Rahmetli Özdemir Sabancı''nın ve iki çalışma arkadaşının öldürülmesinde suçu, kamera görüntüleri ve kendi itirafları ile sabit olan DHKP-C tetikçisi Fehriye Erdal''ın Belçika yargısı ve makamları tarafından, güya muhakeme edildikten sonra sözde gizli bir evde gözaltında tutulmak koşuluyla serbest bırakılması bir hukuk komedisine dönüştü. Fehriye''nin (yoksa Fahriye mi?) Belçika hükûmeti bu "sıcak kestaneyi" ne yapacağına karar vereceğine kadar, aslında kurtarılmak üzere başka bir ülkeye postalayana kadar yandaşlarının yanında kalmasına karar vermiş! Anlaşılan Belçika yargısı ve hükûmeti, bu konuda Belçika''daki DHKP-C''li teröristlerle müzakere ederek, onlarla uzlaşmaya varmış! Bu hangi hukuka, hangi saygın devlet anlayışına sığar!? Sonra Charlesroi şehrindeki bir nevi tespit etmeye çalışan ATV ekibinin, Mete Çubukçu''nun, Kameraman Mustafa Şap''ın başına gelenler DHKP-C''ci saldırganlar tarafından dövülmeleri, kameralarının kırılması ve kasetlerinin parçalanması da çok vahim... Avrupa Birliğinin bize ev ödevleri dayatmaya kalkan "saygın" bir üyesinin, Belçika''nın, hukuk ve insan hakları anlayışını ve bu arada "medya hakları" konusundaki anlayışını yansıtan bir örnek!
Korunan bir katil Fehriye Erdal bir katil. Ama mahkemede saygın muamele görüyor. Etrafa gülücükler dağıtarak zafer işaretleri yapıyor, yani cinayeti ile açıkça övünüyor. Belçika''daki yandaşları onu kurtarmak için kampanyalar düzenliyorlar. Çünkü onlara göre ve maalesef bazı Avrupalılara göre sıkı durun, Belçika İnsan Hakları Derneğine göre bu kadın bir "özgürlük savaşçısı" hem de üstelik Kürt kökenli! Layık olduğu ceza verilemiyor. Belki de Belçika makamları DHKP-C''lilerin tepkisinden korkuyorlar. Türkiye''ye de, "kanunlarımızda ölüm cezası" var diye, iade de edilmiyor.. Belçika hükümeti, İtalyan hükümetinin Öcalan konusunda düştüğü riyakarlığa benzer bir riyakarlık şaşkınlığı içinde... Göz göre göre katil, hem de dünyaca saygın bir iş kurumunun baş yöneticilerinden birini ve iki masum yardımcısının katili... Ama şimdi eninde sonunda serbest kalacak, cinayeti de yanına kâr kalacak! Adalet ve Hukuk bu mu? AB Kriterlerinin gereği bu mu? İzah edilmesi savunulması imkansız bir tutum!
Medya ayıbı Ya, ATV ekibinin hırpalanması ve dövülmeleri karşısında Belçika Polisinin herhalde daha üst makamlarla danışıklı, hoyrat tutumu "Size kim saldırdı" diye soracaklarına ve suçluları takip edeceklerine, adeta ekip mensuplarını "Fehriye''nin evini nasıl buldunuz, kimden öğrendiniz?" diye dakikalarca terbiyesizce sorguya çekmeleri, telefonlarına pasaportlarına el koymaları, aslında, Türkiye''de öküz altında buzağı arayan Uluslararası Basın Enstitüsünün, irdelemeleri ve kınamaları gereken vahim bir olay. Böyle bir şeyi, Türk polisi Türk makamları Avrupalı bir gazeteciye yapsalardı yer yerinden oynardı. Türk Hükümetinin Belçika''daki Büyük Elçiliğimizden başlayarak, Türk medyasına reva görülen bu hareketlerin hesabını sorması ve şiddetle protesto etmesi gerekir... Aslında, Belçika adli ve idari makamlarının Fehriye Erdal iade edilirse idam edilmesinden pek kuşkulanmamaları lazım.. Çünkü eğer iade edilse idi, belki usulen ve kanunen hak ettiği gibi idama mahkum edilirdi ama sonra? Öcalan gibi rafa kaldırılırdı! Bu da bizim ikinci ayıbımız olurdu!
Avrupa ikiyüzlülüğü Sadece bu olay, bile, Avrupalıların, bizim sorunlarımız konusunda ne kadar duyarsız, olumsuz ve çifte standartlı olduklarını, kaderimizi AB''ye, çifte standartlı kriterlerine bağlamakla ne kadar yanlış yolda olduğumuzu göstermeye yeter! Ama siz küstahlığa bakın ki DHKP-C''liler, Belçika makamlarının bu kıyaklarından da memnun değillermiş: "Fehriye''yi kurtlara atıyorlar" diye feryad ediyorlarmış. Belçikalı teröristleri memnun etmek için tavizler vermenin ne kadar yanlış olduğunu herhalde anlayacak!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Bir Avrupa adaleti vardır...
Bir de Avrupalıların diğer ülkelere ve sömürgelerine uygun gördükleri adalet!" Bhandra SİNGH - Hint Yazarı (1925)

