Kaydet
a- | +A

Köşe yazıları yazmaya başlayalı beri "köşemi" kişisel konularla işgal etmemek prensibim olmuştur. Bu prensibe bir iki küçük istisna ile sadık kalmışımdır. Bu istisnalardan biri de, bundan bir yıl evvel, bazı sağlık ve aile sebepleri ile ve de biraz yorulduğumdan, bir süre için, Amerika''ya, orada yerleşik oğullarımız ve torunlarımızla birlikte olmak için gittiğim zaman, "Bir nev''i veda" başlığı altında yazdığım, okuyucularıma izahat ve "izin talebi" yazısı idi. O tarihten beri Amerika''ya gidip geldim ve halen de, buradayım. Eşim oğul ve torunları ile birlikte olmak istiyor. Ben de, yazılarımı, haftada beş kere, aksatmadan yazıyor, mücadelemi, okuduğunuz gibi, yılmadan sürdürüyorum ve ayrıca da buranın pek stresli olmayan atmosferinde anılarımı yazmaya çalışıyorum.

Göçmedim

Göçmen statüsüne girmedim. Amerikan vatandaşlığına geçmedim ve kolaylıkla alabileceğim halde, "green card" denilen belgeyi almadım ve bu hususta müracaatta bulunmadım. Öyle bir tasavvurum da yok...

Fatih Altaylı''nın iddiası

Bunları şimdi niçin yazıyorum? Fatih Altaylı, HÜRRİYET gazetesindeki köşesinde, rahmetli Alparslan Türkeş hakkındaki iddialarla ilgili olarak, kendisini savunmak imkanı olmayan rahmetliyi "kalbi Türkiye''de, parası İngiltere''de" diye suçladıktan sonra, benim de O''nun "izinde" olduğumu, milliyetçi olduğum halde, önce paramı yollayıp sonra Amerika''ya "göçtüğümü" yazmış... Rahmetli Türkeş''in ideal ve mücadelesinin izinde olmak bir şereftir. Umuyorum, bu konudaki gerçekleri vârisleri ortaya çıkarırlar, gereken cevapları verirler.

Ben ise, bu konuda, Fatih Altaylı''ya ve iddialarına kıymet vermekten ziyade, asıl sorumluluk ve okuyucularıma izahat vermek ihtiyacını duyduğum için bu yazıyı yazıyor ve köşemi kişisel bir savunma için işgal ettiğim için de özür diliyorum.

Geçen Şubat buraya ilk geldiğimde Fatih Altaylı, beni milliyetçi olduğum halde, vatanımı terketmekle, Amerika''ya göçmek ve hatta ABD vatandaşlığına geçmekle gene suçlamış, kendi tabiri ile "alaya almıştı." O zaman gazeteciliğin ve meslakdaşlığın başlıca ilkesi olmak "haberi kaynağından ve ilgilisinden kontrol etmek" ilkesine riayet etmemişti. Kendisine muhtelif açıklamalar gönderdim. Gene yaşlı bir meslekdaşına bu imkanı vermek zarafet ve nezaketini göstermedi, telefonlarıma da cevap vermedi.

Ama ben, kendi durumumun, Altaylı''nın iddia ettiği gibi olmadığını, geçen yılki iftirasından sonra defalarca anlattığım halde... O şimdi de, "bir çamur at yapışır zihniyeti ile" haysiyetimle oynamaya devam ediyor... İnsanların haysiyetiyle oynamayı "alay" farzeden Altaylı''nın iddiaları karşısında ne yapmalıyım? Okuyucularımın iz''anına ve HÜRRİYET yöneticilerinin meslek kuralları hususundaki duyarlılıklarına müracaat etmekten başka!

Bir defa, Amerika''ya göçmüş olsam dahi ki kesinlikle varit değil. Amerika''da bir süre kalsam da bunun milliyetçiliğime ve mücadeleme halel getirmeyeceği muhakkak. Bunu sizler de her gün, yazılarımı okuyarak tanık oluyorsunuz. Türkiye''de ve daha önceleri Amerika''da görev yaparken yerli ve Ermeni teröristlerin tehdit ve bombalarına hedef oldum. Gene de mücadeleden yılmadım. Ve mücadelemi nerede olursa olsun sonuna kadar sürdüreceğim. Eğer bu arada, Amerika''da ölmem mukadder ise, tabutumu Türk bayrağına sarılı ve TC pasaportum ile vatanıma getireceklerdir. Herkes bunu şimdiden böyle bilsin!.

Cevabım

Fatih Altaylı''ya bir cevap gönderdim. Ama biliyorum kendisi yaşlı bir meslekdaşa karşı en basit zarafet ve centilmenlik görevini gene yerine getirmeyecektir. Hatta Türkiye''ye döndüğümde beni programına da davet edip yüzleşmek imkanını da bana vermeyecektir. Ama gene de kendisine gönderdiğim yazıyı burada aynen yayınlıyor ve O''nu, bir defa daha, vicdanı ile baş başa bırakıyorum:

"Sayın Fatih Altaylı: Geçen yıl eşimin tedavisi sebebiyle Amerika''ya gidişimize takılmıştınız. O zaman hiç mecbur olmadığım halde, size birkaç kere yazarak durumu anlatmaya çalışmıştım. Ayrıca buraya geliş sebebimi de daha önce, ayrılırken, köşemde yazmıştım. Siz bunları kaale almadınız açıklamayı yayınlamadınız. Yaşlı bir meslekdaşınızı suçlamadan gazeteciliğin baş ilkesi olan, suçlayacağınız kişiden bir defa sormak ve cevabını da yayınlamak nezaketini göstermediniz. Buraya göçmedim. Geçici vizem var ve tabii birkaç ay sonra döneceğim. Kaldı ki geçici olarak Amerika''da bulunmamın milliyetçiliğime ters düşmediği de ortada. Benim bu cevabımı yayınlamayacağınızı da biliyorum ve onun için de size daha fazla izahat ve hesap vermeyi gereksiz görüyorum"

NOT: Kişisel bir savunma yapmak zorunluluğu yüzünden, KIBRIS konusundaki üçüncü yazımı yarına ertelemek zorunda kaldım. Özür dilerim.