Kaydet
a- | +A

Müjde: Alman, İngiliz ve Fransız liderleri Schröder-Blair-Jospin anlaşmışlar: Türkiye, Avrupa Birliği üyeliğine 2011 veya 2012 yılında alınacakmış.

Macaristan''dan, Romanya''dan, Bulgaristan''dan, Polonya''dan Estonya''dan, Slovenya''dan, Slovakya''dan, Bulgaristan''dan ve Kıbrıs Rum Yönetimi''nden çok sonra... Tabii, bu arada, "ev ödevlerimizi" yaparsak ve de Öcalan''ı asmaz isek ve Kıbrıs''ta da "uzlaşmayı" kabul edersek!.. Kısacası, Avrupa kulübünün kapısında şapkamız elimizde "aman o zamana kadar Avrupalıları kızdırmayalım" diye endişe ve heyecanla bekleyeceğiz.. Bu arada, Avrupalı "müfettişler" gelip gidecek, bizim kıytırık entellerimiz de, boyuna, Avrupalılara, Güneydoğu''daki operasyonlar, polisin "yargısız infazları", TSK''nın "baskıları" hakkında gidişat raporları verecekler. Herhalde neticeyi ben kendi hayatımda göremeyeceğim. Ama bilmiyorum, yaşlı kalbim, o zamana kadar, bu "heyecana" dayanabilecek mi? Diğer taraftan da, on bir, on iki yılda neler olmaz; Nasreddin Hoca''nın hesabı "ya eşek ölür, ya hünkar ölür ya da hoca ölür" ama merak etmeyin, AB''ye üye kabul edilmez isek, Türk Devleti ve Milleti ölmez!

"YANMAMIZA" DAHA VAKİT VAR... Cengiz Çandar, önceki gün, AB''ye daha üye olmadan, aday kabul edilmemiz ile "Kopenhag Kriterleri" işlemeye başlayınca, 28 Şubatçı''ların, yani TSK''nın - ve onları destekleyenlerin- "yanacaklarını" ilan etmişti. Anlaşılan şimdi bu yeni tarifeye göre, "yanmaya" biraz zamanımız var... Biraz nefes alabiliriz!

AYDINLARIN DİLEKÇESİ * Başlarında Yaşar Kemal''in, Zülfü Livaneli''nin, Gündüz Pamuk''un ve Ahmet Altan''ın bulunduğu bir grup, Türkiye''deki insan hakları ve Avrupa Birliği''ne girmemiz konusunda kendi deyimleriyle "Demokrasi için bir dilekçe" vermişler.. Bu isimlere bakarak "Dilekçelerinin" ne menem bir "demokrasi" için "dilekçe" olacağını anlıyorum ama tam metnini okuyunca yorumlamak isterim... Doğan Medya grubu ile Amerikan TIMES-WARNER grubunun ortak girişimi, CNN-TÜRK Televizyonu yayınlarına başladı. Umarım -ve öyle görünüyor ki- Türk televizyonculuğunda yeni bir nefes, yeni bir ses, habercilikte yeni bir ölçü getirecek ve CNN-TÜRK güçlü imkanları ile maalesef çoğu Televizyonların yanlış televizyonculuk ve habercilik uygulamaları arasında, "doğru" bir emsal teşkil edecek. CNN-TÜRK''ün Genel Müdürü Taha Akyol, Türk toplumunun duygu ve zevkleri konusunda hassas bir kişidir... Mehmet Ali Birand ve Ferhat Boratav usta televizyonculardır. Ekibin diğer mensupları da deneyimli gençlerdir. Bir CNN-TÜRK yöneticisinin "Reyting peşinde değil haber peşinde koşacağız" demesi çok anlamlı idi... Ben "objektif haber" peşinde koşacaklarını ve reyting uğruna medyatik şovlar yapmayacaklarını umuyor, başarılı olacaklarına da inanıyorum... Ve bu arada, kendi TV ile ilgili anılarımı, 1960''larda "Türkiye televizyona hazır değildir, hem nasıl eleman bulacaksınız" diyerek, bizim Ankara''da ilk televizyonu kurmak teşebbüslerimizi önleyen DPT bürokratlarını, uydular tepemizde yayın yaparken Türkiye''nin üzerine fanus geçirip televizyonu ve radyoyu devlet tekelinde tutmakta ısrar edenleri, hatta özel yansıtıcıları bile sökmeye kalkışanları düşünüyorum.. Nereden nereye geldik ve iyi ki, geldik... Hemen söyleyeyim; TV bizde maalesef yanlış da kullanıldı ve hâlâ da kullanılmakta. O eskiden televizyona karşı çıkan eski bir bürokrat geçenlerde bana "Sanki TV geldi de iyi mi oldu? Bak şu hallere!" dedi. Ben de "Elektrik bir defa icat edildikten sonra, kötü kullanılacak diye elektriği önlemeye çalışmak yanlıştı!" diye cevap verdim. Televizyonu doğru kullanmak gerek. Bu alan anarşiye ve ahlak yozlaşmasına terkedilemez. Ancak bunun da yolu, CNN-TÜRK ve TRT ve TGRT, NTV gibi bazı TV kanallarının doğru yayıncılık standartları oluşturup bu alandan "kötüleri kovmalardır"... Bunun için de ve bu umutla, CNN-TÜRK yöneticilerine "gazanız mübarek olsun" diyorum!..

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Televizyon gerçek demokratik kültürdür... Herkesin ulaşabileceği ve halkın isteklerine göre yönetilen bir kültür... Asıl ürkütücü olan, endişe veren, halkın çoğunluğunun ne istediğidir."

CLIVE BARNES