Baþkaný Feridun Çelik arasýnda oluþan -veya oluþtuðu görülen- “sýcak hava” da MHP’nin deðiþtiðine ve AB’ye de sýcak baktýðýna hatta bu konudaki itirazlarýndan vazgeçeceðine delil olarak gösteriliyor!
MHP ve AB Aslýnda MHP’nin Güneydoðu ve Kürt konusundaki düþünceleri ve tavrý hiç deðiþmedi. MHP daima rahmetli Türkeþ’in “Ben ne kadar Türksem o kadar Kürdüm!” þeklinde ifade ettiði, Kürt kökenlileri kucaklayan bir anlayýþýn sahibi idi... MHP hiçbir zaman “Ne mutlu Türküm “diyen ve Türk milliyetçisi olan Kürtleri dýþlamamýþtýr... MHP saflarýnda yüzlerce Kürt kökenli var. MHP Kürt düþmaný deðil.. Bölücülere ve iki halk arasýna nifak sokanlara düþmandýr.. Bunun için de ben Sayýn Bahçeli’nin Diyarbakýr’daki söz ve tavrýný hiç yadýrgamadým. Ama doðrusu Feridun Çelik’in “sýcaklýðýný” “sanal” (sahte dememek için sanal diyorum) ve medyatik buldum. Devlet Bahçeli, MHP’nin AB konusundaki tavrýný Devlet Bahçeli Söðüt’te Osmanlý Devletinin Kuruluþunun 700. yýldönümünde: “Türkler için mesele AB’ye taraftar olup olmamak deðildir. Böyle bir yaklaþým milletlerarasý iliþkilerde Türkiye’mizi ve tarihimizi küçümsemekle eþ deðerdir demekle veciz ve tok bir þekilde ifade etti. MHP’nin baþka hiçbir partide olmayan avantajý bu tarih perspektifine sahip olmasýdýr. Milli egemenlik ve milliyetçilik anlayýþý, ve kendisini bu ilkelere adamýþ kitlesidir. Bunlardan AB uðruna tavizler veremez, yoksa kendisini inkar etmiþ olur..
Ama açýk söyleyeyim HADEP’in samimiyetine ve deðiþtiðine kesinlikle inanamýyorum. HADEP, Abdullah Öcalan’ýn izinde ve onun sözde “barýþçý” ve “Demokratik Türk-Kürt Partisi”nin yolundadýr. Liderleri þov yapsalar bile bu Parti PKK’nýn “hülle” organý ve Kürt Milliyetçiliðinin Partisi olmakta devam edecektir: Nitekim HADEP’in dünkü Ýstanbul Ýl Kongresindeki manzaralar, sloganlar, Ýstiklal Marþýnýn, býrakýnýz hep bir aðýzdan okunmasýný, hiç çalýnmamasý, bunun en açýk delilidir.. HADEP de kendisini ve misyonunu inkar edemez!
Yanlýþ umut Deniyor ki AB’ye adaylýðýmýz kesinleþir ve KOB’yi de bütün ayrýntýlarýyla kabul edersek ve bunlar Türkiye’ye özgürlüðü ve demokrasiyi getirirse, barýþ saðlanýr, bölücülük kendiliðinden ortadan kalkar.. Ne ham bir hayal! Londra Büyükelçiliði esnasýnda, Türkiye ve bu arada TSK ve Güneydoðu politikamýz hakkýnda, Ýngiliz basýnýnda çýkan yazýlara cevap vermekte güzel bir iþbirliði yaptýðýmýz, deðerli ve sevgili dostum Özdem Sanberk, þimdiki “kurumsal” konumunda, baþlýca fonksiyonu Türkiye’yi AB’ye alýþtýrmak, ýsýndýrmak olan TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfý) direktörü olarak, Neþe Tüzel Haným’la yaptýðý ve RADÝKAL’da yayýnlanan sohbette, yine araziye uyuyor. “Sevr Korkusu Yersizdir. Tam Demokrasi olursa Kürt Sorunu da olmaz” diyor. Pekala, AB’nin azýnlýklar konusundaki kriterlerini ve Güneydoðu konusunda Avrupalýlar tarafýndan ýsrarla istenen “siyasi çözümün” kaçýnýlmaz olarak baþlangýçta “yerel özerkliði” içereceði gerçegini ne yapmalý, nereye koymalý? Bunlarla, adý Sevr olmasa bile bir etnik Pandora kutusunun kapaðý açýlmaz mý? Ýþ neticede ve Kürtçülerin hayalini kurduklarý “Büyük Kürdistan’a” gitmez mi? Hem maalesef, Sanberk’in söylemi, Öcalan’ýn söylemi paralelinde o da Ýmralý’ya sokulduktan, pabuç pahalandýktan sonra, sözde silahlý mücadeleyi býraktý, siyasal mücadeleye, barýþ taarruzuna giriþti. “siyasi çözüm olursa hele Demokratik Kürt -Türk Cumhuriyeti (tabii TC’nin yerine) kurulursa Türkiye bölünmez” demeye baþladý. Belki bölünmez ama adý ve mahiyeti ne olur? Bunu da Öcalan’ýn ve Kürt ideologlarýn hep yazdýklarýndan tahmin etmek mümkün!
AB ateþi Avrupa Birliði cazibesi öylesine bir ateþ ki, herkesi sarýyor. Kendi gazetemin baþyazarý ve tarih perspektifi olmasý gereken Yýlmaz Öztuna kardeþim de bu cazibeye takýlmýþ.. Geçenlerde benim milliyetçi itirazlarýmý saygý ve sevecenlikle karþýlamýþtý. Ama son yazýsýnda AB’ye daha doðru AB’ye bu þekilde burnumuzdan yakalanarak sürüklenmemize itiraz eden bizlerin, “bazý zümre ve kiþilerin halkýmýzý AB aleyhinde kýþkýrttýðýmýzý ve tereddüde düþürdüðümüzü, milliyetçi bir milletin soylu duygularýný sömürdüðümüzü yazýyor. Gelecek yazýmda, hem Hocamýzýn bu iddialarýna hem de, gariptir onunla ayný paralelde olan Cengiz Çandar’ýn “sorularýna” cevap vermeye çalýþacaðým.
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Milli egemenlik ve milli birlik biribirlerinden ayrýlamaz.” *Gazi Mustafa Kemal “Tarih geçmiþin politikasý, politika da þimdiki tarihtir!” *Sir John Seelye (1834-1895)-Ýngiliz düþünürü ve yazarý

