Kaydet
a- | +A

Dünkü yazımın sonunda, Neşe Düzel''in, RADİKAL gazetesinde, iki sicilli MHP düşmanı, Tanıl Bora ve Kemal Can''la yaptığı sohbete bir dipnotu ile, kısaca değinmiştim Bora ve Can, sohbetlerinde ezcümle, MHP''nin bir avam hareketi, yani "Türkiye toplumunun iktisadi, sosyal, siyasi ve kültürel olarak en dış en alt kesimlerinin bir siyasi hareketi olduğunu" ve "MHP tabanının Fazilet tabanından farklı olmadığını ve bunun da ''derin devlet'' "tarafından bilindiğini" ve nihayet "medyanın özellikle Kürt meselesinden dolayı bir iç savaş çıkarmadığı için MHP''yi çok şımarttığını" söylemişler. İlk tepkim bu ve sohbetteki diğer iddiaları cevaplandırmaktı. Ancak "sohbeti" bir kerre daha okuyunca uzun bir cevaba değmeyeceğine karar verdim. Tanıl Bora bu gibi iddiaları bir süre evvel yayınlanan "Devlet. Ocak. Dergah" kitabında da ileri sürmüştü. Şimdi MHP iktidarda olduğu için ısıtıp, yeni unsurlarla, yani kadrolaşma iddiaları ile tekrarlıyor. Tesadüfen dünkü yazımda bu gibi iddialara kısmen cevap vermiştim. Belki, tenezzül ederlerse, daha etraflı cevabı MHP yöneticileri bir yerde vermeleri de gerekir, çünkü böylesine sözde "uzmanca" iddialar cevapsız kalınca yapışıyor! Sırası gelmişken MHP konusundaki en doğru analizler Tanıl Bora''nın kitabında değil, kendisi de solcu ve MHP karşıtı olan bir İngiliz yazarın Hugh Poulton''un kitabındadır. Poulton da solcudur ve MHP''ye karşıdır ama ciddi bır araştırmacı -polemikçi değil- olduğu için, çıkardığı bazı neticeler yanlış da olsa vakıaları ve bilgileri objektıf olarak vermiştır. (*)

Bahçeli "AMED"de MHP konusunda bu iddialar yapıldığı gün MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli ve MHP''li bazı bakanlar Diyarbakır''da idiler ve yöre halkı ve idarecileri ile bölge sorunlarını ve çözümlerini konuştular. PKK organı ÖZGÜR POLİTİKA gazetesinin, küstahça "Kürd, stanın Amed eyaleti" demekte ısrar ettiği Türkiye''nin bu şehrinde güzel bır dostluk ve barış havası estirdiler...

Ahmet Kaya''nın

yeni herzeleri Bu güzel havaya karşılık, geçen hafta sonu, Almanya''da Köln stadyumunda Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonunun düzenlediği bir şenlik yapıldı. PKK bayrakları ile donatılmış stadyumda, Öcalan''ın mesajları okundu ve türlü gruplar şarkıcılar "sahne aldılar." Bu arada beni şaşırtan şey Türk bildiğim Derya Köroglu''nun ve Yeni Türkü grubunun da bulunması oldu. ...Maksatları Barış Sürecine katkıda bulunmakmış!.. Bu nasıl bir katkı ise?

Ama bu "evlere şenlikte" Ahmet Kaya''nın bulunması ve Kürtçülük yapması beni hiç şaşırtmadı... Acaba buradaki bazı dostları şaşırdılar mı? Geçen yıl bir toplantıda Kaya Kürtçülük yaptığı için oradaki vatanseverler tarafından kovulduğunda, bir iki köşe yazarımız "sanat " ve "söz hürriyeti" adına bu hareketi ayıplamışlardı.

Barış türküleri Bunlardan biri de, hatırladığım kadar, gene RADİKAL gazetesindeki köşe yazarı Arda Uskan idi. Gerçi burada da şaşılacak bir çelişki yok: Uskan son yazısında da, büyük bir beğeni ile savaş ve asker karşıtı bir şarkıdan söz ediyor: Şarkının sözleri şöyle "Korkuyorum anne.../Al beni içine.../ Alışamadım anne...eller büyüdü..pabuçlar büyüdü/ Beni orduya alıyorlar, silah veriyorlar anne.../Bana öldür diyorlar...Korkuyorum anne/Al beni içine anne..kapat televizyonu anne ...Seni de kandırıyorlar... Bir Türkün ağzına ve kalemine ne kadar da yakışıyor!

Uskan''ın bayıldığı bu şarkı meğer "Silahsız Kuvvetler" adlı bir grubun marifeti imiş. Adı ile müsellem bu gruptan başka hangi "barışçı" nameler çıkacak, merakla bekliyorum. Doğrusu Askerlik görevine davul zurna ıle güle oynaya giden bir millete de çok yakışır bu "silahlı kuvvetler"! Ama şimdi söz ve şarkı özgürlüğü var... Avrupa Birliği var.. Kopenhag Kriterleri var... Bizi de askerleri uzun saçlı, kulakları küpeli Hollanda''ya benzetiverirler çok geçmeden!

Acaba Arda Uskan''ın da babası asker mi idi diye? Çünkü her nedense medyadaki bazı asker karşıtı. Ordu düşmanı kadın ve erkek yazarların, kişilerin babaları asker!.. Hep merak ederdim bu nasıl oluyor diye. Gene RADİKAL gazetesinde Mine G. Kırıkkanat bunun ipucunu verdi. Güya ince bir istihza ile, adının baş harflerinin de M.G.K. olmasından başlayarak kendi kafa yapısının da, MGK''ya uygun olduğunu söylüyor. Yani vak''a tahmin ettiğim gibi psikolojık daha doğrusu psikiyatrik: Hanım asker ve disiplinci babası ile yumuşak anası arasında ezilmiş kompleksli büyümüş ve de neticede asker düşmanı olmuş. Bunu, aklınca, Türk toplumuna teşmil ediyor. "Sizi zaptu rapta almaya kararlı babanız... MGK''nın asker kanadı, her istediğinizi yapmaya eğilimli aile bireyi de (herhalde anne) idareci "otoriteyı" temsil eder demeye getiriyor. Teslim ederim ki teşbih diğer asker karşıtı yazarlar için de doğru bir teşbih, ama neticede psikolojik-psikiyatrik bir vak''a. Ama bu kompleksle malül olmayan, psikiyatrik tedaviye muhtaç olmayan, babaları asker olup da, kendi Ordularına düşman olmayan "normal" insanlarımız, çok şükür ki çoğunlukta... ve onlar "Arda Uskanca" "korkmuyor ve pöh denince, ellerine silah verilince" analarının kollarına koşmuyorlar!

........ (*) SİLİNDİR ŞAPKA, BOZKURT VE HİLAL - Türk milliyetçiliği ve Türkiye Cumhuriyeti. Yazan Hugh Poulton 1997

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Eğer kendi kafanızı kontrol etmekten aciz iseniz. Başkaları kontrol ederler!"

JOHN ALLISTON