Kaydet
a- | +A

Okuyucularým belki hatýrlarlar, Hükümetimiz Öcalan hakkýndaki, Türk Yargýtayý tarafýndan verilen idam cezasýný, Anayasanýn gereði, tasdik edilmek üzere TBMM’ye göndermeyip, Avrupa Ýnsan Haklarý Mahkemesinin kararýna kadar rafta tutmaya karar verdiði zaman, bunun çok yanlýþ ve Milli Egemenlik haklarýmýzýn ihlaline yol açacak bir karar olduðunu söylemiþ ve yazmýþtým. Ýdam cezasýnýn, ilkesel olarak, insani gerekçelerle, kaldýrýlmasý konusu bir TV programýnda tartýþýlýrken, aynen “Önce Öcalan’ý asalým sonra idam cezasýný tartýþýrýz!” demiþtim.

Gene hatýrlatmak zorundayým; buna karþýlýk, hükümet ve entel çevreler, köþe yazarlarý -hatta milliyetçi olanlarý bile- Öcalan’n idamýnýn milli çýkarlarýmýza ters düþeceðini, eðer idam edilirse, kahraman haline getirileceðini, PKK yandaþý bölücülerin, HADEP’in, onu “þehit” ilan edip, Kürt Milliyetçiliðini tahrik etmek için kullanacaklarýný, fakat aksine, idam edilmezse, Ýmralý’da “unutulmaya ve çürümeye” terkedileceðini iddia etmiþlerdi. Baþbakan Ecevit, bir de sert çýkmýþ, Öcalan’a ve avukatlarýna artýk fazla konuþmamalarýný ihtar etmiþ ve þayet olayý istismar ederlerse, çok aðýr þekilde mukabele edileceðini ve kararýn tekrar gözden geçirileceðini söylemiþti..Gerçekte... Ancak aradan geçen bir yýlda, gerçekte bakýn neler oldu: Biz Avrupa Birliðine kabul edilmekten, ve bunun için “ev ödevlerimizi” nasýl yapacaðýmýzý düþünmek ve tartýþmaktan baþka birþey düþünemezken olaylar tam benim tahmin ettiðim gibi geliþiyor: Öcalan konuþmaktan tecrit edilmek, hücresinde çürütülmek þöyle dursun, orada herhalde gazeteleri okuyor. TV’lere bakýyor, radyolarý dinliyor. Ecevit’in ihtarýna raðmen, ahkâm kesiyor, dünyaya hitab ediyor, yandaþlarýna mesajlar veriyor, Türkiye’deki, siyasi geliþmeler hakkýnda, mesela olasý HADEP-CHP iþbirliði, 312. madde hakkýnda bir parti baþkaný gibi yorumlar yapýyor, hatta Baþbakaný açýkça kýnýyor. Velhasýl unutulmuyor, unutturulmuyor, adeta itibarý artýyor... PKK yandaþý organlar bir zamanlar liderlerinin kellesini kurtarmakla yetinirlerken gittikçe azýtýyorlar; þimdi de “Ulusal Lider”lerini. Avrupalýlar’ýn da desteði ile, önce “saðlýk ve insanlýk” nedenleriyle evvela Ýmralý’dan sonra da hapisten kurtarmaya çalýþýyorlar. Resmi makamlarýmýz da, yabancý insan haklarý “müfettiþlerine”, idam mahkûmu terörist baþýnýn saðlýðý ve rahatý konusunda, adeta teminat vermek zorunda kalýyorlar.

Hani, þu sýrada, idamýn yerine “aðýrlaþtýrýlmýþ hapis cezasý” verilmesi teklifi var ya, bugün gelinen noktada, TCK’ya bu madde konulsa dahi, bunun Öcalan için uygulanmasý da akademik kalacak... Ýdam edilmesinden vazgeçtik, adam çýkýp Demokratik Kürt-Türk Cumhuriyetinin kurulmasýný müzakere etmek için karþýmýza oturtulacak bu gidiþle!

Fantezi deðil Eðer PKK’nýn yerli ve yabancý organlarýný, Özgür Politika ve Yeni Gündem gazetelerini devamlý izlerseniz -inþaallah hükumet canibinde izleyenler vardýr- bu yazdýklarýmýn fantezi veya abartma olmadýðýný görürsünüz. Pekala, bunlara karþý hükümetteki ilgisizlik, güya vatansever yazarlarýmýzdaki vurdumduymazlýk ve aymazlýk niye? Tehlikeyi görmüyorlar mý, umursamýyorlar mý? Yoksa AB’ye kabul sürecinde konuyu dalgalandýrmaktan mý çekiniyorlar. AB’ye, daha doðrusu böyle at gözlükleri takarak girmeye karþý olanlarýn, en az Güneydoðu ve Öcalan konusunda haklý olabileceklerini, Kopenhag-Maastricht Kriterlerini aynen kabul ettiðimiz takdirde, Üniter Cumhuriyeti korumak gücümüzden ve bu görevi yapabilecek sigortalardan, mesela bugünkü þekliyle MGK’dan mahrum edileceðimizi söyleyen bizlerin haklý olduðumuzu kabul etmekten -ondan da öte, bu duyarlýlýklarý kendileri gösteremedikleri için, zaaflarýný itiraf etmekten- mi kaçýnýyorlar? Belki de hepsi birden! O zaman iki ihtimal var; ya bu kiþiler gerçekten gaflet ve dalalet erbabýdýrlar ya da, bugünkü Cumhuriyet’in yerine, Ýkinci veya “baþka” Cumhuriyetlerin kurulmasýna ve Türkiye’nin, bir gün Kürdistan haline gelmesine, en azýndan lakayt kalabilecek ihanet erbabýdýrlar!

