Kaydet
a- | +A

Bazen aynı gazetede hatta aynı gün ve aynı köşe yazısında, doğrular ve yanlışlar karıştırılabiliyor! Bunun bir örneğini dostum Güngör Mengi vermiş! Yanlışı MHP konusunda, doğrusu da, Yunan dostluğu ile ilgili... Mengi TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığına MHP''li bir millet vekilinin seçilmesi ihtimali karşısında, "Aman yapmayın; insan hakları bir koltuğa feda edilemeyecek kadar hayati bir konudur. Böyle bir seçim hem insan haklarına hem de MHP ye zarar verir!" diye adeta feryad ediyor.

Sebebi ne? Komisyonun eski Başkanı Pişkinsüt hanımın başarısı konusunu bir tarafa bırakıyorum eğer Komisyona falaka getirmek şovu başarı ise, başarılı idi zahir... Ama Mengi''nin, iktidara oylarının hakkı ile ortak olan MHP''yi, bazıları gibi birtürlü içine sindiremediği malum.. Ancak artık alışması ve peşin hükümlerinden kurtulması gerekiyor. Ve acaba bu bağlamda, MHP''ye karşı bu konudaki fevri çıkışının sebebi nedir: SABAH''ın çoğu hisselerini MHP''ye yakınlığı bilinen Turgay Ciner''in satın almasna karşı bir nev''i kompleksten veya savunma ihtiyacından ileri gelmesin!. SABAH''ın hisselerini MHP eğilimli bir iş adamı alabiliyorsa, bu ülkede, TBMM''nin önemli bir Komisyonunun başkanlığına da MHP''li bir milletvekilinin seçilmesinin indi bazı değerlendirme ve peşin hükümlerle yadırganmaması gerekir. İktidar ortaklığına seçimlerde bileğinin hakkı ile gelmiş ve belki de gene aynı şekilde tek başına iktidar olabilecek meşru bir sistem partisini şu komisyona başkan olabilir, şu komisyona olamaz diye dışlamak hakkını ve yetkisini sayın Mengi kardeşime kim veriyor ki? MHP niçin İnsan Hakları ile ilgili komisyona başkanlık edemezmiş? Mengi''nin açıklaması gerek! Bunun neresi Demokrasiye ve insan haklarına uyar?

AB''ye kapı açmak Mengi İnsan Hakları Komisyonun başına bir MHP''linin seçilmesinin Avrupalılarca iyi karşılanmayacağını da söylüyor. Eğer kendi demokratik sürecimizi ve seçimlerimizi de AB kriterlerine göre yapacaksak vay halimize! Böyle indi hükümlerle yazılı olmayan hükümlere göre partiler arasında ayrıcalık yapılmaya kalkışılırsa ve bu kapı açılırsa ilerde AB''li "ev ödevleri mübaşirleri" pekala, MHP gibi sağcı partinin iktidarda olduğu hatta iktidarı paylaştığı ülkenin AB''de yeri yoktur demeye kalkışırlar ve bizden MHP''yi iktidardan düşürmemizi isteyebilirler; hatta MHP iktidarda diye bizi AB''ye kabul etmezler. Güngör kardeşim bu dayatmaları da kabullenecek mi? Bunun da adı ne olur acaba herhalde demokrasi değil! Mengi''nin maksadını aşan bu feryadını duymamış olalım!

Yunanistan''dan dost! Ancak Güngör kardeşim aynı yazısında Yunanistan''la dostluk konusunda doğru yazmış Kırk yıllık Yani olmuyor Kani! Ben Türkiye ile Yunanistan''ın dost olmaları gerektiğine, hatta iki milletin buna mahkum olduklarına inananlardanım. Depremden sonra ve bazı sıcak yakınlaşma olayların, hatta son NATO tatbikatında Yunan birliklerinin Saros Körfezine çıkmalarına, Yunan uçaklarının Balıkesir''e gelmelerine ve dostça karşılanmalarına bakarak ''Nihayet'' diye umutlandım... Ama gene olmadı. Anlaşılan Yunanlılarda kuyruk acısı ve kompleksler oldukça uzun süre olamayacak da. Mesut Yılmaz''ın dediği de doğru "Yunanlılarla el sıkışınca parmakları saymak gerekiyor." Zülfü Livaneli gibi bazı profesyonel Yunan dostları var. Yunan sanatçılarla beraber türkü çığırmak ve tavernalarda birlikte sirtaki oynamakla aramızdaki problemlerin halledileceğine inanırlar, ''hatta aramızdaki sorunlar hususunda, mesela Kıbrıs konusunda bizi haksız ve bağnaz bulurlar. Ben de birlikte şarkı söylemekten sirtaki oynamaktan ve hatta aynı yemekleri yemekten mutlu olurum ve bunların sonunda dostluğun temellerini oluşturacağına da inanırım. Ama iş o kadar basit değil maalesef! İşin anahtarı bir yerde Yunan milli karakterinde ve yıllarca Türk egemenliği altında yaşamış olmaktan kaynaklanan ve giderilmesi güç komplekste ve de Yunanlıların daha büyük nüfus ve gücümüzle yayılma emellerimiz olduğu hakkındaki iflah olmaz paranoyasında...

İşi tersine çevirmiş Ne var ki Livaneli, son olaylarla dostluğa gölge düştüğü için haklı olarak hayıflanırken işi tersine çevirmiş: "İki ülke arasındaki sorunun ne Kıbrıs''tan ne Ege''den vb. kaynaklanmadığını, aramızdaki bir tarafta Yunanistan ve Kıbrıs diğer tarafta Türkler arasındaki ''gelişmişlik'' farkından kaynaklandığını" iddia ediyor. Yani, sıkı durun, bu konudaki "bizim" kompleksimizden ileri geldiğini söylüyor. Özür dilerim ama bunu söylemek halt etmenin Rumcasıdır! Zırva tevil ve yorum götürmez!.