Siyasette parlak bir gelecek vadettiğini sandığım Turizm Bakanı Sayın Erkan Mumcu, İstanbul Üniversitesi''nde yeni ders yılının başlaması münasebetiyle yapılan törende, herhalde politik kariyerine, medyatik bir "şov"la ivme kazandırmak için, "özgürlük celadeti" gösterdi!..
Bakan Mumcu''nun, Rektör Profesör Dr. Kemal Alemdaroğlu''nun, bölücülük ve irtica konusunda, çok yerinde ve zamanında, tavsiye ve uyarıları içeren konuşmasını, hemen oracıkta polemik konusu yapması bazı kesimlerden alkış alsa bile, hiç yakışık almamıştır.
...Demagoji Genç ve hırslı Bakan, Rektör Alemdaroğlu''nun; "Dünyada hiçbir demokratik rejim varlığını tehdit eden ve ortadan kaldırmak isteyen düşünce ve eylemlere özgürlük tanımaz, böylece demokratik rejimlerin kendi varlıklarını sürdürebilmesi, bazı yasal önlemlerin alınmasını gerektirir"... "İnsan hakları ve temel özgürlük kavramları içerisinde demokrasi anlayışını yozlaştırmaya ve ''özgürlükler kaosu'' haline getirmeye kimsenin hakkı yoktur!" şeklindeki sözleri üzerine, tepkisini hemen orada dile getirmeyi, "düşünce namusunun ve bilim haysiyetinin gereği" bilmiş. Mumcu, "Her türlü düşünceye" sonsuz ve sınırsız özgürlük tanınmasından yana imiş... Hem, Bakan''a göre -sıkı durun- "Cumhuriyetin değerlerini kollamak ve korumak konusundaki üniversite duyarlılığı TSK''nın duyarlılığı ilke, üslup ve biçim olarak aynı olamazmış"
Geçmişin anıları Gerçek şu ki, Rektör Alemdaroğlu, çok yakın geçmişte, Türkiye''yi köklerinden sarsan olayların, Üniversitede ve -İstanbul Üniversitesinde- aynı mekanlarda, "masum talebe hareketleri" diye, ünlü ''68 kuşağı tarafından teröre dönüştürüldüğünü ve özgürlüklerin, bizatihi özgürlükleri ve tabii devleti de yıkmak için nasıl suiistimal edildiklerini, o olayların içinde yaşamış olduğu için, bilmekte ve hatırlatmaktadır. Ama 1963''te doğan Erkan Mumcu, herhalde bunları galiba masal addediyor, kimbilir belki de "özgürlük hareketleri" diye tasvib bile ediyor. Gençlik ve gençlik heyecanları çok güzeldir ama yaşlıların tecrübelerine kulak vermek gerekir...
Duyarlılık farkı Mumcu''nun heyecanlı konuşmasındaki "TSK"ya atıflarına Cumhuriyet değerlerinin Atatürk ilke ve devrimlerin korunması ve kollanması konusunda "Üniversitelerin ve TSK''nın duyarlılıklarının aynı olamayacağı" iddiasına gelince, bunlar ve hemen arkasından geldiği için TSK''nın "duyarlılığının", Türkiye''yi "taassuba ve bağnazlığa götüreceği" iması, "maksadını aşmayan" ve bence bile bile, üzerine basa basa söylenmiş "talihsiz" sözlerdi. Aslında problem bu duyarlılıkların aynı olmamasında idi.
Politikacıların duyarsızlığı ve hareketsizliği karşısında TSK''nın hep uyanık ve aktif olmak gereğini duydu. Taha Akyol da köşesinden Mumcu''ya katılıyor. Rektörün "asker gibi konuşmasını" eleştiriyor. Bu hassas konularda "bilim adamı gibi, yani "akademık" konuşmanın -haydi bir kelime oyunu yaparak söyleyeyim- ne "kuvveyi harbiyesi" olabilir ki! Hatta o eski fırtınalı yıllarda üniversitede, bazı öğretim üyeleri, "özgürlük" adına eylemleri teşvik bile etmişlerdi. Rektör Alemdaroğlu''nu bu acı tecrübeler, Bakan Mumcu''yu da deneyimsizlık konuşturdu.
Aslında Profesör Kemal Alemdaroğlu, Sayın Cumhurbaşkanımızın, TBMM''deki "hukuksal" ve "akademik" konuşmasında PKK, terör ve bölücülük, Sevr tehlikeleri gibi, teğet geçtiği konuları vurgulamakla önemli bir vazife yapmıştır.
Ülkeye, Ülkenin birlik ve bütünlüğüne, Cumhuriyetin ilkelerine yönelen tehditler hususunda "duyarlılık" aynı olmalıdır.. TSK''nın duyarlılığı ayrı, üniversitenin ve de Cumhurbaşkanın duyarlılığı ayrı ve çeşitli olamaz. Bu konularda "Asker ağzı-Bilim ağzı" gibi bir tefrik yapmak hatadır. Siyasilerin, bölücülük, terör ve irtica konusunda kendilerine düşen görevleri yapmamaları, özgürlüklerin ve kavramların kargaşasına, "kaosuna" yol açmıştır.
Aynı duyarsızlık Aynı duyarsızlık veya "duyarlılık farklılığı" bugün de, Komutanların sık sık uyarılarına yol açacak şekilde devam ediyor. Son olarak Akademiler Komutanı Orgeneral Nahit Şenoğul''un zehir zemberek sözlerinin ve uyarılarının hem Mumcu''ya hem diğer siyasetçilere bazı mesajlar vermesi gerekir. Sonunda, Türkiye''yi uçuruma yuvarlamaktan, Ortaçağ karanlıklarına sürüklenmekten Avrupa Birliği ve Kopenhag kriterleri, Mumcu''nun "sonsuz ve sınırsız" özgürlük anlayışı kurtarmayacak ve iş gene TSK''ya düşecektir...
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI " Demokrasi, iki kurtla bir kuzunun öğle yemeğinde ne yenileceğini oylamaları olayıdır!"
JAMES G.FARRELL

