Zaman zaman, temcit pilavı gibi, ısıtılıp, ısıtılıp ortaya konan bir konu var. Nazım Hikmet''in naaşı meselesi, daha doğrusu, ölüsünün Moskova''da gömülü olduğu mezardan çıkartılıp Türkiye''ye getirilmesi ve münasip bir yere, herhalde teberrülerle yapılacak bir anıt-mezara gömülmesi önerisi! Avrupalı olmanın cezbesi içinde, bütün tabular kaldırılacak ya artık Nazım Hikmet tabusundan da kurtulmak gerekiyor! Bazı MHP''liler dahi, şimdi bu hava içinde, şiirlerini beğenmekten de öte, "Vatan haini olmadığını" söylemeye başlamışlar! FP lideri Recai Kutan beyefendi de, bu modaya uymuş! Doğrusu, ben de bu konuda yumuşadım; eskiden "Bırakın, Moskova''da, kendi vatanım dediği ülkede, rahat yatsın" diyordum ama artık, "Büyük Komünist şairin" ölüsünün Türkiye''ye getirilmesine karşı çıkmayacağım. Getirilsin de, hayranları, mezarını gönüllerince tavaf etsinler, bizler de o''nun hakkındaki düşüncelerimizi mezarına karşı, gönlümüzce söyleyebilelim.. Nazım hakkındaki gerçekleri unutmayalım! İşin aslına bakarsanız, Rusya''da Komünizm çöktükten sonra, Nazım Hikmet''in mezarı, "asıl vatanım" dediği ve torağını öptüğü, Brezhnev''den vatandaşlığını yalvardığı, Rusya''da artık pek bakımsız ve anlamsız kalmıştı. Türk toprakları hoşgörülüdür, kucaklayıcıdır ve hiç olmazsa, güzel Türkçe şiirler yazdığı için Nazım Hikmet''i de, belki, bağışlar, bağrına basar!
MUHAKKAK İYİ ŞAİR Kimse, Nazım Hikmet''in iyi bir şair olmadığını söylemiyor. Çoğumuz, en milliyetçi olanlarımız bile, onun bazı mısralarını sevmiş, belleğimizde tutmuş, okumuşuzdur. Alparslan Türkeş de onun Anadolu''yu tasvir eden mısralarından alıntı yapmıştır. Bu, onun günahlarını ve ihanetlerini unuttuğumuz, Türkiye''ye karşı işlediği suçları affettiğimiz manasına gelmez! Nazım Hikmet''e ideolojik olarak Komünist olduğu için kızmıyorduk. Mesela, Komünist fakat "milli" bir Komünist olan, Sovyet örgütleriyle işbirliği yapmayan, onlar tarafından kullanılmaya asla razı olmayan Kemal Tahir''i ve Mehmet Ali Aybar''ı Nazım''la aynı kefeye koymayız. Nazım Hikmet''in Deniz Harp Okulu öğrencilerini nasıl Komünizme teşvik ettiği belgelerle sabit.. Yavuz''daki ve Ergin gemisindeki muhakemeler düzmece değildi, sonra iddia edildiği gibi "Kurtuluş Savaşı Destanı" gerçekten çok güzel ama sonunda kurtulmasını istediği "Vatan", hiç şüphesiz, bütün şiir ve yazılarıyla da sabit, Sovyet Rusya''nın peyki olması için çalıştığı bir "Türkiye" idi..
