3 Haziran Nazım Hikmet "yoldaşın" ölümünün 37. yıldönümü imiş. Bu sebeple, "Eski Tüfeklerin" ve yoldaşlarının (meğer hâlâ ne kadar da çokmuşlar!) "Nazım Spazmozları" tuttu. Bazıları, Moskova''ya mezarının başına taşındılar. Fakat bu yıl, anma törenlerine TC Devleti de adeta Nazım''dan özür dilercesine, Kültür Bakanlığı Müsteşarı ve bazı diplomatlarımız da katılmış... Moskova Büyükelçiliğinde, bir de kokteyl verilmiş. Bu görüntüler üzerine, bir yoldaş yazar, sevinçle "Nereden Nereye?" diye soruyor. Evet, gerçekten büyük bir unutkanlık merhalesi, en azından, Türkçe yazmış bir güçlü şairi anmalı ama gerçekten kim olduğunu da unutmamalı, unutturmamalı.
Nazım gerçekten kimdi? Nazım Hikmet hakkında çok yazdım, bütün düşündüklerimi söyledim. İki yıl önce, bir Amerikan gazetesinden sorduklarında şöyle demiştim: "Nazım Hikmet, iyi bir şair hatta büyük bir şair olabilir ama o benim için bir Türk şairi değildir. Kalemini Komünizm uğruna, saf gençleri askeri öğrencileri komünizme yönlendirmek uğruna kullanmış bir Sovyet şairidir... Bunun için de Brejnev''e "asıl vatanım" dediği Rusya''ya sığınmış, orada ölmüş, orada gömülmüştür!" Bu konuda artık yazmamaya kararlı idim ama abartmalı anma törenleri ve bazı köşe yazarlarının abartmalı mersiyeleri üzerine sessiz kalamadım!
Kaşımamalı... Çoğu Türkler, daha doğrusu "hatırlayan" Türkler için, rahatsız edici bir yara olan Nazım konusunun, artık fazla kaşınmamasını, "Mezarını Türkiye''ye getirelim" kampanyaları ve tartışmaları ile onun mezarında rahatsız edilmemesi gerektiğini de yazmıştım. Bir şiirinde, "Beni Anadolu''da köy mezarlığına gömün" diye yazmışmış... Nazım, kendi özel hayatına da benzeyen o kadar çelişkili şeyler yazmıştır ki, -mesela bir yerde asıl vatanı Rusya''da Moskova''ya gömülmek istediğini de söylemiştir- hangisi doğru ve hakikat, hangisi sırf romantik ve şiirsel ve de gerçek duyguları, bilemiyoruz! Güçlü şairler "serbest Nazım"la da olsa kulağa güzel gelsin için de yazarlar...
Özel bir hayat Nazım Hikmet''in özel hayatının aslında "mavi gözlü dev bir ilah"ın hayatı olmadığını da, kendi bazı yoldaşlarının mesela Zekeriya Sertel''in anılarından biliyoruz. Ama ne var ki, bu kitap her nasılsa süratle sürümden kaldırılmıştır. Büyük sanatçıların özel hayatlarının, bizi ilgilendirmesi de gerekmez. Ama onu, o kadar yücelttiler ve hâlâ yüceltiyorlar ki bazı gerçekleri de, zamanı ve yeri gelince, söylememiz gerekiyor! Nazım "efsaneleştirilmiştir" ama benim yaşadığım gerçek bir olay da var: "Büyük Şairin" Kore savaşı esnasında siperlerimiz üzerine düşman uçaklarından atılan bir şiiri; her kuplesinde aynı nakarat "Gel teslim ol Mehmet Kardeşim!" Anma törenine katılan ve muhtemelen bir de nutuk atan Kültür Bakanlığımızın, Bakan Talay''ı da temsil eden müsteşarı keşke bu ihanet belgesini de okuyuverse idi!
Ve efsaneler Nazım hakkında çok efsane üretilmiştir, askeri öğrencilere komünizm aşılamaktan sanık olarak yargılanıp hapse mahkum edilmesinin düzmece olduğunu, boşuna hapis yattığını söylerler. Oysa, o duruşmaların zabıtlarını ve gerekçeli kararı okursanız ve hâlâ hayatta olan bazı görevlileri dinlerseniz, suçunun sabit olduğunu anlarsınız. Gene büyük bir "efsane" Atatürk''ün bir gece Nazım''ın evine adam göndererek "sofrasına" çağırdığı ve fakat Nazım''ın "Ben Deniz kızı Eftalya değilim" diye gitmeyi reddettiğidir. İlginç bir hikaye ama hikaye!.. Böyle birşey olmamıştır. Nazım Hikmet o dönemde Atatürk''ün davetini reddedemezdi. Aksine, Nazım Hikmet sonra Atatürk''e mektup yazarak şefaat istemiştir. Daha yakın bir efsane, rahmetli Alparslan Türkeş''in bir toplantıda sözlerine Anadolu''yu tarif etmek için, "Dört nala gelip uzak Asya''dan, /Akdeniz''e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket" dizesini okumasından galat... Yani Türkeş''in dahi Hikmet''i tasvip ettiği iması! Türkeş bu dizeyi, Anadolumuzu -ne inkar etmeli- çok güzel tasvir ettiği için, hiç kompleks duymadan okumuştu... Yoksa Nazım Hikmet yanlısı ve hayranı olduğu için değil. Nasıl, iyi bir şair olmak insanlara vatana ihanetten masuniyet sağlamazsa, onun şiirlerini beğenmek de -ki ben de beğenir, bazılarını zaman, yeri geldikçe söylerim de- Nazım Hikmet hayranı ve düşüncelerinin taraftarı olmak demek değildir. Nazım hayranı bir köşe yazarı, fırsattan bil istifade sağcıların iyi dile, iyi şiire karşı olduklarını, diğer bir Komünst müteşairden, toprağı bol olsun Cemal Süreyya''dan alıntı yaparak iddia ediyor. Bu iddiayı tartışacak bile değilim, ama "a, kardeşim, şiire sağ sol davasını, kapitalizmi sosyalizmi karıştırarak, niçin böyle açık verirsiniz ve beni "Dünyada fiilen çöken bir ideolojinin şairinin de, tıpkı Komünizm''in Lenin''in Kremlin''in duvarındaki mozolesinde mumya olarak kaldığı gibi "asıl vatanı olan Rusya''daki mezarında, artık rahat bırakılması gerektiğini" söylemeye mecbur edersiniz?" ........................ (*)Ergun Göze kardeşimizin Nazım Hikmet hakkında yazdığı ve Boğaziçi Yayınevi tarafından yayınlanmış kitabını okumanızı tavsiye ederim. Bu şiirin tam metni orada var!
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "Bilim de efsanelerle başlamıştır ama bilimin ve gerçeklerin kendisi çoğu efsanelerin de sonunu getirmiştir!" Sir Karl Popper

