Kaydet
a- | +A

Almanya''nın "karpuz", yani dışı yeşil, içi ise kelekleşmiş de olsa, hâlâ "kırmızı" Dışişleri Bakanı Joschka Fischer ülkemize geldi. Anıtkabiri ziyaret etmektense, İnsan Hakları Derneğini ziyaret etti ve mesajlarını verdi... Türk tarafından, özellikle cumhurbaşkanı ve başbakan tarafından, gazetelere ve televizyonlara yansıyan, ölçülü ve kibarca yanıtların dışında, kapalı kapılar ardında, gereken daha açık seçik cevapları almış olduğunu umuyorum. Eğer ben Fischer cenapları ile karşılaşabilse idim ve bana imkan verilse idi ona soracaklarımı biliyorum. Fischer, ezcümle, bugünkü Alman hükümetinin, dünden çok farklı düşündüğünü, Türkiye''nin Avrupa Birliğine alınmasından yana olduğunu söylüyor ve bu yolda elinden geleni yapacağını vaad ediyor, Almanya''nın bundan böyle, terör, PKK faaliyeti, AB''deki Yunan engeli, Kıbrıs meselesi hususundaki hassasiyetine karşı daha anlayışlı olacağını da vaad ediyor. Ama "Amması" var!

AMMA! Zaten iş hep bu "amma"lara dayanıyor: Almanya Türkiye''deki idam cezasının kaldırılmasını ve özellikle Öcalan''ın idam edilmemesi, insan hakları konusunda, demokrasi konusunda "ev ödevlerimizi" yapmamızı ve "bozuk sicilimizi temizlememizi" Kürtlerin kültürel kimliklerinin tanınmasını ve Güneydoğu''da -kendi tabiri ile "Kürdistan''da"- "siyasi çözüm yani özerklik" istiyor... Ayrıca İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal''ın serbest bırakılmasını istiyor.. Allah bilir, arkasından Leyla Zana''nın da serbest bırakılmasını isteyecek! Ve sonra da tehdit iması; "Yoksa ipler kopar!" Bu arada yanında getirdiği Alman uyruklu, güya Türk kökenli Yeşil Milletvekili, entellerimizin medarı iftiharı, kulağı küpeli Cem Özdemir de, sahibinin sesi gibi, bu taleplere destek veriyor... Kısacası Almanya''nın bize karşı yumuşamasının veya yumuşamış görünmesinin faturası ağır. Fischer bütün Avrupalılar gibi terörü kınıyor ama teröristi kınamıyor, aksine kolluyor. Unutmamalı; Almanya, Fischer''in de itiraf ettiği gibi tek başına bizi AB''ye üye kabul ettirecek durumda ve güçte değil.. "Çalışacağım" diyor ve ekliyor; AB''nin diğer üyelerini ve bu arada da Yunanistan''ı tabii Kıbrıs''ta yumuşamamız sayesinde "ikna etmek" gerek!

SORULACAK SORULAR Eğer karşılaşsa idik ve bana konuşmak imkanı verilse idi, Herr Fischer cenaplarına soracağım, ilk soru şu olurdu "Siz Almanya ve Avrupalılar bir caninin hayatı ve kaderi ile niçin bu kadar, bağımsız bir ülke ile ilişkilerinizi tehlikeye düşürecek kadar yakından ilgilisiniz? Derdiniz gerçekten insan hakları ve ilke olarak ölüm cezası karşıtlığı ise, Türkiye''de bugün idam bekleyen başka 47 kişi varken, niçin sadece Öcalanı''ın üzerinde bu kadar duruyorsunuz? Ve, bunca yıl öldürülen Türklerin insan hakları ile niçin bu kadar ilgilenmediniz? Öcalan''ı ve PKK''yı kolladınız?" Hem onların ve diğer Avrupalıların, Öcalan''ın asılmasını istememelerinin başlıca sebebi, Fischer ağzından kaçırdı; ülkelerindeki Kürt kökenli sığınmacıların taşkınlıklarından ve şehirlerini tarumar etmelerinden korkmalarıdır... Besleyin kargaları oysunlar gözünüzü!.. Almanya''da bugün, Kürt kökenli ve PKK yanlısı sığınmacıdan fazla, oraya hukuken yerleşmiş, işinde gücünde Türk var... Onların kızgınlığından korkuyorlar mı? Çünkü Türkler efendidirler. Kanunlara saygılıdırlar ve süratle Alman toplumunda saygın ve etkili düzeye çıkmaktadırlar. Paradoksal olarak, Alman Hükümetinin bugün Türkiye''ye ve Türklere yanaşmaktan bir maksatları bu Türklerin hukuki ve siyasi potansiyelidir.. Alman tabiyetine geçen Türklerin bir kısmı da Cem Özdemir gibi Yeşil veya SPD yanlısı değildir.

