Abdullah Öcalan İmralı''da, idama mahkum edildiği günün akşamı, televizyonlarda söyledim ve bu hükmün infaz edilemeyeceği anlaşıldıkça hep tekrar ettim: Bu caninin idam edilmemesi büyük bir hatadır. Ve hep dedim ki, idam cezasının kaldırılması üzerinde iyi düşünülmesi gerekecek başka bir konudur. Ancak tam Öcalan hakkında idam hükmü verildikten ve tasdik edildikten sonra AİHM böyle istiyor, idam Kopenhag kriterlerine aykırıdır ve hatta bu yüzden Türkiye''den kaçan sanıklar iade edilmiyor diye, kanunlarımızdan bu cezayı kaldırmak, sadece Öcalan''ı fazlasiyle hakettiği cezadan kurtarmakla kalmayacak, bu kararsızlığımız, bu "idare-i maslahatçılığımız" bölücülüğün başka kılıflar içinde güçlenmesine yol açacaktır! Türkiye''nin varoluşunu, geleceğini, Kopenhag kriterlerine endekslemek de yanlıştır."
Tehlikenin yeni boyutu Şehit yakınlarının acılarının artık dindirilememesi bir tarafa, dile getirdiğim tehlike şu idi: "Öcalan hapis cezası ağırlaştırılsa bile, İmralı''da unutulmayacak, aksine "Kürt ulusunun lideri" olarak parlatılacak, hakkında uluslararası kampanyalar başlatılacak ve başımıza bir Mandela kesilecektir. Bunları çok yazdım, söyledim ve şimdi bütün bu hususlarda haklı çıkmanın sevincini değil acısını yaşıyorum. Öcalan''ın İmralı''dan yolladığı mesajları PKK organlarında ve bunların içimizdeki entel-liberal destekçilerinin şu sıralarda yazmakta olduklarını okuyarak ifrit oluyorum! Hükümet, Öcalan''ın cezasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konuyu ele alıp bir karara varana kadar kendi kendisini bir "Avrupa baskısına" takmakla ve böylelikle hükmün infaz edilmeyeceğini belli etmekle, maalesef, kendi kazdığı bir kuyuya düşmektedir. Hani Öcalan İmralı''da, "unutulacaktı". Bakın Uluslararası Af Örgütü, son raporunda Öcalan''ın İmralı''ya konulmasında, yargılanmasında insan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş. Bu iddiaların da arkası gelecektir. Hani Öcalan konuşmaktan menedilecekti? Bakın, avukatları vasıtasıyla zırıl zırıl konuşuyor, TC devletine meydan okuyor, Başbakan''a cevap bile veriyor ve AİHM huzuruna çıkıp, "tarihi savunmasını" yapacağı günleri bekliyor. Ve ne diyor bilir misiniz; "Türkiye''nin bütünü bizimdir!" Biz de bundan endişe ediyoruz ya!
Öcalan hidayete mi erdi? Öcalan İmralı''ya getirilene kadar, Türkler''e, TC''ye meydan okumuştu. Bugünlerde İstanbul''da yeniden canlandırılan Özgür Gündem Gazetesi''nde (adının başına 2000 takılmış ama 20. yüzyıldaki eskisinden pek farklı olmayacak) Ali Fırat imzalı kin ve düşmanlık dolu yazılarını ben unutmuyorum. 1993''te yazdığı bir yazıda, Kürt vatandaşlarımıza şöyle sesleniyordu Öcalan: "Sana bu ülkeyi zindan edene sen de ülkesini zindan et, maddi varlığını yerle bir et, bağrında kendini bomba yap patlat!" Bunları söyleyen, içinde bu kin ve hırs olan bir adam bir gecede değişebilir mi? Şimdi bu aynı Öcalan, barıştan kardeşlikten, Kürt-Türk Demokratik Cumhuriyeti''ni kurmaktan bahsediyor ve lütfen de "siyasal bölücülük yapılmıyor. Meşru sınırları kabul etmek durumumuz var" diyor. Pabuç pahalılandı da ondan "o durumunuz" var, yoksa maksadın hep aynı maksat, emellerin aynı emeller; Ali Fırat olarak yazdığın gibi, Türkiye''nin ve Türklüğün köküne kibrit suyu dökmek için çıkmayası canın, can atıyor!. Ve bunlar bilindiği halde biz Avrupa böyle istiyor diye, Öcalan''ın şu veya bu şekilde AİHM''de yargılanmasını ve davasını uluslararası platforma bizzat taşımasına, imkan vereceğiz.
