Kaydet
a- | +A

Bu yazım, birinci "millenium"un, 20. yüzyıl''ın ve 1999 yılının son yazısı... Aslında, bilgili dostlarım 21. yüzyıla ve ikinci millenium''a, gerçekte, gelecek yıl başında, 2001 başında gireceğimizi iddia ediyorlar ama şimdi, millenium coşkusunu veya bazılarına göre "korkusunu" önlemek imkanı var mı? Allah izin verirse 2 Ocak 2000 pazar günü yeni yazılarıma ve mücadeleme yeni baştan başlayacağım. Yeni bir azimle!

ZAMANLARIN EN İYİSİ.. Her yeni yıl yazıma, İngiliz yazarı Charles Dickens''in, insanlığın önemli bir dönemeç noktası olan Fransız ihtilalinde geçen iki şehrin hikayesi romanının, başlangıcından alıntı yapmakla başlardım. Çünkü Dickens''in "Zamanların en iyisi idi, zamanların en kötüsü idi. Bilgelik devri idi, budalalıklar devri idi" diye başlayan "Umutlar ilkbaharı idi, umutsuzluklar kışı idi... Önümüzde herşey vardı, doğru cennete gidiyorduk... Hepimiz aksi yöne gidiyorduk!" diye devam eden bu satırları, her döneme uyduğu gibi, belki her zamankinden fazla bu döneme, yeni milleniumun başlangıcına, uyuyor.

İNSANLIK MACERASI İnsanlığın macerası, "yükselişi", yeni bir döneme umutlar ve korkuların, eski dönemlerden daha fazla karıştığı, karmaşıklaştığı bir döneme giriyor. Teknolojideki büyük aşamaların ilk korku işareti de, geçtiğimiz dönemin belki de en önemli -çağa damga vuran- gelişmesi olan bilgisayar aleminde, sanal dünyada veya siber-uzayda, insan yapısı dijital bir kıyamet kopması ve uygarlığın, bir süre için de olsa, kilitlenmesi ihtimali! Eski bir yazımda bilgisayarı "insan yaptı, ama insanı aştı" diye tanımlamıştım. Şimdi de galiba insanı "yenmesi" korkusu beliriyor... Düşünüyorum, bilgisayarları yapan, programlarını üreten bunca akıllı insan, 1999''dan 2000 yılına geçerken böyle bir kıyametin kopabileceğini acaba önceden neden kestirememişler? İçimde bir şüphe var, acaba birileri bu kıyamet yüzünden, bu kıyameti önlemek çabaları için, büyük paralar kazanılacağını hesap etmemişler midir?

KARMAŞIK DÜNYA Sadece bu sendrom bile bu millenium''a girerken insanlığın "macerasızlık" ve uygarlığın, artık ne kadar komplike olduğunu göstermiyor mu? 1899 ve 1900 yıllarının gazetelerine ve dergilerine bakıyorum; meğer dünya ve olaylar ne kadar tekdüze, ne kadar az komplike imiş... Günlük hayattan siyasete, beklentilerden geçmiş olayların muhasebesine kadar.. İnsanlığın, daha önceki karanlıklara gömülü başlangıcından sonra, ilk milleniumdaki macerası gerçekten müthiş bir macera... Her alandaki, hele son yüzyıldaki kuvantum sıçramalı başarılar saymakla bitmez.. İnsanlık ateşi keşfettikten ve tekerleği icat ettikten sonra buhar makinesini, benzin motorunu icat etmiş ve nükleer gücü -bir dereceye kadar- dizginleyebilmiştir. Uzaya adım atmıştır. insanlar mağara yazılarından, hiyerogliflere, el yazısına, sonra oynak harflerle dizgiye ve matbaaya, daha sonra bilgisayara geçmişlerdir.. Yazı makinelerin klavyelerini "tuşlamaktan" bilgisayar klavyelerini "tuşlamaya"... sonra da, internette "tıklamaya" müthiş bir geçiş! Bütün bu başarılanlar, "ilerde daha neler olabileceklerinin müjdesidir", diyeceğim ama burada iş daha karmaşık hale geliyor. Konuşmadan "anlayan" bilgisayarlardan sonra insanların beyinlerini okuyan bilgisayarların mümkün olması..acaba "beyinlerin" başkaları tarafından kontrol edilmeleri ve kötüye kullanılmaları ihtimalini beraberinde getirmeyecek mi? Şimdiye kadar tedavi edilemeyen hastalıkların artık tedavisini mümkün kılabilecek genetik alandaki buluşlardan sonra.. Genetik biliminin insanı da kopyalamaya kalkışması, yani bir yerde Yüce Allah''ın işine karışması, Frankeştayn canavarlarının peydahlanmasına yol açmayacak mı? Bütün bu gelişmelerin ahlaki neticeleri ne olacak? Hele, iletişim teknolojisindeki gelişmeler ve çok yetenekli robotlar sayesinde, modern toplumlarda insanların boş zamanlarının artması, medeniyetin hayrına mı olacak yoksa, insanları Hedonizme, "ye iç zevk ve sefa et" başıboşluğuna ve pervasızlığına ve bunların ürünleri olan türlü sapıklıklara mı, Sodom ve Gomore toplumlarına mı sürükleyecek?.. Kısacası, bu değişim furyası geleneksel değer yargılarını silip süpürecek mi? Bu endişenin ülkemizde de varit olabileceğinin emarelerini görmeye başladık bile. Bir gerçek var; insanların zihniyetleri maalesef teknolojik gelişmelerle atbaşı gitmiyor! Füturizm -Jül Vern''in romanları ve tahminleri ile tekdüze başlamış... Ama 20. yüzyıla girdikten sonra, Aldous Huxley''in "Cesur Yeni Dünya", G.G. Wells''in "Dünyalar Savaşı", George Orwell''in "1984" romanları ile düşündürücü hatta korktucu boyutlara ulaşmış.. Bu sonunculardaki kehanetlerin çoğu bir bakıma tahakkuk etti ama belki o korkutucu boyutlarda değil.. Bundan sonra? Atatürk, yıllarca önce "Hayatta en büyük mürşit ilimdir" demekle, bilim ve teknolojinin ideolojik saplantılardan öte ufukları göstereceğini öngörmüştü. Bu, bir bakıma doğru çıktı. Yeter ki bu sırada biz geleneksel değerlerimizi kaybetmeyelim. Bıçağın sırtındayız!

TÜRKLER''İN UZUN YÜRÜYÜŞÜ Türkler''in geçen bin yıldaki "uzun yürüyüşü" Orta Asya steplerinden başlayarak, büyük devletler kurarak, Avrupa''ya dayanmaları, "insanlık macerası" içinde başlıbaşına, epik bir maceradır. Bundan sonrasının da tarihimiz ve geleneklerimizle uygun olması umulur. Geçen yılımız bir dehşet yılı oldu... Allah''tan, makus talihimizi değiştirmesini, bütün Türkler''in 2000 yılında 2. milleniumda egemen, müreffeh ve mutlu olmalarını niyaz ediyorum!..

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Politika bugünün -ve yarının- sorunlarına ancak dünün çözümlerini önermekle yetersiz kalıyor. Marsall McLuhan

Bugünkü gelişmelere uyan bir ideoloji varsa o da ne kapitalizm ne de Sosyalizmdir.. Bilim "ideolojisidir" ki bu da aslında bir ideoloji değil strateji olabilir. Kenneth E. Boulding