Kaydet
a- | +A

Araya Öcalan girdi. Ege Ordusu''nun, emekli Oramiral Güven Erkaya''nın "sembolik bir jest" olarak "kaldırılması" önerisi konusunda yazamadım. Erkaya Paşa çok değerli bir komutanımız. Bunun için de önerisi kolaylıkla yabana atılamaz. Üç etaplı olduğu anlaşılan ve danışmanı olduğu Başbakan''a verildiği anlaşılan plan, maksadı sembolik olmakla beraber, herhalde somut bazı faktörlere dayanıyordur. Bazı arkadaşlarımızın, hemen çok sıcak baktıkları bu öneriye, Genelkurmay Başkanlığı''nın da, sıcak ve olumlu baktığını alelacele, yazmalarına rağmen, "Arslanlı kapıdan" hemen gelen bir açıklama, "bu konunun gündemde olmadığını" kesin ve yoruma mahal bırakmayacak şekilde belirtti. Yunanistan''la ilişkiler konusunda biraz romantik olan Ecevit''in, Ege ordusunun kaldırılmasına kişisel olarak sıcak bakacağı farzolunsa bile, kendisi sorumluluk mevkiinde, idealizm ve sembolizmle, gerçeklerin her zaman bağdaşmayabileceğini farketmek durumundadır. Nitekim Erkaya Paşa''nın teklifi sorulduğunda çok ihtiyatlı, temkinli cevap vermişti. Anlaşılan "Plan" Başbakanlığın raflarında "İş''arı ahire" kadar bekletilecek. Öneri açıklanır açıklanmaz, hep "milli bayrakların panayır flaması, komutanların apoletli turizm rehberleri" haline gelebileceği hayalini bile besleyen bazı Ordu karşıtlarına gün doğdu. Hemen, tüm Orduların lağv edilebileceğinden söz ettiler.

Eski fikir Fikir yeni değil. Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel, Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi iken, Türk-Yunan ilişkileri konusunda yazdığı bir kitapta ve sonra da birkaç makalede, Ege ordusunun "sembolik bir jest" olarak kaldırılabileceği tezini işlemiş. Bilmiyorum, bir akademisyen ve teorisyen olarak ve 1993''te ve hemen sonra, beslediği düşünceleri, Bakanlık ve sorumluluk mevkiine geldikten sonra, ne dereceye kadar muhafaza edebilmiştir-veya edecektir? Ama burada idealizmle sembolizm arasındaki çelişkilerin taze ve çarpıcı bir örneği ile karşı karşıyayız. Erkaya''nın ve Gürel''in önerileri kademeli planları muhakkak ki sembolik ve bir nevi satranç hareketlerini içeriyor. "Biz bunu yaparsak siz de şunu" nev''inden beklentileri de. Ama gerçek hayatta hele Yunanistan''la ilişkilerde bu böyle olmuyor! Ege bölgesine "bakan" askeri birliklerimiz daima vardı. Ve bundan sonra da nicelik ve nitelikleri pek değiştirilmeden hep olacaktır. Bu birliklerin adına Yunan tehditleri ve adaların silahlandırılması karşısında sembolik olarak Ege Ordusu denilmişti. Evren Paşa''nın söylediği gibi adı Ege Kolordusu da olabilirdi. Ancak herhalde o zaman, Ordu daha ağırlıklı, sembolizmden de öte caydırıcı bir anlam ifade etmişti ve adı da iyi ki Ege Ordusu olmuştu. Şimdi ne değişti de, sembolik bir jest yapılması gereği görüldü? Ve bu jestimize Yunanlılar aynı ile mukabele ederler mesela adaları hemen silahlardan toplardan füzelerden arındırırlar mı? Hatırlardadır. Evren Paşa da, zamanında bazı jestler yapmış mesela Yunanistan''ın NATO askeri kanadına dönmesini, Yunanlılar''ı yola getirir diye veto etmemişti. Bu sonra hep Paşa''nın başına kakıldı. Gerçek dünyada -bugünkü dünyada, uluslararası ilişkilerde idealizm ve sembolizm pek geçerli olamıyor.

Türk-Yunan ilişkileri Yanlış anlaşılmasın; ben her zaman Türkiye ile Yunanistan''ın dost olmaları gerektiğine, hatta iki tarafın da buna "mahkum" olduğuna inanmışımdır. Bir yabancı yazarın dediği gibi, "Türkiye ve Yunanistan Ege denizinin ayırdığı tek bir ülke" Ege''de bir dostluk denizi olabilir. Yunanlılarla aramızda, diğer komşularımızla olduğundan farklı yakınlıklar vardır. Türk ve Yunanlı özellikle gurbette çok daha yakın dostluklar kurabiliyorlar. Özellikle Yunan tarafından, eski kuyruk acıları yüzünden, bozulana kadar! Bizde ise belki hiç Yunan egemenliği altına girmediğimiz için, kompleks yoktur. Yunanlılar''da ise paranoya boyutlarına varan -hatta Türkiye''nin Yunanistan üzerinde toprak emelleri olduğu gibi- endişeleri vardır. Yakın tarihte Yunanistan''la aramızda balayı dönemleri yaşandı. Atatürk ve İsmet İnönü dönemlerinde, aramızda konfederasyon veya federasyon kurulabileceği ümitlerine kadar varan güzel gelişmeler oldu. Hatta Kıbrıs olayı patlak verdikten sonra bile Bayar, Menderes, Zorlu ve Karamanlis Verof dönemlerinde de bazı umutlar yeşerdi. Sonra ne oldu? Kabahat kesinlikle bizde değildi. Son yılların acı tecrübelerinin ışığı altında iki tarafın devlet ve hükümet adamlarının gayretiyle dostluk sürecinin yeniden başlatılması mümkündür ve gereklidir. Cem ve Simitis bu yolda güzel jest adımları atmaktadırlar. Ama sükutu hayale uğramamak için arkası ve mukabelesi gelmeyecek sembolik jestlerden ihtiyatla kaçınmamız gerekir. Özellikle, Türkiye acele sembolik jestlerin cezasını çok çekmiştir. Aynı gerçekçilik Rusya ile de ilişkilerimizde daha fazla caridir. Putin işbaşına geldi diye, Rusya''nın Türkiye konusundaki emelleri değişecek de değildir. Son tahlilde Yunanistan''ın hasımlığı, AB''ye girmemiz konusunda devam eden çekince veya muhalefetleri, birlikte sirtaki oynamakla, Zülfü Livaneli ile Eleni Feranduri''nin düet yapmaları ile sona ermeyecek, sorunlar hemen çözülmeyecektir. Asıl sembolik olduğu kadar realist jest, önce Yunanlılar''dan somut dostluk hareketleri gelene kadar, Ege Ordusu''nu muhafaza etmek olacaktır.

İdam cezası Alın size "sembolik" bir gerekçe; Belçika, Sabancı cinayetinin apaçık faili Fehriye''yi Türkiye''de idam cezası var diye iade etmiyor. Gerçek ise şu; bir terörist katil serbest ve cezasız kalacak. Bizimkiler de, başta Ecevit buna kızmıyorlar "İdam cezasını kaldırsaydık -yani sembolik bir jest yapsaydık bu olmazdı" diyorlar. Öcalan konusuna yeni bir ek: sembolizme sembolizmle mukabele!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Truvalılar, kale kapısına bırakılan ata güvenmeyin; ne olursa olsun, Yunanlılar''dan gelen hediyelere bile güvenemem!" (veya daha kısa şekli: "Hediyeler getiren Yunanlılar''dan kendinizi koruyunuz!")

Romalı şair Virjıl (M.Ö. 70-19)