Kaydet
a- | +A

Cezaevleri''nin durumu, öteden beri işleyen, fakat son zamanlarda müzminleşerek azan toplumsal bir yara. Suçluluğun ve terörün artması, sonra da özellikle, büyük merkezlerdeki, bu infaz kuruluşlarındaki yönetim bozukluklarının sebep olduğu olaylar, bir yandan ve bunlarla irtibatlı olarak koğuş sisteminin kaçınılmaz neticesi -koğuşların, ayaklanmaların organize edilmesi ve terör örgütlerinin eğitim merkezleri olarak kullanılması ile -bu yara adeta kangren olmuştur.. Mafya mensuplarının, çok güçlü, paralı kişilerin tutuklanmaları ile, Cezaevlerinde yöneticilere, hatta savcı ve müdürlere ve infaz memurlarına reddedemeyecekleri kadar büyük rant imkanlarının çıkması Cezaevi olayını büsbütün içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Bu konuda radikal tedbirlerin alınamamasının belli bir sebebi de, Cezaevlerinde Adliye Bakanlığı ile Koruma görevi yapan Jandarma arasında adeta iki başlı bir yönetimin olmasıdır. Bu durum da Devletin ve icranın güçsüzlüğünü kanıtlıyor.

Birkaç yıl önce, Eskişehir''de inşa edilen ve koğuş sisteminin yerine modern bir yapıda çağdaş oda sistemini getirecek F tipi Cezaevindeki düzen, o zaman CHP''li bir Adalet Bakanı tarafından, şimdiki gibi "tecrit" iddiaları ile ve "insan haklarına aykırı" diye, bozulmuştu. Bu da, kuru gürültüye pabuç bırakıp, ricat eden devlet veya hükümetin güçsüzlüğünü kanıtlamış ve bugünkü yaygaralara cesaret vermiştir.

Demagoji ve anarşi Şimdi, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk''ün inisiyatifi ile inşa edilmekte olan, 11 adet F Tipi cezaevi konusunda, TAYAD (Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Yardımlaşma Derneği) tarafından başlatılan ve sağcı solcu terör örgütlerinin verdikleri destekle, gittikçe artan bir tempo ile sürdürülen protestolar -ve bunlara bir kısım medyanın ve entel yazarların- hatta bazı Baroların -verdikleri destek de, ülkemizdeki kavram kargaşasının, demagojinin ve sorumsuzluğun bir mikrokozmudur.

Kısaca: *Bugünkü koğuş sistemi yanlıştır her türlü fesadın ve huzursuzluğun mümbit zeminidir.

Bu fesatlar, büyük ölçüde, ancak oda sistemi ile -isyancı mahkûmların eylemlerini planlamalarına ve uygulamalarına engel olacak oda ve bazı hallerde tecrit -yani potansiyel elebaşılarının tecrid edilmeleri ve hatta cezalandırılmaları- ile önlenebilir. Bu tedbirlerin Cezaevleri sorununu bütünü ile ve hemen, çözmeyeceği açıktır. Ama bu enfrastrüktür üzerine diğer tedbirler bu arada üniter yönetim, infaz müdür ve memurlarının kökten ıslahı daha kolaylıkla monte edilebilecektir.. "Ancak, asıl mesele reformları yapmakta!" diyerek veya olayı, mahkûmların rahat ve kaprisleri açısından ele alıp demagoji yapmak, kökünden yanlıştır. Bir yerden, "bina temelinden" başlamak gerekiyordu ve Bakan Türk de bunu yapmıştır. - Bakan ve ilgililer tarafından yeni F Tipi Cezaevleri konusunda verilen izahattan, inşaatı tamamlananların veya tamamlanmak üzere olanların gösteriminden, video görüntülerinden anlaşılıyor ki, yeni Cezaevleri gerçekten, Türkiyenin koşularına göre,bir cezaevinde mümkün olabildiğince "çağdaş" ve rahattır. Belki de diğer ülkelerdekilerine nazaran da önde gelmektedir.

- Ne var ki, ukalalık bol: Bazı uzman geçinenler diğer ülkelerde daha iyilerinin bulunduğunu iddia etmişler. İskandinav ülkelerini ve İsviçre''yi bilmiyorum; ama herhalde Fransa''da, İngiltere''de bildiğim ve gördüğüm kadar, daha iyileri ve çağdaşları yok. Amerika''da da -o da federal düzeyde, belki iki üç tane- hep oda tipi cezaevi var. Ve orada da mevcut durum ve yönetimleri eyaletten eyalete değişen, mevcut cezaevlerindeki yaşama ve sosyal şartlarından, isyanlara müsait olmasından ve özellikle genç mahkûm ve tutukluların ahlaksızca baskılara maruz kalmalarından hep şikayet edilir.

Cezaevleri, adları üstünde ceza ve ıslah evleri olmak gerekir. Mahkûmların rahatça eylemlerini ve işlerini sürdürecekleri mekanlar değil! Ama, çağdaş anlayışa göre, mahkûm ve tutukluların, haksız muamelelere ve ağır yaşam koşullarına maruz bırakılmamaları da gereklidir. Islah olmalarını, topluma yeniden kazandırılmalarını sağlayacak yöntemlerin uygulanması bu arada cezaevlerinde bazı meslekleri icra etmek ve eğitimlerini sürdürmek imkanlarının da sağlanması gereklidir ama suçluların, çarpıldıkları cezalarını çekmelerinin asil unsur olduğu gözardı edilmemek şartıyla!.

Protestoların asıl sebebi TAYAD tarafından başı çekilen ve THKP-C, Hizbullah ve İBDA-C gibi terör örgütlerinin, internetten bile destekledikleri kesif protestoların asıl sebebi çok basit: Mahkûmlar, özellikle azılı terörist mahkûmlar, cezaevleri F tipine yani "oda" sistemine dönüştürülür ve diğer yönetim reformları da yapılırsa, eskiden olduğu gibi isyanları organize etmek ve koğuşları karargah ve eğitim merkezleri olarak kullanmak imkanını kaybedeceklerdir. İnsan Hakları vb. bahanedir. Bunu görmemek en azından safdilliktir.. En fazlasından anarşiye arka çıkmak demektir.

Bu konuda, bu demagojiye ve başkaldırılara prim verip gerilemek Türkiye''nin geleceği açısından, çok acı neticeler verecek, yeni olaylara yol açacaktır. Daha önce, Cezaevlerindeki isyanlarda, Baro Başkanlarımın da katılmalarıyla isyancılarla, bazı isteklerinin kabulü ile, "uzlaşmaya" varılması, isyancılara, TAYAD''a ümit veren zaaf eserleri idi. Bugün de Bakanın, aslında terör örgütlerinin sözcüsü olan TAYAD''ı ve yöneticilerini muhatap kabul etmesi de büyük hata ve zaaf eseridir.

Devletin ve sağduyulu kamuoyunun, gürültüye pabuç bırakmayarak Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk''ü sonuna kadar desteklemesi zorunludur. Hiç olmazsa bu konuda devletin sokaklardan ve internet web sayfalarından değil Ankara''daki meşru mercilerden idare edildiği herkese -kuvvetle- teyid edilmelidir.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Cezaevlerini cezaevi yapan etraflarındaki taş duvarlar veya tel örgüler değil, suçluların kendi vicdanlarıdır!"

Melvin Dougherty Illinois Eski Cezaevleri Yöneticisi