DSP-MHP-ANAP koalisyonu gerçekleşmek üzere idi. Taraflar sadece ilkeler üzerinde değil ayrıntılar üzerinde de anlaşmışlardı. Ecevit, önümüzdeki pazartesi günü hükümetin listesini Cumhurbaşkanına sunacak ve ülke için istikrarın yolu açılmış olacaktı... Türkiye''de herkes, artık buna endekslenmişti! Her kesimden, en yüksek memurdan en küçük memura kadar, en büyük holdinglerden mahalle bakkalına kadar, borsaya kadar, hükümetin kurulması ve böylelikle tıkanıklıkların açılması bekleniyordu. Ve şu sırada da bir hükümetin kurulması için DSP-MHP-ANAP koalisyonundan başka alternatif yoktu...
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Tamir edilmesi en güç yara dil yarasıdır" (DİL kelimesinin öteki anlamı kalptir) ATATÜRK (Babama söylediklerinden)
AMA, RAHŞAN''IN FERYADI Gelin görün ki son anda Rahşan Hanım kardeşimiz Fikret Bila''ya verdiği ve MİLLİYET gazetesinin de "Rahşan Hanımın MHP Feryadı" manşeti ile yayınladığı beyanatla, Taha Akyol''un dediği gibi "Pişmiş aşa su katmış" ve benim tabirimi de mazur görsünler, neredeyse "bir çuval inciri berbat etmiştir".
Rahşan Hanım, MHP hakkında "ciddi kuşkularım var" dedikten sonra "(eskiden) Gençleri silahlandırdılar. Sayısız can aldılar" diyor "kaba kuvvetle siyaset yapılamayacağını, MHP''nin milleti bölücü efsane ve sembollere dayanan ırkçı bir parti" olduğunu söylüyor. Ve "Bu kuşkuları gidermenin başta gelen koşulunun bu kuşkuları açığa vurmak" olduğunu ekliyor. Doğrudur, herhangi bir ortaklığa girişilirken bütün kaygı ve kuşkuları peşinen dile getirmek zorunludur... Ama bunu yapmanın yeri iki veya üç lider arasındaki müzakerelerdir. Bu kuşkular kamuoyu ve medya tarafından da dile getirilebilir ve getiriliyor da... Ama Başbakanın eşinin partideki durumu ile siyasetin içinde bile olsa, bu kuşkuları bilinçli bir şekilde, Fikret Bila''yı evine çağırarak açıklaması başka türlü yorumlara sebep olmuştur. Hele Rahşan Hanımın "Bu düşüncelerimi Bülent de paylaşıyor" demesi, eğer doğru ise, demektir ki Ecevit ve DSP''nin yüksek kademeleri bu koalisyonu içlerine sindiremiyorlar, ondan da öte istemiyorlar, engellemek istiyorlar! Öyle ise işlerin bu safhaya kadar getirilmesine ne gerek vardı? Ecevit''in de oldu bitti demesine ne gerek vardı: Başından kesip atılabilirdi!
UNUTMAK, AFFETMEK Rahşan, bilirim, kolay unutmaz ve affetmez. Ama zamanın onu ve Ecevit''i, yumuşattığını, değiştirdiğini tahmin ediyordum. Ve ikisinin birbirlerine olan, güç kaybetmemiş sevgilerine büyük saygı duyuyordum. Rahşan kardeşim, şimdi de beni bu dostça yazımdan dolayı, belki de uzun süre bağışlamayacaktır. Ama gene de yazmak zorundayım, doğruları söylemek için fazla vaktim yok.
KUŞKULAR Rahşan Hanımın kuşkularının, kaygılarının ayrıntılarına girmeyeceğim. Ecevit sayın Bahçeli''ye "Geçmişle ilgili kaygılarımız var" dediğinde, MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Bizim de kaygılarımız var ama artık karşılıklı unutmak gerek." demişti. Doğrusu da budur! Geçmişle bugün arasında kavga başlatırsak yarınları kaybederiz. Şimdi de Rahşan''ın "unutamaması" yüzünden, yarınları, hatta "bugünü" kaybetmek üzereyiz. Eğer unutmamak gerekiyorsa Rahşan kardeşime 60''lı 70''li yılları iyi incelemesini; o kavgaları kimin, kimlerin başlattığını araştırmasını öneririm. Araştırıldıkça altından çapanoğlu çıkıyor. Öcalan''ın hangi kazandan çıktığı da görülüyor... "Türkiye Halkları" tabirini kimlerin ortaya attığı anlaşılıyor. En azından bugün en üst düzeylerde bulunan bazılarının o yıllarda nerelerde hangi örgütlerde oldukları anlaşılıyor. Unutmamak gerekirse bazı MHP''liler de kendilerine kimlerin işkence yaptıklarını unutamıyorlar. Rahşan kardeşime Hasan Cemal''in anılarını da okumasını ve vakit bulursa benim geçen yıl Türkiye gazetesinde "68 kuşağı" hakkında yazdığım diziye de, tarihi vakıaları tespit etmek için bir göz atmasını tavsiye ederim. Zira o geçmiş, o kadar akla kara değil en azından... Şimdi ülke yararları için unutmaktan hatta bağışlamaktan başka ne çare var?.. Sadece "ekmekle yaşanamayacağı" gibi "kinlerle de yaşanamaz!"
