Bölücü, vatan haini, otuzbinden fazla insanımızın katili, Türkiye''nin en az onbeş yılına mal olan, Öcalan''ı astırmamak için son günlerde içerde açılan, utanç verici, yoğun kampanyaya karşı, adeta tekbaşına mücadele verirken umutsuzluğa düşüyordum: "Asılmamacılardan" eski milliyetçi şimdi liberal Taha Akyol, devletin, TSK dahil, "Asmama kararı" aldığını yazıyor. Cengiz Çandar da "Öcalan asılmayacak, asılmamalıdır" diye memnun. Nitekim, medyada bir belirli yerden işaret alınmış gibi idi!... En beklemediğim kişiler bile, "ülkenin çıkarları" adına bu kampanyanın etkisi altında kalmışlardı. Sanki ülkemizin en yüksek, en önemli çıkarı Avrupa Birliği''ne aday kabul edilmemizmiş gibi... Dün Milliyetçi Hareket Partisi''nden yükselen erkek bir ses, herhalde Parti adına konuşan Genel Başkan Yardımcısı Şevkat Çetin''in sesi, yorgun ve üzgün gönlüme su serpti...
MHP''Yİ MAŞA YAPMAK... Öcalan''ı "astırmamak" kampanyasının başhedefi, MHP''dir... Bu kirli işe MHP''yi, kâh iltifatlarla avutarak, kâh tehdit ederek, maşa yapmaya çalıştılar. Öcalan''ın asılmasını isteyen "milliyetçileri", şehit yakınlarını, gazileri, ancak "olgunlaşan ve değişen" MHP ikna eder, yatıştırabilirdi. İsmet Berkan, Radikal gazetesinde MHP''yi önemli bir tercih yapmaya davet ediyor; MHP''den, "şapkasını önüne alıp iyice düşünmesini ve Türkiye''nin yerini çağdaş dünyada mı yoksa başka bir yerde mi gördüğünü" belirlemesini istiyordu; Milliyetçi Hareket Partisi, "milliyetçi saplantılarından ve "milli devletten" vazgeçmek zorundaydı, çünkü artık dünyada başka global ve daha üstün kurallar geçerli idi. Sanki "çağdaşlık" önce Öcalan''ın kellesini kurtarmaktan sonra da AB üyesi olmaktan ve nihayet milliyetçilikten vazgeçmekten geçiyormuş gibi! Düşünün, Milliyetçi Hareket Partisi "milliyetçilik"ten vazgeçecek! "Arabın aklı" diyeceğim ama bu isteğin altında kurnaz bir maksat var; böylelikle MHP''yi de bitirmek! Bu kişiler MHP Genel Başkanının, iç hukuk süreci tamamlamadan, Başbakan Yardımcısı sıfatı ile ve bir devlet adamı sıfatı ile dikkatli konuşmasından umutlandılar, hele MHP''li, İsmail Köse''nin kişisel görüşleri olan talihsiz ve muğlak ifadeleri, MHP''nin "artık yola geldiği" yolundaki başlıklara sebep oldu. Ama herhalde parti adına konuşan, MHP Genel Başkan Yardımcısı Şevkat Çetin''in erkek sesi ile hayal sukutuna uğramış olmalılar. MHP bu kampanyaya alet ve maşa olmayacak ve 128 MHP''li milletvekili karar TBMM''ye geldiğinde eksiksiz Öcalan''ın idamı yönünde oy verecekler! Aması maması yok! Şevkat Çetin''in şu sözlerinin altı önemle çizilmeli: "Terörist başının bağımsız Türk mahkemelerinin aldığı bir kararın uygulanmasının, TBMM''nin bu kararı onaylamasının, ülkemiz menfaatlerine ne gibi zarar vereceği Türk milliyetçileri tarafından anlaşılamamakdadır. Kararın bir an önce uygulanmasının, zaten Türk milletinin vicdanında yargılanmış ve vicdanlarda kararı verilmiş olan terörist başının idamı, şu anda yapılan kampanyaların ve yorumların aksine, milletimizin bir sömürge ülkesi olmadığı ve mahkemelerimizin, vicdanlarımızın vermiş olduğu kararın bir an önce uygulanmasının, büyük Türk milletinin menfaatine olduğunu düşünüyoruz.. Çünkü şu anda başlatılmış olan kampanyaların, çağdaşlaşma adına yapılan yorumların arkasından "milletimize, önümüzdeki günlerde, ne gibi (başka) dayatmaların geleceğini biz Türk milliyetçileri, çok iyi bilmekteyiz." Sayın Çetin, benim haftalardır bu konuda söylemek istediklerimi çok daha veciz bir şekilde ifade etmiş.
