Başbakan Bülent Ecevit''in, "Amed" (PKK''cılar, Kürt milliyetçileri Diyarbakır''a öyle diyorlar) ziyareti, orada DSP İl Kongresi''nde yaptığı konuşma, sokaklardaki ve kıl çadırlardaki sıcak görüntüler gerçeği saklamamalı. Diyarbakır''da ve Güneydoğu''da HADEP''in tahrik ettiği Kürt Milliyetçiliği güç kazanıyor! Birkaç gün önce, gene Diyarbakır''da HADEP organizasyonu ile kadınların Öcalan lehinde yaptıkları gösteriler de bunun kanıtı idi... Başbakan Diyarbakır''da doğru şeyler söylemiş güzel mesajlar vermiştir. Bölge halkına "Kardeşlerim" diye seslenmesi de yıllardır yaşadığımız bir gerçeği yani Kürtler''in kardeşlerimiz olduğunu teyid etmiştir. Bölücülüğün ve PKK''nın siyasallaştırılmaya çalışıldığını ben bu köşeden günlerce yazmıştım. Başbakan''ın da bu tehlikeyi idrak etmesi ve buna karşı önlem alınacağını söylemesi de çok yerinde olmuştur. Ama korkarım ki, Diyarbakırlılar''ın çoğu bunları ve Ecevit''in reformları müjdeleyen sözlerini de kös dinlemişlerdir. Dikkate şayan olan şudur: Başbakan''ın idam cezasının muhakkak kaldırılacağı hususundaki vaatleri bu bahislerden çok daha fazla alkış toplamıştır. O insanlar, idam cezasına ilkesel olarak karşı olduklarından veya Fehriye Erdal konusunda, idam cezası kaldığı takdirde dışardaki suçluların iade edilmeyeceğinden endişeli oldukları için değil, özellikle Öcalan''ın yaşaması ile ilgilerinden dolayı ve Öcalan''ın neticede idam edilmeyeceği vaadini zımnen de olsa aldıkları için, can-ı yürekten alkışlamışlardır. Zaten Ecevit de, aslında herhalde "zımnen" bu vaadi teyid etmek istemiştir. Şimdi Öcalan, İmralı''daki hücresinde rahatlamıştır. En az yeni ve başka vaatlere kadar! Başbakan''ın Öcalan''ın sağlık durumunun iyi olduğu ve İmralı''da herkesten fazla ihtimamla bakıldığı hususunda da, adeta teminat vermek mecburiyetinde olması bile bence zaaf ve teslimiyet işaretidir. Bu konulardaki alkışlar ve tezahürat hakkındaki hüküm askıya alınır da PKK''nın katil liderinin, neticede idam edilmezse, (ki öyle olacağı bellidir) bir kahraman olacağı ve ilerde de başımıza bir Mandela kesileceği hususundaki tahminlerimizin ne kadar isabetli olduğunu, Sayın Başbakan acaba ihsas etmemiş midir? Ecevit''in idam ve Öcalan konusundaki teminat ve vaatleri "Amed"de hoşa gitmiş olabilir. Ama acaba, yurdun diğer yerlerinde ve Öcalan''ın cinayetlerinin mağdurları tarafından nasıl karşılanacaktır? Yoksa artık onların önemi yok mu?
