Kaydet
a- | +A

Medya (tabii demokratik ülkelerdeki medya) toplumların, kuvvetli ve düzgün taraflarını da, zayıf ve bozuk taraflarını da yansıtan bir aynadır. Aynı zamanda da, anında iletişim teknolojileri sayesinde, bütün dünyada hemen hemen aynı anda aynı olaylar algılanır. Ancak, bizim günlük büyük gazeteleri, Amerika''daki büyük gazetelerin, hatta eyalet gazetelerinin aynı günlük sayıları ile kıyaslayınca sadece üslup değil, haber seçimi, değerlendirmesi, yorum ve yaklaşım tarzları açısından, bariz farklar olduğunu görüyoruz. Bu farklar da, bizim basınımızın lehinde değil. Grafik ve teknoloji bakımından bizim gazetelerimiz, hatta daha üstün, ama muhteva açısından, aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Bir izah tarzı da, "Türk okuyucusu böylesini istiyor" demek. Bunu tartışacak değilim, ama bir şeyi belirtmek gerek: Doğru ve zamanında haber alan kamuoyları demokrasinin de garantisidir ve bu garantinin de sağlam bilgi ve yorumlara dayanması gerekir.

Heyecanlı ve hareketli Muhakkak olan bir şey de var: Bizim basınımız, bizim televizyonlarımız buradakinden (Amerika''dakinden) -ve diğer birçok ülkelerinkinden- çok daha hareketli ve heyecanlı; olaysız. "Vukuatsız", tartışmasız, "bomba gibi" habersiz gün geçmiyor. Olmasa bile, bir olay veya tartışma konusu, ya icat ediliyor ya da eski olaylar ısıtılıp önümüze konuluyor. Benim aktif gazetecilik yaptığım dönemlerde gazetelerin sabah toplantılarındaki ilk gündem maddesi "bugün Türkiye''yi karıştıracak hangi haber bulabiliriz?" idi... Galiba hâlâ da öyle! Gene, bunun için, bizim gazetelerimizin haberlerinde ve başlıklarında klişe tabirler ve "kod" adları çok... Uzun süre Türkiye''den uzak kalmış birisi birden Türkiye''ye iniverse... Bazı anahtar kelimeleri, mesela "Susurluk" diye artık sadece kod adı ile anılan olayların evveliyatını hemen anlayamaz... Bazı yılan hikayelerinin de ucunu yakalayamaz!

MHP yılan hikayesi MHP''ye karşı basının belirli bir kısmında olan hınç da, böylesine bir yılan hikayesidir. Milliyetçi Hareket Partisinin seçimlerdeki başarısı ve hükümete ortak olması, ondan sonra da Genel Başkan ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli''nin, tabanı gücendirmek pahasına da olsa, soğukkanlı, dirayetli tutumu, MHP''li bakanların, hatta bir ara benim de çok kınadığım Sağlık Bakanı Durmuş''un, bütün tahriklere rağmen yolsuzluklardan uzak kalmaları ve ilkeli davranmaları sayesinde, partinin yıldızı parladı ya, şimdi MHP''yi yıpratmak için ellerinden geleni arkalarına koymayacaklardır. Mesut Yılmaz''ın Yüce Divan''a sevkedilmesi konusunda, MHP''li milletvekillerinin, kişisel ve ilkesel tutumlarının, MHP''nin türlü emel ve tertiplerine ve özellikle, tek başına iktidar olmak yolunu açmak taktiklerine veya stratejisine izafe edilmesi, bu çabaların parçası!

Ve Ağca... Mehmet Ali Ağca''nın iade edilmesinden sonra, özellikle Abdi İpekçi cinayetinden dolayı, parti olarak MHP''yi, örgüt olarak da "ülkücüleri", tekrar gecikmeli de olsa, suçlamak gayretleri de başlamış ve hemen bu görüşler bir takım yabancı gazetelere de aktarılmıştır. Bir iki gün evvel Washington Post''ta yayınlanan Michael Dobbs imzalı ve Türkiye''deki bir meslektaşından mülhem olduğu anlaşılan, İpekçi cinayetinin ve Papa''ya suikast teşebbüsünün arkasında "Bozkurtların komplosu" olduğunu iddia eden yazı canlı örnek. Dobbs olayların arkasında KGB ve Bulgar gizli servisi olduğu hususundaki sağlam delilleri, bir kalemde "CIA yakıştırması" diye bir tarafa itiyor ama, "Bozkurtlar Efsanesi" yakıştırmasını, hemen kabul ediveriyor... Bu imaların, iddiaların ucu, geçenlerde de yazdığım gibi, MHP''nin bu işlere karışmış bir sağcı parti olarak, Avusturya''daki Haider partisi gibi. AB kriterlerine uymadığı iddialarına kadar vardırılabilir!

Af ve Ağca Şimdi bir de MHP''nin, Mehmet Ali Ağca''yı aklamak ve çıkarılacak af kanunu kapsamına sokmak isteyeceği rivayeti dolaştırılıyor. MHP''nin Kırcı hakkındaki görüşü Taha Akyol''un da yazdığı gibi hukuki bir tersliği düzeltmek gayretinden kaynaklanıyor... Ağca''nın durumuna benzer tarafı yok. Sırası gelmişken söyleyeyim: İmkan yok ya; eskiden yiğit bir milliyetçi olarak bildiğim Alaaddin Çakıcı''ya, eğer doğru ise, niçin Abdi İpekçi gibi birinin öldürülmesi işine karıştığını ve katilini niçin himaye ettiğini, yüz yüze sormak isterdim... Burada bir gariplik var gibi geliyor bana! Gerçekler -acı da olsa- ortaya çıkarılsa da milletçe rahat edebilsek! Fakat Ağca''nın geri gelmesi ile bulanık sularda balık avlamak isteyenlere fırsat çıktı. Gladyo efsanelerini üretenlere, bu konulara TSK''yı bulaştırmaya teşne olanlara... ve tabii MHP''nin iflah olmaz düşmanlarına! Bakın, eski İçişleri Bakanı -yanlış hatırlamıyorsam bir hanımla ilişkisi yüzünden bakanlıktan istifa etmek zorunda kalmış olanlar ve Ankara''da yakalanan bir teröristle kucaklaşan -Hasan Fehmi Güneş, Orgeneral Necdet Üruğ''un, Abdi İpekçi cinayetinin fazla üzerine gidilmemesine sebep olduğunu (Gladio-Kontr gerilla imaları ile iddia ediyor.

Bir sahte kahraman Bir Radikal yazar Hasan Bülent Kahraman da bu vesile ile içindeki sadece MHP hakkındaki değil, milliyetçilik karşıtı zehirleri döküyor. "Milliyetçiliğin içi boş... Sembolik ve kan, bayrak, ırktan ibaret olduğunu" söylüyor. Güya Akademisyen olan bu zat, geçenlerde MHP hakkındaki en iyi araştırmayı yapan İngiliz Hugh Pulton kadar bile ne milliyetçiliği ne de MHP''yi anlayamamış. "Gelecekte Türkiye''yi MHP''nin elinden kurtarmak artık imkansızdır" diye hayıflanıyor... Acaba Türkiye''yi bu sözde bilimsel entel takımından kim kurtarsın?

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Milliyetçi Hareket Partisi ve Türkeş, Milliyetçilik kavramını Türk milliyetçiliğini dinamik bir siyasi hareket haline getirmeyi başarmışlardır." HUGH POULTON