Günümüzün dış ilişkilerinde ve özellikle büyük devletlerin politikalarındaki çelişkileri ifade edecek bir kelimeyi hep aramışımdır. Nihayet, bu sözcüğü TIME dergisinin Thomas Jefferson hakkındaki bir yazısında buldum. Oxymoron veya Oksimoron!
Lugat anlamı Daha evvel hiç duymadığım bu kelimenin lugat manasını Meriam-Webster lugatında buldum: "Çelişkili kelimelerin birlikte kullanılması, mesela ''zalimcesine şefkat'', ''akıllı deli'' vb. gibi." Oksimoron, Oxford İngilizce-Türkçe lugatinde de "sözleri çelişki ile vurgulamak yöntemi veya üslubu" olarak tarif ediliyor. Yazıda, ABD''nin kurucusu ve ilk başkanı George Washington ve "Büyük Kurtarıcı" (köleleri) Abraham Lincoln''la birlikte Washington şehrinde büyük anıtları yapılan üç "büyükten" biri olan Thomas Jefferson için "Yüce Oksimoron" deniyor. Aynı zamanda "idealist bir realist" veya "realist bir idealist" olduğu için! Jefferson''un kişiliği ve hayatı çelişkilerle dolu; insan hakları ve özgürlük şampiyonu Jefferson, malikanesi Monticello''d, birçok siyah köle kullanıyor ve evinin bir bölümünde yaşayan ve çalışan bu köleleri misafirlerinden gizlemek için mutfakla yemek salonu arasında dönme dolap yapmış. Yazılarında ahlaki ilkeleri vurgulayan Jefferson kölelerinden birinden çocuk peydahlamış. Büyük bir idealistti ama politikasında çok gerçekçi davranmıştı. Hem realist, hem romantikti. Velhasıl çelişkileri çoktu!
Kitaplığının gerçek rafları Şu sırada Washington''da Jefferson kitaplığının ve yazılarının 200. yıldönümü sergisi dolayısı ile bunları yazan Charles Krauthammer, Jefferson''a dair ilginç, anlamlı ve sembolik bir ayrıntıya da temas ediyor; Jefferson aynı zamanda, hâlâ Kongre kitaplığındaki tasnif sisteminin temeli olan sistemi de icat etmiş. Buna göre bu bilgileri ve kitapları üç kategoriye göre tasnif ediliyor. Hafıza yani tarihle ilgili kitaplar, akıl yani bilim ve felsefeyle ilgili kitaplar, hayal gücü yani san''atla ilgili kitaplar. Bu ana kategoriler de 44 alt kategoriye ayrılıyor. Fakat gelin görün ki, Jefferson, kütüphanesinde kitapları fiilen tanzim ederken, bu kategorileri, kitapların ve rafların fiziki boyutları yüzünden bozmak mecburiyetinde kalmış. Konuları hangi kategoriden olursa olsun, büyük boy kitaplar en alt yüksek sıralara karma koymuş. Yani "Yüce Oximoron" Jefferson, rafların gerçeklerine teslim olmuş!
Devletler arasında Bu tarifler ve çelişkiler kişiler için varit olduğu kadar devletler için de varit.. Buradan hep söylemeye, yazmaya çalıştığım bir neticeye geliyorum; devletlerarası ilişkilerde, başta en büyük, en yüce Oksimoron Amerika Birleşik Devletleri, bütün büyük devletler, hatta ne kadar idealist olurlarsa olsun tüm devletler, ideallerini gerçeklere ve kendi çıkarlarına feda etmek zorunda kalıyorlar. Bunun en belirgin, yakın örneği de, özgürlük, insan hakları şampiyonu ve diğer devletlere de insan hakları dersi veren, zamanında bu yüzden, mesela Türkiye''ye ambargolar koyan Amerika şu sırada, Komünist totaliter ve insan haklarına saygı duymayan baskı rejimi ile yönetilen Çin''le normal ticari ilişkilere girmek üzere başta Clinton, eski Cumhurbaşkanları Carter, Bush ve Ford bu hususta anlaşmış durumdalar. Kongrede direnenler var ama neticede bu husustaki kanun kongreden geçecek. Doğrusu bunu hiç yadırgamıyor ve kınamıyorum. Çünkü şu sırada Amerika''nın menfaatleri bunu gerektiriyor. Amerika''daki bazı insan hakları ve demokrasi şampiyonları itiraz ediyorlar. İşçi sendikaları da bunlara dayanarak, Amerikan işçilerinin boğaz tokluğuna çalışan Çin işçileri ile rekabet edemeyeceğini ve Amerika''daki büyük otomobil fabrikalarının kapanıp Çin''e taşınacağını, söyleyerek tasarıya karşı koyuyorlar. Bunlara karşılık, Clinton ve tasarının taraftarları, Çin''le normal ticari ve endüstriyel ilişkilere girişmenin uzun vadede Amerikan ekonomisinin yararına olacağını, Çin büyük bir pazar olduğu için bu ülkeyi dışlamak yerine pazar ve tüketim ekonomisine alıştırmakla, Çin tehlikesinin bertaraf edilebileceğini ileri sürüyorlar. Kısacası, Amerika''nın yüksek çıkarları "realitesi" ideallerden daha ağır basıyor. Oksimoron olmak yani realist bir idealizm gerekiyor! Avrupa devletlerinin de aynı yolda hareket edecekleri muhakkak.. Kıssadan hisse: Siz, netice itibariyle insan hakları-demokrasi palavralarına pek bakmayın. Amerika ve Avrupa Devletleri, ekonomik ve pazar çıkarları, hatta siyasi çıkarları ağır basınca idealizmlerini bir tarafa bırakırlar! Türkiye''nin belki Çin kadar yüksek potansiyeli yoktur ve potansiyel tehlikeler de arzetmez. Ama gene de, ihmal edilemeyecek güçlü bir ülkedir. Yabancı ülkelerin "oksimoronluklarını" hesaba katarak kendi "oksimoronluğumuzu" geliştermemiz bizim de "realist idealist" olmamız gerek!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Gerçekleri bilmek bilgi sahibi olmaktır, bilgileri doğru kullanmak da bilgeliktir!" Thomas Jefferson
"Büyük devletlerin ulvi idealleri değil, gerçek çıkarları vardır" Von Bismarck
"Özgür olmanın temel ilkesi, neleri yapmakta özgür olmak değil, neleri yapmamakta ne kadar özgür olduğunu bilmektir" Eric Hoffer