Daha ince maksat Ben baþka, daha ince,”sofistike” bir ihtimal de seziyorum ve diyorum ki, bizim Avrupa’ya gönül vermiþ, demokrasi ve insan haklarý þampiyonlarýmýz, acaba, bu konuyu daha global, makro bir açýdan mý düþünüyorlar? Diyorlar ki, Avrupa Birliðine girersek ve Amerika Birleþik Devletleri gibi bir Avrupa Birleþik Devletleri gerçekleþirse, nasýl olsa ortada ne ulus devletler, ne milli bayraklar ve tabii ne de milliyetçilik kalacak; güya etnik gruplarýn bölücülük istek ve güdüleri de kalacak, Güneydoðu meselesi, TC’nin baðýmsýzlýðý, Türklüðün ortadan kalkmasý pahasýna da kökünden halledilmiþ olacak! Bu düþünceleri iyi niyetle, fakat gafletle besleyenler olduðu gibi, daha karanlýk maksatlarla açýkça ifade eden Türkiye Cumhuriyetine ve Türklüðe baðlýlýklarý þaibeli köþe yazarlarýmýz var.

Hayal Bir defa, Avrupa Birleþik Devletlerinin gerçekleþmesi çok uzak bir ihtimal. Hele çok yakýn bir gelecekte, bugünden yarýna gerçekleþmesi ise ham hayal! Avrupa’da milli hislerin milliyetçilik güdülerinin ölmediðine, Ulus Devletin ayakta olduðuna, spor karþýlaþmalarýndan, ekonomi alanýna kadar her sahada ve devlet adamlarýnýn konuþmalarý ile tanýk olmaktayýz.

Amma, Avrupa Birliðine girmekle, Güneydoðu veya Kürt Sorununun ortadan kalkacaðýný sanmak gafletten de öte ihanettir. Buna inanmak, bel baðlamak kendi koruma kalkanlarýmýzý boþ hayaller uðruna devreden çýkarmamýz demektir. “Çoksesliliðin “ -pluralizmin- gelenekselleþtiði yeni bir kýtaya, Amerika’ya sonradan gelen çeþitli göçmenlerin, kendi alt kültür ve kimliklerini muhafaza etmekle beraber, Amerikalýlýða gönüllü olarak asimile olduklarýný geçenlerde yazmýþtým. Bugün Amerika’da bile “çok kültürlülük” cereyanlarý estirilirken muhayyel Avrupa Birleþik Devletlerinde ülkelerin, yüzyýllardýr yerleþik milli his ve geleneklerini bastýrýp, “Avrupalýlýk” kimliði ve kültürü empoze etmek imkansýz olacaktýr. Fransýz Fransýzlýðýný, Alman Almanlýðýný, Ýngiliz Ýngilizliðini kolay býrakýr mý ki biz mevhum bir hayal uðruna Türklüðümüzden ve milliyetçiliðimizden vazgeçelim? Fakat asýl, “Ne Mutlu Türküm diyene” anlayýþýnýn hakim olduðu Türkiye Cumhuriyetinde de Çoðu Kürtler diðer etnik gruplar gibi Türklüðe, gönüllü entegre olmuþlardýr. Fakat þu baðlamda Öcalan’ýn ve diðer bölücülerin, aramýza soktuklarý nifaktan sonra, yeni Kürt milliyetçileri kendi, yeni keþfettikleri güdülerden hemen vazgeçecekler midir?

Bu sorunun cevabýný yarýnki yazýmda vermeye çalýþacaðým.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Bugünkü Osmanlý imparatorluðunun Türk bölümleri egemen ve baðýmsýz olmalýdýrlar. Ancak, bugün Türk hakimiyeti altýnda bulunan diðer milliyetler, hiç þüphe kalmayacak þekilde yaþam güvenliðine ve kesin bir þekilde müdahalesiz olarak kandi özerkliklerini geliþtirme fýrsatýna kavuþturulmalýdýrlar.” ABD Baþkaný Woodrow Wilson’un ABD Kongresine sunduðu ünlü 14 maddenin 12’ncisi.