YAHNİCİ''NİN LİMONU Burada bir parantez açmalıyım, yanlış anlamadımsa, MHP Genel Başkan Yardımcılarından Şevket Bülent Yanhici ise, geçen akşam bir TV programında yaptığı gibi, eğer gene maksadını aşmadı ise, bu kararlılığa, tabir caizse, limon sıkıyor; "Avrupanın bizi yani MHP''yi, yargılamasından, gerici, yobaz intikam duyguları ile Öcalan asılsın diyen kan içici bir grup" olarak tanınmasından çekindiğini ifade etti. Sayın Yahnici''ye tavsiye ederim; hem Türk milleti hem de MHP için, bu kompleksten kurtulsun. Avrupa''nın MHP için nasıl hüküm vereceklerine değil, Türk milletinin nasıl hüküm vereceğine baksın.
BAŞBAKAN NE YAPACAK? Ama maalesef iş burada bitmiyor. Anlaşılıyor ki, iç hukuk süreci bitip, Yargıtay''ın kararı Başbakanlığa gelince, sayın Başbakan bu kararı TBMM''ye sevketmeyip "münasip bir süre" tutmak kararında. Buna hakkı var mı bilmiyorum. MHP her halde buna karşı çıkacağına göre Koalisyon devam eder mi, onu da bilmiyorum. Ecevit''in kendisi idam kararına ilke olarak karşı olabilir fakat milletin mahkum ettiği Öcalan hakkındaki kararı savsaklar, yani "idare-i maslahat" yoluna giderse, şerefli devlet hizmetine büyük gölge düşürür ve bunun tarihi vebalinin altından kalkamaz.
NİÇİN BU KADAR KÜLFET? Kendisine ve Öcalan asılmasın diyenlere soruyorum. Eğer Öcalan hakettiği cezayı bulmayacak idi ise, niçin bu kadar gayret ve para sarfedildi, Suriye''den çıkarıldı. İtalya büyük siyasi gayretlerle Öcalan''ı çıkarmaya zorlandı? Niçin Kenya''da yakalandı ve sonra İmralı''da dikkatle yargılandı ve hâlâ büyük masraflarla İmralı''da agırlanıyor ve ağırlanacak? Netice bu olacak idi ise keşke Avrupa''da yargılanmasına (hatırlardadır ki haysiyetimize aykırı olacağını herkes yazmıştı) ve Türk Devleti ve yargısı böylesine haysiyetşikem bir açmaza düşmemiş olurdu... Cevap bekliyorum!
İNANILMAZ AMA Ankara, Öcalan hakkından idam kararını veren 2 Nolu DGM Mahkemesinin Başkanı sayın Turgut Okyay''a da bir sorum olacak... Sayın Okyay da şimdi idam cezasının infazına, Türkiye''de idam cezalarının 1984''ten beri uygulanmadığı ve Öcalan dosyasının öne alınamayacağı sebebi ile ve sıkı durun, bazı Kürt kökenli vatandaşlardan aldığı dokunaklı mektuplar nedeniyle karşı imiş... Bir defa sayın Yargıç, Kürt kökenlilerin mektuplarına karşı duyarlı da aynı duyarlılığı acaba neden şehit yakınlarına ve gazilere karşı göstermiyor? Sonra, eğer Öcalan''ın idamına karşı ise, neden kendisi ile aynı kanıda olduğu anlaşılan bir üyenin de oyu ile, Öcalan''ın idam edilmemesine değil, müebbet hapis cezasına çarpılmasına karar vermiştir... Galiba hukuken ve fiilen idam cezası vermekten başka çaresi yoktu İmralı''da... Ama, şimdi, anlaşılan Ankara''da ve medyada başka havalar esiyor!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Adalet öyle bir makinadır ki, düğmeye basılınca artık kendiliğinden neticesine kadar gider, önünde de durulamaz!" JOHN GALSWORTHY (İNGİLİZ YAZARI)

