Kaydet
a- | +A

Olacak şey değil: Öcalan, "APO" adlı "Cani Katil" (bu sıfatları verdiğim için hakkımda dava açması dolayısıyla, üzerine basarak tekrar ediyorum) İmralı''daki idam hücresinden, inisiyatifi eline alıp, iç ve özellikle dış kamuoyuna "barış" girişimini "yutturmaya" çalışıyor. Son olarak sözde Kürt Parlamentosu''nun, güya iyi niyet işareti olarak, kendisini lağvedip, sözde, daha ılımlı olan yani Türk devletine karşı, şimdiye kadar pek sivri davranmamış olan Kürt Ulusal Kongresi''ne (KNK) katılması... Ve bütün bunları, Başbakan''ın Washington''u ziyareti esnasında yapmalarının maksadı aşikar: Öncelikle Öcalan''ın "kellesini" kurtarmak! Sonra da Taha Akyol''un dediği gibi "Türkiye''yi siyasi ve diplomatik alanda sıkıştırmak, uluslararası baskı yaparak, meşrulaştırılmış bir PKK''yı, Türk devleti ile diyalogta meşru muhatap haline getirmek, olayı silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye, akıllarınca, "Demokratik Türk-Kürt ''siyasi çözüm''ü platformuna taşımak"... Öcalan ve avenesi acaba hepimizi budala mı sanıyorlar? Gerçi aramızda, onun tuzağına düşmeye amade, "barış ve siyasi çözüm budalaları" var. Ama şükürler olsun ki, Türk Genelkurmay''ı "uyumuyor ve yutmuyor". Son açıklaması ile bu heves ve iddialara noktayı koydu: Eğer terör azalmışsa bunun TSK''nın mücadelesi sayesinde olduğunu ve TSK''nın mücadeleye son PKK''lı kalıncaya kadar, mücadele edeceği kararlılığını teyit etti. Bu da şu sırada, çok yerinde oldu ve Washington dahil bazı odaklara gereken mesajları verdi. Zira, son zamanlarda, içerde ve dışarda, hele Yargıtay''ın nihai kararını vereceği sırada, adeta "Canım artık bu ortamda Öcalan hiç idam edilebilir mi?" gibilerden bir hava oluşturulmakta idi. Başbakan da Öcalan''ın "Bir PKK timinin, silahlarını bırakarak, Demokratik (Kürt-Türk) cumhuriyetine katkıda bulunmak üzere iyi niyet elçileri olarak gelmesi" önerisine maalesef layık olduğu kesin cevabı vermemiş, kapıyı kapatmamış "Gelsinler de görürüz" gibilerden konuşmuştu. Genelkurmay kesin ifadeleri ile bu maskaralığa gereken cevabı vermiştir. PKK ve bölücülükle mücadelede en fazla kayıp veren ve bu konuda en fazla ve en doğru söz söyleyebilecek olan Genelkurmay''dır. Kimse "görev tartışmaları" ukalalığına kalkışmasın!

GERÇEKLER Bir gerçeği de unutmamalı: Gerilla sembolik gösterilere rağmen dağıtılmamıştır. Öcalan''ın emirlerini dinlemeyecek PKK''lılar vardır. Hatırlatayım: Kürt Ulusal Kongresi (KNK) bütün Kürtleri birleştirmeyi amaçlayan bir kuruluş... Öcalan da manevi lideri.. Bu kuruluşun felsefesi Öcalan''ın son zamanlarda işlemeye çalıştığı "Biz bağımsız ve birleşik bir Kürdistan istemiyoruz, sorunun Demokratik (Kürt-Türk) Cumhuriyeti içinde çözülmesini istiyoruz" temasına ters düşüyor. Ama altlarını kazırsanız, bütün Kürt liderlerinin, Barzani dahil, rivayetleri muhtelif olsa bile, maksatları hep aynıdır: Bağımsız Kürdistan. Anlaşılan bundan sonra bu hareket, "siyasi mücadele" PKK tarafından değil. KNK tarafından yürütülecek ve PKK da bu sözde "barışsever" örgütün arkasına saklanacaktır. TSK''nın büyük başarısı sonunda, PKK sindirildiği ve prestijini yitirdiği için, Türkiye''yi bölmek mücadelesi, dünya kamuoyunu kandırabileceği umulan KNK "sivil" örgütü tarafından yürütülecektir. Bu mücadeleye de hazır olmalıyız... Daha doğrusu siyasilerimiz, önce zihniyet bakımından hazır olmalıdırlar.

