Kaydet
a- | +A

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK öleli 62 yıl geçmiş... Ben, hiçbir ülkede, hiçbir millette, hatırası, daha doğrusu "mevcudiyeti", onunki kadar dayanıklı ve canlı kalabilmiş başka bir lider bilmiyorum. Bence, bunun sebepleri çok, ama başlıcaları; Türkiye''nin bağımsızlığını kazandıran muzaffer bir komutan, sonra da, köhnemiş bir ortaçağ ülkesini, köklü reformlarla, çağdaş uygarlık düzeyinin eşiklerine taşımış bir "inkılapçı" (kasten "devrimci" demiyorum)... Ve de kendisini barışa adamış, uzak görüşlü bir devlet adamı olmasıdır. Ama. O''nun dehasını ve "mevcudiyetini" sadece 62 yıla değil, bunca yıl hatırasını, varlığını ve eserlerini yıkmak için içerden ve dışardan sarfedilen -sarfedilmekte olan- bütün gayretlere rağmen, "ebediyete akıp gidecek" birçok yıllar muhakkak, daha dayanacağının sebebini izah etmeye bunlar da yetmiyor...

Atatürkçülük-Kemalizm Atatürk''e ve düşüncelerine karşı gayretlerin başında, onun düşünce ve ilkelerini, ATATÜRKÇÜLÜĞÜ", önce "Jakobenizm"le eşit tuttukları KEMALİZM''den ayırmak "kurnazlığı", sonra da, bunun, muz gibi, ne niyetine yenirse o olduğu şeklindeki "budalalığı" ve bazılarının da Atatürkçülüğü veya Kemalizm''i, kendi ideolojilerine uydurmak "işgüzarlıkları" vardı. Hepsi de Solcu olan bu işgüzarların bazıları, ideolojilerini Türkiye''de kabul ettirmek için Atatatürk''ü kullanmak istemişlerdir. Atatürkçülük''leri, kesinlikle samimi değildir. Samimi olan bazıları ise belki de iyi niyetle, Atatürk''ü ve ilkelerini kendilerine -sola- uydurmaya, çalışmışlardır. Her ikisi de kökünden yanlıştı; çünkü Atatürk, bütün hayat ve eserlerinde solculuğu ve komünizmi reddetmişti.

Bazıları da var ki, Atatürk onlar için, bir yere kadar -İstiklal savaşını kazanana kadar- makbul, ama sonra yanlışlar yapmış bir liderdir. Mesela Çetin Altan''ın, Atatürk''ten, ısrarla "Gazi" diye söz etmesinin altında yatan maksat budur. "68''li, 70''li yıllarda" Deniz Gezmiş vb "devrimci" teröristlerin "Devrimlerine" "Mustafa Kemal"i (Atatürk''ü değil) alet etmek isteyenlerin, O''nun belirli kalpaklı bir portresini kullanmalarının sebebi de bu idi. Sonraları sloganlarından resmi de "Mustafa Kemal" adı da silinecek ve bu aynı gençler "Yaşasın Devrim, yaşasın Marks-Lenin ve yaşasın Kürt-Türk halkları" diye bağıracaklardı!

Bugünkü durum Velhasıl bugün, hâlâ çeşitli "Atatürkçülükler" ve "Atatürkçüler" var!.. Solcu "Atatürkçüler", sahte, sanal ve oportünist "Atatürkçüler", profesyonel "Atatürkçüler" vesaire... Pek içtenlikli ve samimi bir Atatürkçü olmadığını tahmin ettiğim, "bilge" köşe yazarı Taha Akyol da yeni bir Atatürkçülük türü icat etmiş: "Konjonktürel Atatürkçülük"...

"Konjonktürel" kelimesinin Türkçede en yakın lügat karşılığı "ahval ve şeraite, zamana göre (değişen)" demek.. Bu, Atatürk''ün dürüst pragmatizmine, gerçekçiliğine "konjonktürel" gibi, her etki altında kolayca değişebilecek, oportünizmi ve amiyane tabiri ile "eyyamcılığı" -günü gününeliği- çağrıştıracak bir etiket takmaktır, hem de, hele şu sırada, kapıyı türlü tehlikeli yönelimlere başta 2. Cumhuriyetçilere açmak demektir.

Evrim ve pragmatizm Atatürk dogmatik, bağnaz değildi; eserleri ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti zamanın koşullarına göre muhakkak ki "evrim" geçirecektir. Geçirmektedir de! Mesela şartlar gerekince Başkanlık Sistemi kabul edilebilir. Ama bazılarının kafalarındaki II. Cumhuriyet asla!.. Üniter Devlet''ten vazgeçmek veya bu yola çıkacak kültürel özerkliği kabul etmek, dil birliğinden vazgeçmek, "Düşünce özgürlüğü diye irticaya taviz vermek de asla değildir!.. Ve hele Akyol''un artık modasının geçtiğini ima ettiği 6 ilkeden birinden "milliyetçilikten" vazgeçmek "katta"!

Hem, nelerin konjonktürel nelerin kalıcı Atatürçülük olduğunu kin tayin edecek? AKYOL mu, Kopenhag Kriterleri mi? Bu sonuncusu tayin edecekse, Atatürk''ün, en kalıcı olması gereken bir ilkesinden yani "Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir!" ilkesinden de vazgeçmemiz mi, veya altına parantez açıp "AB müsaade ettiği kadar" şerhini vermemiz mi gerekecek?

Bana öyle geliyor ki, Atatürk''e ve düşüncelerine hiçbir zaman içtenlikle inanmamış olanlar, O''nu ve eserlerini başka türlü "devrim" veya gericilikle yıkamamış olanlar, şimdi "evrim" ve "Konjonktürel Atatürkçülük" safsataları ile yıkmak çabası içindedirler.

Kuru leblebiler Geçenlerde The Economist dergisinde Atatürk ilkeleri, aynı düşünce tarzına göre, bir müzede muhafaza edilen Atatürk''ten kalmış bir avuç bayat leblebiye benzetilmişti; Avrupa Birliğine girebilmek için bu "kuru leblebilerden" kurtulmamız gerekeceği ima ediliyordu. Bu, "Konjonktürel Atatürkçüğün" de icabı olsa gerek!.

......................................................................

Tarihi bir dipnotu Akyol, Cumhuriyet''in "Konjonktürel Atatürkçülük"le evrim geçirmesi gerektiğini iddia ederken İsmet İnönü''yü tanık göstererek, Atatürk''ün en büyük hatasını daha başlangıçta, Seyh Sait isyanı üzerine Terakkiperver Partiyi kapatmakla yaptığını söylüyor.. Ne var ki, Takriri Sükun Kanunu, bu isyan karşısında büyük duyarlılık gösteren İsmet Paşanın kendi önerisi idi... Daha sonra Cumhuriyetçi Serbest Fırkanın faaliyetine son verilmesinde olduğu gibi!. Bunlar hata değil, asıl o zamanki konjonktürün "ahval ve şeraitin", gerektirdiği pragmatik kararlardı.