William Jeferson Clinton veya sadece "Bill" Cinton, 20 Ocak 2001''de, George W. Bush''un, Cumhurbaşkanlığına başlaması üzerine, Washington''dan, sanki muzaffer bir komutan edası ile, "Döneceğim" der gibi, ayrılmıştı. Gerçekten de havaalanında yapılan (başka eski hiçbir Başkana yapılmayan) nutukların teati edildiği, şeref kıt''alı, merasimde, Demokrat Parti''nin lideri olarak kalacağı, kendisi olmasa bile, senatoya yeni seçilen eşi Hillary Clinton''ın 2004 yılında Cumhurbaşkanı adayı olmasının -ve de seçilmesinin- zeminini hazırlayacağının mesajlarını vermişti. Bu coşkulu havada olmakta, bir bakıma hakkı vardı; bazı kamuoyu araştırmalarında popülerliğinin %40 oranında olduğu, yani Amerikalıların %40''ının Clinton''ı Amerikan tarihinin en başarılı Başkanlarından biri addettikleri belirtiliyordu.
Altmış sekiz kuşağı Liberal medya ve Clinton kuşağından olanlar, Clinton döneminin, ekonomide en müreffeh bir dönem olduğunu söylüyorlardı. Gençliğinde uyuşturucu kullanmış, Vietnam savaşında askerden kaçmış, saksofon çalan ve düzenin dışından seçilen biraz "hergele" Clinton''ı kendilerı ile özdeşleştirmişlerdi. Bizde de Clinton bunun için bazılarının gözdesi idi. İki dönem, yani sekiz yıl Başkanlık yapmıştı. En ilginci Paula Jones adlı kadına cinsel tacizle başlayan Monica Lewinski ile Beyaz Saray''daki Oval ofisindeki rezalete kadar süren skandallar, toplumun bir kesimi tarafından, genellikle hoş görülmüştü. "O başkandır yapar" deniyordu. Böylelikle de Amerikan toplumunda derin bir ahlak yarası açılmış oluyordu. Ama aldırış eden pek azdı.
Clinton''ın başı derde Monica Lewinski ile yaptıklarından dolayı değil, bu konuda göz göre göre yalan söylediği, adaleti aldattığı için girdi. Ve Kongrede hakkında "impeachment" denilen azil davası bu sebeple açıldı. Ancak Senato''da ilginç bir yargılama sonunda, politik hesaplarla beraat ettirildi. Sonra da bütün bunlar teflon üzerinden kayarcasına üzerinden kayıp gitti, Clinton Oval Ofis''te hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya devam etti ve sonuna kadar da dışpolitikadaki Kosova konusunda başarılar elde etti. Depremden sonra Türkiye''ye gelerek, çocukları öptü, sonra da Kongredeki Ermeni tasarısını geri aldırarak vatandaşlarımızın kalbini kazandı. O bir yazarın dediği gibi, durgun zekalı selefi Bush''a kıyasla "sempatik bir hergele" idi. Geride bıraktıklarına rağmen, gene parlak bir siyasi geleceği olduğu iddia ediliyordu. Ve Clinton da bu geleceğin hazırlıklarına başlamıştı bile. New York''un en pahalı binalarından birinin en üst katlarında, siyasi karargah bürosunu kiraladı. Belki hemen hücumları üzerine çekmesinin ilk işareti de bu oldu. Amerikan kanunlarına göre masrafları devletçe karşılanacak olan bu dairenin kira bedeli son üç Başkan için ödenen kiralara eşit olacaktı; ilk tepkiler başladı.
En şaibeli eski başkan Şu sırada, yani daha bir ay geçmeden Clinton, Amerikan tarihinin en şaibeli eski Başkanı olmak yolunda. İlk olarak Clintonların Beyaz Saray''dan eşyaları alıp götürdükleri ortaya çıktı. Ve sonra da kirli çamaşırlar birer birer ortaya dökülmeye başladı. Eski Başkanın Beyaz Saray''daki son gecesinde, Anayasa hükmünden yararlanarak, giderayak alelacele verdiği af kararları "pardonlar" projektör altında. Özellikle, Mark Rıch adlı ismi uyuşturucu kaçakçılığından Amerika''nın düşmanları ile Irak ve Iran''la ilişkilere kadar türlü yolsuzluğa karışmış, ABD vatandaşlığını terkedip İsviçre''de yaşayan karanlık geçmişli bir iş adamını, hatta son bir rivayete göre önemli bir kokain kaçakısını da affetmiş olması, Clinton''ın başını fena belaya soktu. Gerçi Başkanın, Anayasaya göre, son gecesinde bile istediğini, sebep göstermeden affetmeye hakkı var ama, bu aflar iddia edildiği gibi affedilen kişilerin Clintonlara verdikleri teberrüler karşılığı ise, suç teşkil edebiliyor, bazılarına göre, makabline şamil "ımpeachment" denilen suç duyurusuna, yargılamaya yol açabiliyor.. En azından, Clinton şimdi adi suçlu olarak yargılanılabilir ve neticede mahkum olursa, bırakın siyasi geleceğini, eski Başkanlara verilen bütün kanuni haklardan ve tahsisatlardan mahrum edilebilir. Tabii böylelikle, Hillary''nin siyasi kariyeri de darbe yemiş, Başkanlık umutları da suya düşmüş oluyor. Hem şimdiden eski Beyaz Saray mensuplarının yazdıkları kitaplarla başka kirli çamaşırlar da ortaya dökülecek gibi..
Clinton bitmiş gibi Ancak, halen Kongrede başlayan soruşturmalarda Clinton''ın "pardon" denilen aflardan bazılarını özellikle Mark Ric''e para yardımlarına karşılık olarak affettiği tespit edilse bile "ımpeachment" denilen özel prosedüre, hatta Clinton''ın alalede mahkemede yargılanmasına gidilmeyeceği tahmin ediliyor. Yeni Başkan Bush "devr-i sabık oluşturmak ve kamuoyunu bu olaylarla fazla meşgul etmek istemiyor; kendi gündemine devam etmek istiyor. Ama bügün Clinton''ın en hararetli taraftarları New York Times başta, medyadaki liberaller, Kongredeki Demokratlar Clinton''ı şiddetle takbih ediyorlar. Evet, Clinton''lar, şu sırada bitmiş gibi. Monica Lewinski''nin bitiremediğini "aflar ve Beyaz Saray''dan götürülen eşyalar" bitirmiş gibi! Ne var ki burası Amerika, konu politika ve Clinton''ın üzeri de teflonla kaplı; belki de bütün bu pislikler üzerinden kayıp gider ve adam tekrar "döner"!

