Kaydet
a- | +A

AKİT gazetesi benim için güvenilir bir haber kaynağı değil. Ama gene de orada birinci sayfadan, büyük bir manşetle verilen bir haberin doğruluğunu kontrol etmek isterim. Necmeddin Erbakan''ın 312. maddeden dolayı DGM tarafından verilen hapis cezasının kesinleşmesi üzerine, gazete iddia ediyor ki, Yaşar Kemal DGM savcısı hakkında, DER SPİEGEL Alman dergisinde 10 Ocak 1995''te yayınlanan yazısından dolayı DGM''de açtığı davada 5 Mayıs 1995''te beraat etmiş ve hatta beraat etmekle de kalmamış, dergide yazdıklarını mahkemede de itiraf edip tekrarladığı halde, o zamanki mahkeme başkanı tarafından "Gerçekten sizin şanınıza yakışır bir duruşma oldu, teşekkür ederim" diye tebrik edilmiş. Yaşar Kemal''in o yazısını, hatırlarım. Ben de, bu yüzden bir kesimin büyük ustası ve kahramanı olan Yaşar Kemal''i hem köşemde hem de bir TV''deki SİYASET MEYDANI''nda ihanetle suçlamıştım. Çünkü PKK''dan "gerilla" diye söz eden Yaşar Kemal "Yalanlar Kampanyası" başlıklı yazısında Türkiye Cumhuriyeti''nin 75 yıllık "baskı ve vahşet rejimi" olduğunu, Anadolu insanının bunca yıl bu rejime dayanmasının olağanüstü olduğunu iddia ediyordu. Yazıda TC ve hükümetleri aleyhinde daha ne ağır suçlamalar yoktu ki. Yazar bu durum, yani "Kürtlerin 75 yıl tabi tutuldukları ağır baskılar" karşısında mücadeleye hakları olduğunu da ileri sürüyordu. Velhasıl TCK''nın 312. maddesinin ruh ve lafzı ile uyan bir suç var idi ise muhakkak ki Yaşar Kemal''in bu hainane sözleri idi. Ben, maalesef bu davanın neticesini takip edememiş ve beraat haberini veren YENİ YÜZYIL gazetesinin "Yaşar Kemal''in Şanına Yakışan Duruşma" başlığı altında verdiği beraat haberini de görmemişim. O zaman ben de yoksa isyan ederdim.

Mesut Yılmaz''ın da özrü Bu olayın bir de başka tarafı var; hatırlıyorum, dava bittikten sonra, o zaman muhalefette olan Mesut Yılmaz''ın, 24 Ekim 1995 seçimlerinden birkaç gün evvel Yaşar Kemal''i İstanbul''da BASIN Köyündeki evinde ziyaret edip, aleyhinde DER SPİEGEL yazısından dolayı dava açıldığı için üzüntüsünü belirtmişti. O zaman da Yılmaz''ın seçim yatırımı olarak bu ziyareti yapmasını kınamıştım. AKİT''e göre meğer Yılmaz, Yaşar Kemal''e adaylık teklif etmiş, o da kabul etmemiş. Eğer doğru ise, meğer, Yılmaz sadece Avrupa Birliği''nde üyeliğimizin yolunun değil, kendisinin ve partisinin siyasi başarısının yolunun da sadece Diyarbakır''dan değil Yaşar Kemal''den ve evinden geçtiğini düşünürmüş! Bunun diğer bir kanıtı da, Yaşar Kemal''in gene DGM''de bazı sözde aydınların kolektif "Düşünce Özgürlüğü ve Türkiye" adlı kitaplarında yayınlanan yazısından dolayı gene TCK''nın 312. maddesine ve Terörle Müdacele yasasının 8. maddesine muhalefetten dolayı bu sefer 1 yıl 8 ay hapis cezasına çaprtırılmasından dolayı, (ceza hemen tecil edilmişti) Yaşar Kemal''den TBMM kürsüsünde özür dilemesi idi. AKİT, tabii, bu iddiaları şimdi Erbakan''ın 312. maddeden dolayı hapis cezasına çarptırılmış olması dolayısı ile ortada bir çifte ölçü bulunduğunu belirtmek için yapıyor... Ve itiraf etmek gerek ki bu hususta haklı. Erbakan''ın hapis cezasına çarptırılmasına sebep olan Bingöl''deki 1994''te yaptığı konuşma bence Yaşar Kemal''in sözleri kadar ağır ve bölücü. Ben Erbakan''ın hapis cezasını almasına sebep olan sözlerinin de 312''ye uyduğuna ve bu madde varoldukça cezalandırılmasının, hukuken ve fiilen gerektiğine ve 312. maddenin de şu bağlamda rejimin savunulması için gerekli olduğuna inanıyorum. Ama ortada bir çifte ölçünün bulunduğu da, maalesef doğru.

Mutlu olamıyorum ama... Ben de, bir eski Başbakan''ın hapse girmesinden dolayı, Ecevit gibi, birçok diğer yazarlar gibi "mutlu olamıyorum" Ama, bu noktada biraz durun; Erbakan''ın durumunu ve cezasını hemen rahmetli Menderes''e çok haksızca verilen ölüm cezası ile karşılaştırmayın ve karıştırmayın... Bu defa Menderes ve arkadaşları düzmece, makabline şamil olarak işleyen bir maddeye göre cezalandırılmışlardı. "Eski Başbakan" Erbakan, Bingöl''de konuşurken 312. maddeyi de, anlamını da ve sözlerinin orada hem "bölücülük" anlamına geleceğini hem de rejime karşı olduğunu pekala biliyordu.... Dedim ya, ben içinde bulunduğum bağlamda 312. maddenin gerekli olduğuna inanıyorum. Sözler şişede durduğu gibi durmuyor; pekale şiddeti ve ayırımcılığı tahrik edebiliyor.

Yanlış olan Bu konuda, bence yanlış olan adalet mekanizmasının bu kadar yavaş işlemesi, hapis cezasının fiilden 6 yıl gibi uzun bir zaman sonra kesinleşmesi. Böylelikle cezanın ne anlamı, ne caydırıcılığı kalıyor. Özellikle, zaten insan hakları, düşünce özgürlüğü diye pusuda bekleyen yerli ve yabancılara gerçekleri anlatmak imkanı olmuyor. Ve Erbakan''ın fesadı apaçık belli olduğu halde, bir eski Başbakanın, 6 yıl sonra ilk etkisini kaybeden konuşması yüzünden hapse sokulması en hafif manası ile anakronik kalıyor, yani zamana ters düşüyor. Fakat ben gene mülahazat hanesinin kapısını açık bırakıyor ve bu konuyu yakından takip eden tarafsız gazetecilerden, Yaşar Kemal''in o meşum iddiaları siyah-beyaz dergi sayfalarında apaçık dururken ve hangi gerekçelerle beraat ettirildiğini ve o zamanki DGM başkanının yazarı tebrik edip etmediğini, teyit etmelerini veya yalanlamalarını bekliyorum. Mesut Yılmaz''la Yaşar Kemal arasındaki sıcak ilişkilere gelince... Bunu da ANAP Genel Başkanı''nın "müktesebat" hanesine yeniden yazıyorum.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Vahşi hayvanı kulaklarından yakalamışız; ne daha fazla tutabiliyor ne de bırakabiliyoruz... Tartınca kefelerinden birinde adalet, diğerinde varoluşumuz var!" Thomas Jefferson -1820