Kaydet
a- | +A

"Öcalan Asılmamalıdır!" diyenler, medyada inanılmaz bir gaflet, dalâlet, hatta hıyanet cephesi kurmuşlar. Çoğunu eski tüfeklerin ''68 kuşaklıların ve artıklarının 2. Cumhuriyetçilerin oluşturduğu bu cephede, maalesef başka konularda milliyetçi ve Atatürkçü olanlar da var. Onlar da bu cezbeye katılmış gibiler. Millî meselelerde kaleminden kan damlayan çok değerli bir köşe yazarı arkadaşım dahi bu konuda yazmaktan "vebali büyük" diye kaçınıyor.

BİRLEŞİK ÖCALAN CEPHESİ Ben, şimdiye kadar bilumum köşe yazarlarının, TV programcılarının, hiçbir konuda, hatta PKK ve bölücülükle mücadelede veya idam cezasının kaldırılması hususunda bile, bundan önce, bu kadar birleştiklerini ve ısrarcı olduklarını hatırlamıyorum. Öcalan ve PKK ile dağlarda mücadele sürerken de "askeri çözüme" karşı olanlar, Öcalan ile müzakere edilmesini ve "siyasi çözüm" önerenler ve hatta bu arada arabuluculuk yapanlar vardı ama, bana o zaman, bir gün Türkiye''de böylesine bir "Öcalan''ı korumak cephesi" kurulacağını söyleselerdi inanmazdım. Şimdi bir yerden veya bir yerlerden işaret almışcasına, Öcalan''ı idamdan, hak ettiği cezadan kurtarmak için, söz birliği halinde, inanılmaz demagojilerle asılmamasına kılıf ve bahaneler arıyorlar.. Acaba neden? Türkiye''nin gerçek çıkarları onların iddia ettikleri gibi, Öcalan''ın sağ bırakılmasında mı? Yoksa Avrupa Birliği ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tek referans odağımız mı oldu?

Cepheciler, bu konuda neler söylemiyorlar, ne demagojiler yapmıyorlar!.. Mesela Milliyet''te Yalçın Doğan, bazı Bakanların, kendilerine Öcalan konusunda tarizde bulunan şehit analarına, sordukları "Öcalan''ı asmak, ona değer vermek değil midir? Öcalan mı önemli Türkiye mi? Sizin çocuklarınız Öcalan için mi, Türkiye için mi, can verdiler" gibi "tuzak" soruları sıralıyor ve bu sorular karşısında, şehit ailelerinin durakladıklarını iddia ediyor... Bu sorular aslında klasik "tuzak" sorular; şehit analarının duraklamaları doğal. Ama o bakanlar ve de Yalçın Doğan, gelsinler de aynı soruları, çoğu bilinçli şehit babalarına, analarına sorsunlar. Onu ve "o" Bakanları dayak yemekten beter ederlerdi.

TEPKİLERDEN SADECE BİR TANESİ Bu konuda şehit yakınlarından yüzlerce mektup ve faks alıyorum ve ne cevap vereceklerini biliyorum; "Bizim çocuklarımız, tabii Öcalan''ı kurtarmak için değil, Türkiye için can verdiler ama siz şimdi Öcalan''ı kurtarmak için ne vereceğinizi bilemiyorsunuz... Kaybettiğimiz çocuklarımız yaşasalardı bacaklarını uzuvlarını kaybetmiş gaziler de Öcalan''ın ipini elleriyle çekerlerdi. Yabancıların ne istedikleri bizi ilgilendirmez, TC''yi de hiç ilgilendirmemeli"

BİR İSYAN ÖRNEĞİ Aldığım yüzlerce fakstan birini, biricik oğlunu, Diyarbakır''ın Kulp ilçesinde PKK ile çatışmada şehit vermiş, ismi bende mahfuz, acılı bir babanın faksından bir bölümü, Yalçın Doğan''a ve o tuzak sorularla şehit yakınlarının akıllarını karıştırmaya çalışan "O" Bakanlara ithaf ediyorum: (Aynen) "...bütün ger çekler ortada iken, 28.786 vatan evladının ölüm emrini veren, devletimizi 100 milyar dolar zarara sokan, TC''yi bölüp parçalamak isteyen, bu azılı elebaşı, insanlık dışı mahluk, (onun adını anmak bile beni tiksindiriyor) yakalandı diye sevindik, yargılandı ümitlendik, yüce Türk adaleti gereken cezayı verdi, mutlu olduk. Ama şimdi ne ayıp, ne garip ve ne yazık ki, gaflet ve dalâlet içinde olan yazar-çizerler, devlet adamı, hükümetin bir bölümü, siyasiler ve doğal olarak da taraf olanlar, bu cezanın uygulanmaması için ellerinden ge leni yapıyorlar, çeşitli uydurma senaryolar çiziyorlar ve acılarımıza acı katıyorlar. Devletin ve Türk adaletinin bağımsızlığını hiçe sayıyor ve bence vatana ihanet ediyorlar... Olmaz olsun böyle Avrupa Birliği; ben önce hür olmak isterim. Kendi adaletimi, kendi içişlerimi kendim düzenlerim. Ben kendi savcıma kendi hakimime güvenirim. Eğer bu konularda Avrupa''nın sözü geçecekse bu nasıl bağımsız bir devlettir? Açıkçasını bilelim.. Bu konunun insan hakları ve demokrasi ile ne ilgisi var? İnsan hakkı insanlar içindir.. İnsanlık dışı kişiler için değil!" (Bu son cümleyi Sayın Bahçeli de aynen söyledi.)!

DUYGUSALLIK... Yalçın Doğan ve şürekası herhalde bu mektuba karşı "duygusallık" deyip geçeceklerdir. Devletin "Babası" da Başbakanı da şehit analarının duygusallığından ziyade "akılla" hareket etmek gerekir demiyorlar mı?.. Ama acaba hangi akıl?

BİR ÖRNEK DAHA Bu demagoji örneklerinin ardı arkası gelmiyor. Radikal Gazetesi''nde Mehmet Taşdiken, "Türkiye''nin çıkışı nerede?" diye soruyor... Cevabını hemen kendisi yeni bir soru ile veriyor, "Bir teröristi ipe göndermekte mi? Yoksa ülkeye ve 65 milyon insana yeni ufuklar açacak bir sürecin hemen işletilmesinde mi?" Bu teröristi cezalandırmak, bütün ülkeyi cezalandırmak demekmiş... Siz demagojiye bakın; Öcalan''ın asılması bu sürecin işlemesine neden engel olsun? AB''nin kriterleri bir teröristin kellesine endeksli ise, Türkiye''nin "geleceği" Öcalan''ın kurtulmasına veya kurtarılmasına bağlı ise, siz çekin o "geleceğin" ipini! Demagojilere cevap vermeye, "zirveye kadar" devam edeceğim.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Bu cezanın infaz edilmesi toplum vicdanının tatmin edilmesi için zorunludur!" (ABD''de, Oklahoma''daki devlet binasını havaya uçurduğu ve böylelikle, bebekler dahil, 200 kişinin ölümüne sebep olduğu için idama mahkum edilen Timothy McVeigh''in idam cezasını tasdik eden ABD Yüksek Mahkemesi''nin kararının gerekçesinden.)