Ecevit''in Diyarbakır gerçekleri Başbakan Ecevit, Diyarbakır''da, idam cezası kaldırılacak diye Öcalan''ın hayatını da garantiledi ama doğru şeyler de söyledi: "Bölücülük siyasallaşıyor" dedi. "HADEP''in ırk partisi olduğunu" belirtti. Bunlara karşı yapılacak şey Sebgetullah efendiyi yanına alarak DSP''yi HADEP''e karşı bölgede güçlü hale getirmeye çalışmak mı olmalıdır? Bence bu abesle iştigal etmek ve olmayacak duaya amin demek olur.
Bayramoğlu''nun ince demokrasisi Kimden yana olduğu besbelli Ali Bayramoğlu şu sırada Ecevit''in son sözlerine karşı olduğunu belirtmek için HADEP''in daha doğrusu HADEP milliyetçiliğinin kuvvetlendiği hususunda, eski Cumhurbaşkanı Demirel''in kendisine "off the record" söylediklerini, kısacası HADEP''in Kürt Milliyetçiliği yaparak aldığı oylarından söz ederek "Bu Kürt milliyetçiliği dalgası ile nasıl mücadele edeceğiz" diye endişe ifade ettiğini, Öcalan''ın cezasının da bunun için ertelendiğini söylediğini açıklıyor. Bayramoğlu''na göre bu teşhis ve Demirel''in buna karşı önerdikleri ve Ecevit''in de tespitleri ince demokrasi açısından "sakıncalıymış".. CHP''li Fikri Sağlar da (asıl aile adı Mutlu mu?), Ecevit''e ateş püskürüyor. HADEP''in ırkçı olmasını mazur gösteriyor. Öyle düşünüyorsa, hemen HADEP''e transfer olmasının zamanı ve yeridir!
Sorulması gerek Bunlara sormak gerek. Türkiye''de, sadece Türk milliyetçiliğinin meşru olması gerekmiyor mu? Yalnız MHP''nin ve Büyük Birlik Partisi''nin değil, ilkeleri arasında "milliyetçilik" bulunan CHP''nin de gerçekten milliyetçi olmaları gerekmez mi? Diğer taraftan da Kürt milliyetçiliğini tahrik eden bir Parti kabul edilebilir mi? HADEP''in Kürt milliyetçiliğini tahrik ettiği aşikar iken bu partinin, ırk esasına dayanan bir parti olduğu savı yanlış mıdır? Günlerden beri PKK''nın "barış" yutturmacası altında siyasallaştırılmaya ve dolayısı ile, asıl bölücülüğün siyasallaştırılmaya çalışıldığı yanlış mı? Bayramoğlu''nun ve diğerlerinin ince demokrasi egzersizleri uğruna bunları sineye mi çekeceğiz?
Teşhis doğru ama Demirel''in ve Ecevit''in teşhisleri çok doğru ama önerdikleri tedbirler yanlış ve kifayetsiz. Bütün bu gelişmeler ve her kovuktan çıkan çatlak veya Avrupa kompleksli sesler karşısında yapılacak en doğru şey, milli egemenlik haklarına sahip çıkan, güçlü bir devlet olduğumuzu göstermektir. Bunun zamanı gelmiş ve geçmektedir. Bakın, Türkiye''nin son garantisi, son sigortası olduğunu her fırsatta belli eden TSK''dan bunun bir işareti gelmiş ve Avrupa Birliği''ne girmek konusunda hazırlanan raporun çoğu önerilerinin asla kabul edilemeyeceği açık seçik belirtilmiştir. Bu konuya yarınki yazımda ayrıca değineceğim.
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Çok önemli ve hayati konularda sessiz kalmaya başladığımız gün, hayatlarımız sona ermeye başlayacaktır!" Martin Luther King