Hafız''ın ölümü Suriye''nin 30 yıllık mutlak hakimi (veya "çöl tilkisi") Hafız Esad öldü. Mübarek dinimiz, ölüleri hayırla yad etmemizi hatta rahmet dilememizi buyurur. Suriyeliler''in milli kahramanlarından veya diktatörlerinin ölümü karşısındaki acılarına saygı duymakla beraber, ben bir Türk olarak Hafız Esad''ın arkasından rahmet okuyacak, Türkiye''ye ve Türkler''e düşmanlıklarını unutacak ve bağışlayacak değilim. Günahlarını Allah affetsin. Arap milliyetçiliğinin "kalbi" addedilen Esad hiç kuşkusuz, Türkiye''nin ve Türkler''in düşmanı idi. Ülkesinin yüzyıllarca Türk egemenliği altında kalmasının komplekslerinden ve Türkiye Cumhuriyeti''nin güçlü ve başarılı bir devlet olmasının kıskançlığından birçok Arap gibi kendisini kurtaramamış ve bu düşmanlığını, teröristleri ve özellikle Öcalan''ı ve PKK''yı kontrolü altındaki topraklarda sadece barındırmakla değil desteklemekle fiilen -hiçbir şüpheye mahal bırakmamasına- göstermişti. Bunları yaparken de yıllar boyu açıkça yalan söylemiş ve maalesef bizim bazı hükümet adamlarımız da yıllarca yalanlara kanmışlar ve Suriye''ye karşı gerekenleri yapmamışlardı. Öcalan olayında, Türk Silahlı Kuvvetleri''nin balyoz gibi çıkışı olmasaydı, sivil politikacılar daha çok kanacaklar, Öcalan ve PKK orada barınmakta, oradan hareket etmekte devam edecekti. Bunu hiç unutmayalım.
Hafız''ın kabri veya mirası Hafız Esad''ın ölümü üzerine, PKK''nın basın ve yayın organlarında "Şam Arslanı", "Ortadoğu''nun eşsiz lideri" öldü diye ağıtlar yakılması boşuna değil. Öcalan ve PKK en büyük hamilerini kaybettiler! Suriye ile aramızda büyük hem görünür hem de görünmez sorunlar var. Hatay konusu, daha doğrusu Hatay emelleri, Dicle ve Fırat''ın sularını kontrol etmek yeteneğimiz ve gücümüz Suriyeliler''i hep rahatsız edecek ve düşmanlıklarını sürdüreceklerdir. İsrail ile problemleri de öyle kolay dünden bugüne veya bugünden düne halledilebilir problemler değil. Hafız döneminde umutlu olmasa bile bir dereceye kadar kontrol altına alınmış olan problemler, Suriye''deki iktidar intikali döneminde en azından, gene belirsizleşecektir.
Veliaht Aslında, göz hekimliği eğitimi gören ama sonra ağabeyi ve Hafız''ın asıl halefi Bassıl''ın 1994''te otomobil kazasında ölümü üzerine, alelacele askeri eğitimden geçirilip Albaylığa nasbedilen büyük oğlu, 35 yaşındaki Dr. Beşar Esat, hemen Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığına getirildi. Ay sonuna kadar Cumhurbaşkanlığına seçileceği, daha doğrusu atanacağı muhakkak. Şimdiye kadar internetin, cep telefonlarının uydu TV''lerinin yasak olduğu Suriye''ye çağdaş bir görünüş vermek istediği, babasından ve ağabeyinden daha yumuşak bir kişi olduğu söylenir. Ancak bu kişiliği ile, Suriye''nin hem hassas demografisinden, hem de Suriye''nin, hep olaylı geçmiş yakın siyasi tarihinden kaynaklanan dengelerini koruyabilecek midir? İktidar olan ve ülkede herşeyi kontrol eden Baas partisi Suriye nüfusunun ancak % 10''u kadarını teşkil eden Alevi azınlığa dayanıyor. Beşar kendisini, ötedenberi tahtta gözü olduğu söylenen haris amcası Rıfat Esad''ın ve diğerlerinin entrikalarına karşı koruyabilecek midir?
Suriye-Türkiye Suriye, Türkiye için önemli bir komşu, ama hem bizim hem de bölge hatta dünya için teröristleri destekleyen bir çıban başı. Gelişmeleri dikkatle ve ihtiyatla izlememiz ve hemen hayallere kapılmamamız gerekir. En iyisi "bekleyip görmek" Ancak şurası muhakkak ki, Hafız''ın "kabrinde" hemen umut gülleri açmayacak!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Ne Şam''ın şekeri ne de Baas''çıların yüzü!" Eski bir sözden

