Kaydet
a- | +A

Ebulfeyz Elçibey, (*) gerçek bir Türk milliyetçisi ve gerçek bir Türk Büyüğü idi. Onu 1991 yılında, Sovyet İmparatorluğu, çöktükten sonra Muttalibov ara döneminde, Kızılordunun Bakü''deki katliamının hemen akabinde, Bakü civarında gizlendiği evde ziyaret etmiş ve tanımak şerefine nail olmuştum. Odasının duvarları Türk bayrakları ve Atatürk resimlerı ile donatılmıştı. Acaba bunca yıllık Sovyet işgali Azeri kardeşlerimizi ne kadar etkiledi, milli hislerini, Milliyetçilik şuurlarını ne kadar erozyona uğrattı diye endişelenirken, onunla konuşmam Azerbaycan ve Azeriler hususundaki imanımı tazeledi.

Turan''ın öncüleri Azeri Türklerinin, Türk milliyetçiliğinin, Turan idealinin öncüleri olduğunu hep bilirdim, 1918''de, Enver Paşa''nın kardeşi Nuri Paşa''nın komutasında Bakü''ye giren Türk İslam Ordusunun Başyaverliğini yapan Babam Bakü''de bir süre kalmış, çok sağlam Azeri dostlar ve ilişkiler kurmuştu. Bunlardan biri de, sonraları benim de can dostum olan gerçek Azeri-Türk milliyetçisi, Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyetinin "nazırlarından" Mehmet Emircan''ın oğlu, merhum Fuat Emircan idi. Fuat, İkinci Dünya Harbi esnasında örgütlenmesinde büyük rol oynamıştı. Ben de 19 yaşımda evden kaçıp bu Azerbaycan Lejyonu''na katılmaya kalkışmıştım, Turan ideali uğruna!

Bu sebeblerle, Ebulfeyz Elçibey benim için gerçek bir kahramandı. Bağımsızlık ve Türk Birliği için arslanlar gibi mücadele etti. Reel politika gereği ve acıdır, Türkiye''nin şimdiki çıkarları, Azerbaycan''ın bugünkü Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev ile Ebulfeyz Elçibey ve geçmişleri arasındaki farkları açıkça belirtmemi frenliyor. Ancak, Haydar beyin hâlâ "Aliyev" yani Rusça eki ile kalması, eski adı da Aliyev olan Ebulfeyz''in Elçibey adını benimsemesi, küçük bir işaret! Ne var ki, eskileri karıştırmakta yarar yok. Zaten Haydar beyle mücadele eden Ebulfeyz de sonraları Haydar beyin devlet adamlığını ve sonralardaki icraatını övmek büyüklüğünü göstermişti.

Burada belirtmeliyim: Rahmetli Elçibey romantik fakat inanmış bir milliyetçi ve Turancı idi. Haydar Aliyev ise gerçekçi ve zamanında değişmesini bilen ve beceren bir politikacı. Yakından bilirim; Elçibey, Cumhurbaşkanlığı esnasında, aleyhinde oluşan komplo belirtileri kendisine bildirildiğinde ve güvenlik tedbirleri alması tavsiye edildiğinde, bunlara kesinlikle inanmamış: "Kim ki bana dokunacakmış!" demiştir.

Acı olan TC devletinin, güç zamanlarında, Elçibey''e gereken desteği vermemiş olmasıdır. Kızılordu kompleksi yüzünden İkinci Dünya Savaşının sonlarında bize iltica etmeye çalışan 200 kadar Azeri''yi, o zamanki Ankara''nın emriyle hudutlarımızdan içeriye almamak ve böylece oracıkta mitralyözle katledilmelerine imkân vermek de başka, tarihi bir büyük ayıptı. Bazı kıytırıkların ve diplomatlarımızın, Elçibey''in Türkiye''ye tedaviye getirilmesine de "Acaba Haydar bey gücenir mi?" diye karşı çıkmaları da büyük bir ayıptı. Bu engel MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli''nin, Enis Öksüz ve Abdülhaluk Çay''ın iradeleri ile aşılmıştı!. Öldükten sonra Türkiye''de layık olduğu Devlet Töreni yapılmayıp alelacele Bakü''ye gönderilmesinde de acaba aynı "Haydar Beyi gücendirmek" endişesi mi vardı? Düşünmek bile istemiyorum.

Bir de, her böyle olaydan sonra, dedikodular çıkar; şimdi de Elçibey''e Türkiye''dekı hastahanelerde gereken ihtimamın ve hazakatın gösterilmediği, "Amerika''ya gönderilseydı..." dendiği, alttan alta söyleniyor. Hiç MHPli ve Elçibey''e bağlı Bakanlardan böyle bir şey sadır olur mu? Gerçekler muhakkak ortaya çıkar ama şimdi Sevgili Elçibey''in yasını tutalım ve ona Allahtan gani gani rahmet dileyelim!