ön plana gelen hassas bir konu var: Başbakan Ecevit''in sağlığı. Bir iki şok olay. Zaten çoktan beri alttan alta konuşulan bir konuyu, Ecevit''in sağlığını ön plana çıkardı. Başbakanın sağlık durumu tabii çok önemli bir merak ve endişe konusudur. Ama bu konu duyarlı ve dikkatli bir şekilde ele alınmalı ve hemen hükümlere varılmamalıdır. Şu sırada kesin bir açıklama yapılması da artık gerekiyor. Ama bence -ve çok umuyorum ki- Başbakan''ın çok önemli bir hastalığı yoktur. Ancak 75 yaşındaki sevgili arkadaşım, aylardan beri çok hareketli ve üzücü olaylardan dolayı haliyle çok çok yorgundur. Onun yerinde daha genç bir kişi olsa idi o da yorgun olurdu. Ama Ecevit, önemli bir vatan görevi yaptığı için, istirahat etmeyi kabul etmeyecektir. Biliyorum; O da benim gibi, sonuna kadar görevini yapıp, ağaçlar gibi "ayakta" ölmek isteyecektir... Aylardan beri beklenen Ecevit-Clinton görüşmeleri sona erdi. Şu sırada, yuvarlak alışılmış cümlelerin dışında çok az açıklama yapıldığı için, "Olumlu ve ümitli geçti" dışında tam, sağlıklı bir değerlendirme yapmak imkansız. Ortaya fazla somut bir şey çıkmadığı anlaşılıyor. Zaten böyle bir beklenti de yanlıştı. Neticeleri, ceste ceste göreceğiz. Yalnız bizim manşetlere ve ekranların en önlerine çıkardığımız bu ziyarete Amerikan medyasının verdiği önem -daha doğrusu önemsizlik- anlamlı bir işaret!

CEZAEVLERİ VE ENTELLER Eski pembe gözlüklü liberallerin yerlerini, şimdilerde kara gözlüklü, "enteller" aldı. Bu kafadakiler, her nedense, hep mağdurları değil suçluları korurlar. Bakın, son cezaevi olaylarında, yasa dışı örgüt mensuplarının tepeden tırnağa kadar silahlanıp, planlı ve programlı isyan etmeleri üzerine hepsi, tabii, mahut İnsan Hakları Derneği başta, isyancıları korumaya, kollamaya başladılar. Ölen isyancıların nasıl öldürüldüklerini sorguluyorlar. Yani, isyanı bastırmak için bu adamlara buketler mi verilecekti? RADİKAL gazetesinde Aslı Erdoğan adlı bir yazar ele geçen silahları, isyancıların "cesaretiniz varsa gelin" meydan okumalarını görmezlikten geliyor, İsyancıları -hem de şimdiye kadar cezaevlerinde maraza çıkarmış "siyasi suçlu" isyancıları- mazlumlar olarak gösteriyor.. Önce sormak gerek, bu adamlar, kadınlar niçin cezaevlerindedirler?.. Yasa dışı eylemleri yüzünden onlara bu kârı kim teklif etmiştir ki, şimdi özel haklar istiyorlar? Güya onlara çete ve mafyadan ayrıcalıklı muamele yapılıyormuş... Onları "hücrelere diri diri gömmek" isteyenler siyasilermiş... Yazar, böylece, hücre sistemine de karşı çıkıyor ve bütün musibetlerin ve isyanların üreme yuvası olan koğuş sisteminin devamını istiyor. Yeni isyanları kolayca hazırlasınlar diye! Cezaevleri adları üstünde, otel değil "ceza" evleridir ve özellikle devletin, toplumun altına bomba koyan "siyasi" teröristler için öyle olmalıdırlar da!.. Bir de "Mahpusların -siyasi mahpus analarının- feryatları" edebiyatı. O analara sormak gerek: Oğullarınız ve kızlarınız polisleri, vatandaşları kurşunlarken, bombalar atarken sizler ne yapıyordunuz? Ve Aslı Erdoğan "hanım" kimden yana?

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI Liberaller konusunda Lenin''in hükmü:

"Onlar benim çok işime yarayan budalalardır."