Amerika''daki ahlak düşüklüğü emarelerinden söz etmiş, bunların bu "süper güç"ün, bugünkü haşmetine rağmen, sonunda inkırazının tohumlarını ektiğini yazmıştım. Aklıbaşında Amerikalılar da, bu gidişin kötü ve tehlikeli olduğunun farkındalar ve şimdi sürmekte olan Başkanlık seçimi kampanyasında, hem geleneksel muhafazakâr Cumhuriyetçiler, hem de geleneksel "liberal" Demokratlar, ahlak değerlerinin korunması konusunu programlarına koyuyorlar ve genel olarak da, kamuoyunda, aşırılıklara karşı tepki olarak muhafazakârlığa doğru bir temayül var. Özellikle film ve TV''lerdeki şiddeti ve ahlaksızlığı teşvik eden programları, internete, kontrolsüzce yayınlanan porno web sitelerini, kontrol etmenin yol ve çareleri araştırılıyor. Cumhuriyetçiler, "Şefkatli Muhafazakârlık " platformları ile orta sola doğru kayarlarken. Demokratlar da kamuoyundaki temayüllere göre, ahlaki değerler konusunda, orta sağa yanaşmak ihtiyacını duyuyorlar..
İlginç bir seçim Cumhuriyetçi Partinin Cumhurbaşkanı adayı, Al Gore, yardımcısı olarak Profesör Joe Lieberman''ı seçti. Bunun bir sebebi, Lieberman''ın, Musevi hem de Ortodoks çok katı dini kurallara bağlı "kökten Musevi" olması. Böylelikle, Cumhurbaşkanına bir "kalp atışı" kadar yakın, yani Başkana bir şey olursa, Anayasaya göre Başkanlığa otomatik olarak geçecek bir makama, ilk defa olarak bir Musevi, aday olmuş oluyor. Al Gore''un bu seçimi bazıları tarafından riskli görünüyor; Amerikan halkı, "Musevi" bir Cumhurbaşkanına hazırlar mı? Katolik J.F.Kennedy de aday olduğu zaman aynı soru sorulmuştu. Ama bana öyle geliyor ki gelecek seçimlerde bir kadın veya bir zenci aday olur hatta seçilirlerse pek şaşmamalı.
Muhafazakârlara prim Lieberman''ın aday seçilişinde bir maksat da, onun oldukça katı muhafazakâr görüşleri ile tanınmış olması. Cumhuriyetçi Parti mensubu olmasına karşın, Clinton''ın Oval Ofisteki Monica skandalına, en şiddetle karşı çıkan o olmuş ve çok puan toplamıştı. Şimdi, Al Gore, yardımcısı olarak Lieberman''ı seçmekle bir taşla iki kuş vurmak, kendisini Clinton''dan, Clinton''ın gölgesinin altından uzak tutmak istemiş de olabilir.. Zira muhalifler Al Gore''un, eski Başkanının "etekleri" ve etkisi altından kurtulamayacağını iddia ediyorlardı!
Bush''un yorumu Demokrat Parti adayı George W. Bush, Lieberman''ın seçimini çok olumlu karşılıyor ve şöyle diyor: "Al Gore, entelektüel kapasitesi çok yüksek, münasip bir kişi seçmiş. (Lieberman) kendisinin hep karşı çıktığı fakat benim ve Cheney''in, füze savunmasından ahlaka kadar hep bizim uğrunda mücadele ettiğimiz konuları desteklemiştir!"
Bu sırada bizde... Evet, Amerika''da, ahlak düşüklüğü, ahlaki değerlerin erozyonu karşısında gerek kamuoyunda, gerekse siyaset platformlarında, en azından tepkiler oluşuyor, muhafazakârlık eğilimleri artıyor. Ya bizde?
Uzun bir ayrılıktan sonra ülkeye dönüp, TV kanallarını (marjinal değil büyük kanalları) izleyince, gazetelerin eklerine, renkli magazinlere baktıkça, bizde eğilimin ters istikamette olduğunu, dehşetle görüyorum. Özellikle, Televole vs gibi programlardaki o dakikalarca evire çevire gösterilen, pespaye, cıvık cıvık manzaralar nedir? Ya "ciddi" gazetelerin özellikle eklerindeki köşe yazılarındaki uçukluklar. İpe sapa gelmez yazılar? Emin olun, bunlara Amerika''da olsa, çok marjinal medya organlarında rastlanır!
TV kanalları ayna mı? Türkiye''yi hiç tanımayan biri, sadece TV kanallarımıza baksa toplumumuz hakkında acaba nasıl bir hüküm verir? Bu kanallar, bu yazılar, bu manzaralar gerçekten toplumumuzun aynası mı? Acaba biz bu muyuz, böyle miyiz? Bu isek niçin böyle olduk? Korkarım AB bizi üye kabul etmemek için, bu ahlak düşüklüğünü bile mazeret gösterebilir.
Ya Anadolu? Eskiden "hamdolsun ki Anadolu İstanbul gibi değildir!" diye teselli bulurdum, fakat TV o büyük gücü ile, bizi manevi değerlerde birleştireceği yerde, Anadolu''yu da, Rumeli''yi de, köyü, kasabayı, kenti de, aşağı bir ahlak platformunda birleştiriyor.
Acaba, bindik -durduramayacağız- bir alamete de, Türkiye''yi bölücülerden de fazla bölüp yıkacak olan bir kıyamete mi gidiyoruz?
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Ahlak kurallarının bütün uygar insanlar için aynı standartta olması gerekir!"
Edmund Burke 1729-1797