Bir bankanın öyküsü Türkiye İş Bankası 76. Kuruluş Yıldönümü Merkezini İstanbul''a, bu şehrin en yüksek binasına taşıyarak kutladı. Bankanın Ankara''daki ilk merkez binası, yeni inşa edilen Başkentte Vakıflar İdaresi tarafından yaptırılan ilk modern villalardan biri ve bizim evimizdi. Bir anlamda yeni milli banka ile sanki benim göbeğim birlikte kesilmişti. Mustafa Kemal Hindistan Müslümanlarının Milli Mücadelemize yardım için gönderdiği teberruları, milli kalkınmamızın ve endüstrimizin "lokomotifi " olsun diye İş Bankası''nın kurulmasına sermaye yapmaya karar verdikten sonra, babam Kılıç Ali''yi çağırır ve "Kılıç, biliyorum, eşin hamile ve rahat bir ortamda doğurması için, yeni yapılan Evkaf evlerinden biri sana tahsis edildi. Ama şimdi İş Bankası''nı kurmaya karar verdik... Müsait bir merkez binası yok.. O sana söz verilen evi Bankanın Merkez Şubesi ve İdare Merkezi yapacağız... Sana da İstasyondaki eski Karargah binasının ikinci katını verecegiz... Bu fedakârlığına karşılık, seni Yönetim Kurulu üyeliğine getiriyor ve Kurucu hisselerı veriyoruz.."

Babam ne diyebilirdi ki; teşekkür ediyor ve Milli Mücadeleden beri Ankara''da ve Kayseri''de bir ilkel evden diğerine göçen ve modern villada biraz rahat etmeyi uman annem ve aile, güzel villayı bırakıp İstasyon binasına taşınıyorlar. Ben de, Banka 1925''te resmen açılmadan, 1924''te, orada doğuyorum.

Türk ekonomisinin lokomotifi Bildim bileli İş Bankası, babamın yönetim kurulu üyeliği dolayısıyla ve İŞ kumbarasından başlayarak ailemizin çocukluğumuzun bir parçası oldu. Rahmetli Özal Cumhurbaşkanı iken, bu yakınlığımı bildiği için, beni Cumhurbaşkanlığı hisselerinin temsilcisi olarak Yönetim Kurulu üyeliğine seçtirdi. Bu görev hayatımın en mutlu olaylarından biri oldu. İş Bankası''nın ne kadar sağlam bir yönetimi ve gelenekleri olduğunu bizzat gördüm. Heyetimizde değişik eğilimli kişiler vardı ama hepimiz bu geleneklerin şemsiyesi altında birleştik ve bazı kredi taleplerini baskılara rağmen ittifakla geri çevirdik.

Banka memurlarına tayin ve terfilerde nakillerde iltimas teklif etmemiz dahi imkansızdı. O ortamda.

Bugün Türkiye İş Bankası''nın mali gücü ilk sernayesinin trilyonlarca üstünde. Gerçekten Türkiye''de endüstrinin ve ekonominin lokomotifi olmuştu.. Bunda Bankanın ilk Genel Müdürü rahmetli Celal Bayar''ın, büyük rolü olmuştu. Hatta İnönü-Bayar ihtilafının temelinde de bir bakıma Bayar''ın atılımcı teşebbüslerine karşılık İsmet Paşa''nın ihtiyatlı tutumu ve biraz da kıskançlığı rol oynamıştır denilebilir.

İş Bankası ekolü diğer milli bankalara da yönetici yetiştirmiş ve bildiğim kadar Bankanın bütün geçmiş genel Müdürleri ve idarecileri Muammer Eriş, Yuzuf Ziya Öniş ve Ahmet Dallı gibi Bankacılık tarihinde yer almışlardır. Şimdi, Banka, eski geleneklerle çağdaş bankacılığı telif eden genç bir Genel Müdürün ve genç yöneticilerin idaresinde, yeni ufuklara ve birçok bakımlardan dünya bankalarına örnek olabilecek modern bankacılık ufuklarına, "lokomotif" olarak yönelıyor.

"Ben İş Bankalıyım" diyebilmek çok güzel bir duygu. ......... (*) Elçibey''e "Ebulfez" diyorlar; ama ben "Ebulfeyz" demeyi daha mantıklı buluyorum.

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "...İnsanların çocukluklarında, geleceklerine doğru bir kapının açıldığı anlar vardır"

GOETHE