Hürriyet Gazetesi''nde Ertuğrul Özkök, Rahmi Koç''un, Koç Üniversitesi''nin yeni kampüsünün açılışındaki konuşmasında, kampüsün inşaatının bazıları tarafından geciktirilmesi hususundaki "değer mi idi?" diye sorusunu, geçmişte, çoğu komünist ve solcu aykırı kişilerin fikir ve eylemleri yüzünden takip edilmeleri ve cezalandırılmaları hususunda da, soruyor... Bence büyük hata ve haksızlık geçmişteki olaylar konusunda, içinde yaşandıkları, dönemlerin koşullarını gözönünde tutmadan, bugünün rahat koltuklarından ve "köşelerinden" ahkâm kesmek! Özkök''ün sözünü ettiği "mağdurlardan" çoğu, (haydi isimlerini tekrarlamayayım) Stalin''in Türkiye''yi Sovyet Peyki yapmak için tehdit ederken, gizli komünist örgütlerine ülkenin altını oydurmaya çalıştığı dönemlerde, ya gaflet ya ihanetten, bu emellere hizmet etmişlerdi. "Büyük Şair" Nazım Hikmet başta!.. Türkiye ayı sarmasından hem İsmet Paşa''nın feraseti, hem de hükümetin ve emniyet teşkilatlarının, gafil ve hainlere aman vermemesi yüzünden kurtuldu. Belki kuruların yanında yaşlar da yandı, ama neticede "değdi"; Türkiye tuzağa düşmekten kurtuldu. Entellerin dil pelesengi ettikleri "Barış dernekleri" de, soğuk savaş döneminde, sonra ortaya çıkan KGB belgelerinde kanıtlandığı gibi, KGB''nin "cephe örgütlerinden" biri idi, Sovyetler tarafından finanse ediliyordu. Bu derneğin ileri gelenlerinden Mahmut Dikerdem''in (diğeri de iflah olmaz komünistlerden Behice Boran idi). Stalin''in tehditleri belgelerle sabitken, utanmadan, bunların uydurma olduğunu iddia etmesi bile ayrı bir kanıt... Başka kanıt mı istersiniz; ''70''li yıllarda da şimdi, "Değdi mi?" diye soran "mağdurların" kendi anılarında "iki bombayı polis karakoluna atacaktım son dakikada plan değişti atamadım!" demeleri de, tehlikenin zamanındaki gerçekliğine kanıt değil mi? Eski bombacı zat, şimdi özgürlük ve AGİT havarisi.. ve Nazım Hikmet''in mezarının Türkiye''ye getirilmesini istiyor. Benim ölülerle işim yok: "öz vatanım" dediği ve kendi seçtiği Rusya topraklarında gömülü "Büyük Şair"in, naaşı getirilsin... Bu topraklar onu dahi kabul edecek kadar geniş yüreklidir. Yeter ki neyin ne, kimin kim olduğunu unutmayalım ve bazıları mağdur rolü oynamasınlar! Özkök "Değer mi idi?" diye soruyor. Ben de soruyorum, bu sözde mağdurların düşünce ve eylemleri "değdi mi?" Bazıları şimdi hatalarını itiraf ediyorlar. "Hata yaptık ama ne güzel bir hayaldi!" diyorlar.. Bir hayal ve yalan uğruna, ülkemiz neler kaybetti?.. İstedikleri gerçekleşse idi, biz şimdi nerede olurduk? Sadece yaptıkları değil, ''60 ve 70''li yıllardaki terör eylemlerine, PKK''nın kurulması dahil birçok musibete sebep olmaları "değdi mi?"
ECEVİT VE JEOLOG Murat Bardakçı, Varlık dergisinin, 1945''teki bir sayısında Bülent Ecevit''in "jeolog" başlıklı bir şiirini bulmuş... Ne mana diye soruyor. Galiba biliyorum. Eskiden üniversiteye kabul edilmek için olgunluk imtihanları verilirdi. Bu imtihanlarda soruların bir bölümü jeoloji ile ilgili idi. Biz kolejde jeolojinin "j"sini okumamıştık. İstanbul Üniversitesi Jeoloji Profesörü, sonra MTA Genel Müdürlüğü de yapan eniştem, rahmetli Hamit Nafiz Pamir imdadımıza yetişti, bizlere Ecevit dahil Erenköy''deki evimizde birkaç gün "sıkıştırılmış" jeoloji dersleri verdi ve imtihanları 1944 yazında, o sayede verebildik.. Herhalde "jeolog" şiiri o günlerden ve rahmetli eniştem Hamit Nafiz beyden mülhem olacak!