DİĞER SORULARIM Gene Bay Fischer''e sormak isterdim; "Eğer hakka, hukuka bu kadar düşkün iseniz Öcalan''ı Almanya''da işlediği suçlardan dolayı Almanya''da yargılamak için İtalya''dan neden istemediniz? Cevat Soysal adlı teröriste neden pasaport verdiniz?.. Eğer teröre gerçekten karşı iseniz, Almanya''yı da açıkça tehdit eden PKK ve terör organı ÖZGÜR POLİTİKA gazetesine, Nazi yanlısı bir organa bu özgürlüğü verir mi idiniz?

EKONOMİK SEBEPLER Tabii Alman hükümetinin Türkiye''ye karşı değişen siyasetinde Almanya ile Türkiye arasındaki ticari, ekonomik ilişkilerin de rolü var. Türkiye ve hinterlandı Almanya için kolay gözden çıkarılamayacak bir pazar ve Orta Asya''ya ve Kafkaslara uzanan bir köprü, bu potansiyelimizi biz bilmiyorsak onlar bilir!

İYİ POLİS KÖTÜ POLİS Almanya''nın Türkiye''ye karşı yumuşamasının bir başka sebebi de daha büyük bir perspektifte, Türkiye üzerindeki, Kıbrıs Kuzey Irak vb konulardaki Batı''nın hatta Amerika''nın baskılarını, klasik bir "kötü polis-iyi polis" yöntemi ile sürdürmek olabilir. Bu, Avrupa ve Amerika arasında, danışıklı olabileceği gibi, Almanya''nın ya diğer devletlere özellikle Amerika''ya karşı, Türkiye üzerinde Kohl döneminde, kaybettiği nüfuzu yeniden böyle "iyi polis" rolüne girerek kazanmak istemiş olması da akla geliyor! Ama anlaşılan, yeni yönetim de Fischer''in deyimi ile "traumalkarımızı" yani bazı konulardaki milli hassasiyetimizi pek anlamış değil...

TABİİ DOSTLUK Almanya ile tabii dostluk... Tabii ki, karşılıklı çıkarlar çok önemli... Ama, asıl Almanya, son yıllardaki tavırları ile Türkiye''yi kaybetmekle büyük hata yaptı. Bundan sonra da Türk-Alman dostluğunun özellikle Almanya''nın bazı Türk gerçeklerini bilerek hareket etmesi gerek... Cem Özdemir ve bazı bizim kıytırık entellere kulak vererek değil! Bizim de kendi gücümüzün farkında olarak ve milli egemenliğimizden asla taviz vermeyerek... Ah artık, şu "Edilgenlik" sendromunu bir sırtımızdan atsak ve "Ben buyum... Buradayım ve burada duracağım" demeyi bilsek ve Almanya''yı, tüm yabancı Devletleri Türkiye''yi, kaybetmenin maliyetini hesaplamaya zorlayabilsek!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvela biz kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fiilen, bütün ef''al ve harekatımızla gösterelim; bilelim ki, milli benliği bulunmayan milletler başka milletler için şikardır-(avdır). Mevcudiyet-i milliyemize dost olmayanlarla dost olmayalım. Böylelerine karşı Türk şairinin (Mehmet Emin Yurdakul) dediği gibi "Türküm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi" diyelim. Düşmanlarımıza bu hakikati, ifade ettiğimiz gün, kanaatimize, mefkuremize istikbalimize yan bakan her ferdi düşman telakki ettiğimiz gün... Milli benliğe uzanacak her eli şiddetle kırdığımız, milletin önüne dikilecek hareket engeli devirdiğim gün hakiki kurtuluşa vasıl olacağız"...

Gazi Mustafa Kemal - 1923