Kaydet
a- | +A

Cumhurbaşkanlığı konusunda, adaylardan birisi seçilene kadar yazmayacaktım. Ertuğrul Özkök''ün "Topal Ördeğin Adabı Muaşeret Dersi" başlıklı, Clinton methiyesi, beni çileden çıkardı! ABD''nin, Kasım''da görev süresi sona erecek olan Amerikan deyimiyle "Lame Duck", yani "topal ördek" Cumhurbaşkanı Clinton, Beyaz Saray muhabirlerinin geleneksel yemeğinde, herhalde Monica Lewinski ile Oval Ofis''teki rezaletini konu alan ve kendisi ile "dalga geçen" kısa bir filmin gösterilmesini büyük bir hoşgörü ile karşılamış... Özkök kardeşimiz de bu "engin hoşgörüyü" bir "adabı muaşeret" -yani birlikte yaşama- "görgü" dersi olarak algılıyor! Washington''da görevli olduğum yıllarda, Eisenhower ve Kennedy dönemlerinde, her yıl yapılan bu geleneksel Gridiron (ızgara) denen yemeklere katılmıştım. Yemeklerde muhabirler, önceden hazırlanmış bir senaryo ile, Başkanların zayıf taraflarını, o yılki olayları, alaya alır ve biraz da insafsızca hicvederler, kendi tabirleriyle "ızgara"da "kızartırlar". Başkanlar da, ölçüyü kaçırmayan bu olayları hoşgörü ile karşılarlar ve iş o gecede, orada kalır, hatta, gelenek gereği medyaya intikal etmezdi. Ne var ki, bundan evvelki Başkanlardan hiçbiri, resmi bürosunda Clinton''ın yaptıklarını yapmamıştı ve bunun için de hicivler belden aşağıya olmazdı!

Hiç yadırgamadım! Clinton, kısa filmdeki şakada olduğu gibi, Oval Ofis''e pijama ile inmemişti ama, daha önce ciddi bir ortamda külotunu gazetecilere göstermişti... Velhasıl, olağanüstü -daha doğrusu olağanaltı- bir başkana da, böylesine şakalar! Hiç yadırgamadım!

Özkök''ün hasreti Yadırgadığım Hürriyet Gazetesi''nin ''68 kuşaklı Genel Yayın Müdürü''nün bu konudaki yazısında, "Niye bizim böyle bir Başkanımız yok!" diye hayıflanması! Hamdolsun bizim böyle bir başkanımız yok, hiç olmadı ve inşaallah da olmayacak! Kusurları ne olursa olsun, böylesine pespaye alaylara konu olabilecek diğer hükümet adamlarımız da, şükürler olsun yok. Bunu söylerken espri anlayışından ve espriye karşı hoşgörüden ve tahammülünden söz etmiyorum; "sense of humour" veya espri anlayışı başka şey, bu klipteki hicivlere, gerçekten konu olmuş olmak başka şey! Bir defa, Clinton bu alaylar karşısında, yani gerçekler karşısında, ne yapabilir, ne diyebilirdi ki? En iyisi, yiğitliğe birşey sürmeyip, gülmekti! Clinton''ın kendisine "müthiş güveni" Ertuğrul Özkök''ün dediği gibi, bazıları hâlâ tartışmalı olan başarılarından mı ileri geliyordu, yoksa çaresizlikten ve ar perdesinin artık yırtılmış olmasından mı?

Püf noktası İşin asıl püf noktası da bu; muayyen boyutlar içinde şakaya, tenkide tahammül, espri yüzünden küçülmemek, böylesine müstesna bir gecede, hep muhatap olduğunuz gazetecilerle stres atmak, herşeyin o salonda kalacağını bilerek, normal bir olgu. Biraz da Amerikan toplumuna özgü bir şey. Her toplumun, yazılı olmayan kendi "adabı muaşeret" görgü kuralları var. Bazı kurallar ithal malı olmuyor. Amerika''da, mesela bir erle generalin, görev saatleri dışında bir eğlencede şakalaşabildikleri, erin komutanın önünde ayaklarını da masanın üstüne koyması, Amerikan toplumunda ve ordusunda yadırganmayabilir. Görevle şakayı karıştırmamak ve hoşgörüyü suiistimal etmemek Amerikan toplumunun eski özelliklerindendir. Ben de ilk Amerika''ya geldiğimde ve hatta Kore savaşında bu gibi halleri yadırgamıştım... Ama orası Amerika; gelin de bunları Türkiye''ye "ithal" edin!

Clinton örneği Şimdi bu gibi hallerin hasretini çekmek. "Niye bizde olmuyor?" diye hayıflanmak, en hafif tabiriyle özentidir. Bu gibi hafif meşreplikler, Türkiye''ye ve bir Türk devlet adamına, inşaallah, hiç yakışmayacaktır. Bu konuda bir Anayasa maddesi olmasa bile! Bir defa Clinton''ın kendisi yanlış bir örnek. Değil bir Cumhurbaşkanı, herhangi bir politikacı eğer Clinton''ın Beyaz Saray''daki rezaletlerini bizde yapmış olsaydı, bir dakika bile yerinde kalamazdı ve iyi ki de kalamazdı. Clinton gibi Vietnam savaşı esnasında askerden kaçan, kendi deyimiyle "içine çekmiş olmasa bile", marajuana kullanmış birisi de Başkanlık ve Başkomutanlık makamına biraz zor çıkardı! Ama, işte şimdi bu Clinton hepimiz evet hepimize, devlet ve hükümet adamlarımıza örnek olacak ve "adabı muaşeret dersi" verecek!.. Allah aşkına, hangi adap hangi muaşeret?

Amerika, Amerika Şimdi, bir zamanlar geleneklerine, ahlak kurallarına sadık ve muhafazakar Amerika, böyle bir başkana nasıl tahammül etti, nasıl akladı diye düşünüyorum; (Hoş tamamiyle de aklanmış değil. Beyaz Saray''dan sonra aleyhindeki soruşturmalar devam edecek) Ne var ki, Amerika, Amerikan toplumu, son yıllarda her nasılsa, çok değişti... Eşcinsellerin üçüncü bir cinsiyet ve kesim olarak kabul ve hatta itibar gördükleri, Vermont eyaletinden başlayarak eşcinsel "çiftlerin" evlenmelerinin mazur görüldüğü, eşcinsellerin Silahlı Kuvvetler''e veya izcilik gibi örgütlere kabul edilmemelerinin insan haklarına aykırılık sayıldığı bir ülke haline geldi. Bu ortamda Clinton''ın aklanması da olağan. Özkök ve diğerleri belki de bizim toplumumuzun da böyle olmasını özlüyorlardı. Bazı yazarlar bu arada Hürriyet''in Washington''daki adamı -veya kadını, Yasemin Çongar, İzci Oymak Beyi''nin izcilik teşkilatından atılmasını, ayırımcılık ve insan haklarının ihlali olarak yazdı... Ha gayret!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Başkan Clinton, Amerika''nın ahlak ve görgü standartlarını en aşağı seviyeye düşürmüştür!" Kenneth Starr - Özel Savcı

"Adabı muaşeret, etiket (görgü) kitaplarından öğrenilmez. Bir başkan, kamu paralarını özel işlerinde kullanılamayacağını da, bir sekreterin resmi büroda sıkıştırılmaması gerektiğini de herhalde adabı muaşeret kitaplarından öğrenmemelidir!" Meg Greenfield - (Newsweek Dergisi 1995)