IRKÇILIK VE EFSANELER Rahşan Hanım, bazı başkaları gibi MHP''nin ırkçılığına, Turancılığına da takmış. Ne söylersek söyleyelim bazılarını MHP''nin ırkçı bir parti olmadığına ve milliyetçiliğinin tam Atatürk milliyetçiliği olduğuna inandıramıyoruz. MHP bu kadar çok etnik kökenli vatandaşın yaşadığı bir ülkede ırkçılığı savunabilir mi? MHP gerçekten ırkçı bir parti olsaydı, Kürt, Arnavut, Boşnak vb kökenli üyelerini kendi çatısı altında tutabilir mi idi? Ama ırkçılık Türk kökenine ve adına bağlılıksa buna ancak "Türklüğün" düşmanları karşı çıkabilirler.
Rahşan, MHP''nin simge ve efsanelerini de ters yorumluyor. Bütün milletlerin efsaneleri vardır. İtalyanların, Roma''nın her yanına heykelleri dikilmiş Romüs-Romülüs''ü, Fransızların Asterix çizgi romanında hâlâ sürdürülen Gol''lerle ilgili efsaneleri vs. Efsaneleri sembolleşmiş ve tarihi kahramanları bulunmayan milletler ancak yapay milletlerdir. İki yüz küsur yıllık Amerikan milleti kendisine efsaneler ve kahramanlar icat etmiş. Komünistlerin Rusya''nın bütün efsanelerini silmek teşebbüslerinden sonra Ruslar şimdi eski efsaneleri ve sembolleri canlandırmak peşindedir... Bu konuda daha fazla yazmayı, bu konuyu gündeme getirip koz yapmak ne kadar abes ise o kadar muhal addediyorum.
İşin gelip dayandığı nokta şudur: MHP ile koalisyon hakkındaki "kuşkuların" bu şekilde, Rahşan Hanım tarafından feryatla dile getirilmesi, kesinlikle yapıcı olmadığına göre, acaba hangi maksatla, hem de şu aşamada yapılmıştır?
Şu sırada ülkenin şu tıkanık durumunda, bu fevri ve artık tarihin çöplüğüne atılması, unutulması gereken olayları hem de çarpıtarak hatırlatmaya ne pratik ve yapıcı fayda vardı? Biliyoruz. MHP ve koalisyonda yer alması bağnaz solcu ve liboşlarının içine sinmemektedir. Günlerce bunu her fırsatta, her gazete ve kanalda dile getirmektedirler. İki taraflı provokasyonlar da yapılıyor. Ancak bu koalisyon önlenirse yerine alternatifleri var mıdır? "DSP-DYP, DSP-ANAP, DSP-FP olamayacağına göre akıllarında başka bizim bilemediğimiz bir alternatif mi var. Yoksa bunalımın uzamasında çıkarları olanlar mı var? Ecevit''in şüphe götürmez dürüstlüğünden eminim ama hazırladığı protokol metninin basına sızdırılmasının arkasında, acaba partisi içindeki bazılarının, neyin olamayacağını gösterip, başka seçeneklerin yolunu açmak komplosu mu var diye düşünüyorum.
Velhasıl Rahşan Hanım kardeşim, belki de iyi niyetle ve kuşkuların açığa vurulmasının yararlı olacağını içtenlikle düşündüğü için, belki de DSP tabanını rahatlatmak için yaptığı bu çıkışla, maalesef ülkeye ve ülkenin istikrarına büyük zarar vermiştir. Son tahlilde yaptığı MHP''ye Ecevit''in inandırıcılığına ve DSP''ye de zarar verecektir.
Bu vahim hatayı, tamir etmenin ve her şeye rağmen ülke için şu sırada tek seçenek olan DSP-MHP-ANAP koalisyonunu kurtarmanın, bir yerde, tek yolda örtüşen iki yolu vardır: Sayın Ecevit, bu koalisyonu içine sindirmiş ve içtenlikle istiyorsa, eşinin sözlerini paylaşmadığını, Rahşan''ı kırmak endişesini bir tarafa bırakarak, rasyonalize etmeden açıkça beyan etmelidir. MHP ve Devlet Bahçeli de, son zamanlarda ortaya koydukları "Milletin ve Devletin Yüksek Çıkarları" anlayışı ile Ecevit''in bu "olası" açıklamasını, bağrına taş basarak kabul etmeli ve koalisyon kurtarılmalıdır. Bu, asıl sayın Bahçeli için çok güç olacaktır, zira unutmamalı ki bu koalisyon hususunda MHP içinde zaten ikircikli bir taban vardır ve Rahşan hanımın feryadı onları çok rencide etmiştir. Bazen ülkemizin önünü, geleceğini kapatmak için, bazılarının kötü bir büyü yaptıklarına inanasım geliyor!