STALİN''E AĞIT Milyonların kaatili ve Türk düşmanı Stalin''in ölümü üzerine yazdığı ağıt da ortada.. Nazım, 5 Mart 1953''te ölen büyük katil Stalin hakkında şunları yazıyordu: "İlk önce kim kime metin ol kardeşim diyecek, ilk önce kim kime başsağlığı dileyecek, hepimizin, o hepimizindir... Yoldaşlarım acınızı duyuyorum.. Sizin duyduğunuz gibi, tıpkı! Aynı şiddetle, kardeşlerim... Hüngür hüngür ağlamak geliyor içimden.. Tutuyorum kendimi aynı metanetle. Seviyorum O''nu Marks''ı, Engels''i, Lenin''i sevdiğim gibi.. Sevdiğimiz gibi.. Aynı muhabbetle.. Aynı hürmetle!" Stalin gibi dünyaca müseccal bir kitle kaatili ve Türk düşmanı hakkında, bu satırları yazmak, ayrı bir "yürek", çarpık bir zihniyet ister! Nazım, Türkiye''den kaçtıktan, kaçırıldıktan sonra Bizim Radyo''dan, peyk radyolarından Türkiye aleyhinde yaptığı konuşmaları da, ortada... Kore savaşı esnasında tugayımız cephede savaşırken, Komünist uçakların hatlarımız üzerine attığı bir "mektubu" vardı... "General Clark''ın piyade eri Veli Oğlu Ahmet''e yazdığı ve her bölümü "Teslim ol" nakaratı ile biten bir "mektup"... Beraber okuyalım: "Ve onların en ucuz ölüm aleti sendin Ahmet...vebalı farelerden de ucuz!.. Kore''de yağmur mu yağıyor? Denecek, ya defolup gideceksiniz..Ya denize dökecekler sizi.. Ne halt edeyim/ Deme Ahmet Teslim ol.. Haneni köyünü, memleketini seviyorsan şu kadarcık.. Teslim ol!.. Memleketini seni satanlara söylenecek bir çift sözün varsa Ahmet, teslim ol!.. Yitirmedinse insanlığı çoluk çocuk naaşıyla dolu bir çukurda.. Teslim ol!. Yiğitliğin zerresi kaldıysa sen de teslim ol! Ahmet kardeşim, kardeşlerine teslim ol!" Ama, Ahmet ne de Mehmet, Kore''de düşmana teslim olmadılar. Hatta düşmana esir düşen 229 askerimizin hepsi, esir kamplarında gördükleri ağır işkencelere rağmen, orada da "teslim olmadılar", diğer ülke esirlerinin yaptıkları gibi düşmana hizmet etmediler. Nazım Hikmet "Kurtuluş Savaşı Destanı"nı yazmıştı ama Türk askerini tanıyamamıştı!
Kore savaşına ve Türkiye''nin bu savaşa Komünizmle mücadele amacı ile birlik göndermesine barışçılık adına ve Kominformun cephe örgütlerinden olan Barış dernekleri ile karşı çıkmak da, bence, düşmanla işbirliği demekti ama savaşmakta olan Türk askerini düşmana teslim olmaya ve ihanete teşvik etmek düpedüz vatana ihanet idi! Nazım Hikmet bu çağrısı ve Moskova ve peyk radyolarından Türkiye''ye karşı yaptığı benzer konuşmalar yüzünden 15.8.1951''de Bakanlar Kurulu kararıyla ve "vatana ihanet" gerekçesiyle Türk vatandaşlığından ihraç edildi.. Türkiye''den kaçtıktan sonra, şimdi "Nazımcı" olanların gazetesi Cumhuriyet''te yapılan yayınlar ve hele Nadir Nadi''nin başyazısı arşivlerde.. Nadir Nadi 24 Haziran tarihli başyazısında Nazım Hikmet''in kaçması üzerine "vatansız, hain, satılmış adam diye bağırmayacağım" dedikten sonra "Çünkü komünizmin kitabı vardır, tartışılması caiz olmayan dogmalar vardır... Onun için de komünistlerle münakaşa edilmez.. Komünist kilise yani Kominform nasıl tespit ederse Papa, yani Stalin ne emrederse öyle amel eylerler" diye ilave ediyor, Nazım Hikmet başta, bilumum komünistlere dönüşlerine müsaade etmek kaydıyla pasaport ve tek yollu bilet verilmesini" öneriyordu. (Cumhuriyet Gazetesi Haziran-Temmuz 1951)
GERÇEKLER İNATÇIDIR Nazım Hikmet''in karakterindeki çatlaklıkları dostları, eski kadın arkadaşları ve özellikle kendisi de solcu olan ve Nazım''la kader birliği yapan Zekeriya Sertel, sonra da kendi oğlu Memet (veya Mehmet) açıkladılar... Ne var ki, "eski tüfekler" medyadaki Nazım dostları, bütün bunları mahirane bir şekilde hasır altı ettiler... Nazım Hikmet hakkındaki gerçekleri sadece bir kaynaktan, "eski tüfeklerin"in kaynaklarından öğrenmeyin. en azından başka kaynaklara, mesela Ergun Göze kardeşimizin 5. baskı yapan "Peyami Safa-Nazım Hikmet Kavgası" kitabına da bir bakın (*) Evet Nazım hikmet''in naaşının Türkiye''ye getirilmesine artık razı olalım. Zaten eski Kültür Bakanı da galiba Ankara''da heykelini dikmişti.. O heykelin altına gömülsün. Ama kim olduğunu, ne olduğunu da bilelim ve "anıtın" üzerine yazılacak ibareye şerh koyalım!
ÖZÜR: Dünki yazımın son cümlesi çıkmamış. Şöyle olacaktı: AB''nin kriterleri eğer bir teröristin kellesine endeksli ise, "Türkiye''nin geleceği" de Öcalan''ın kurtulmasına veya kurtarılmasına bağlı ise, siz çekin o "geleceğin" ipini! (*) Peyami Safa-Nazım hikmet Kavgası-Ergun Göze: 1991 5. Baskı Boğaziçi Yayınları.
GÜNÜN FİKİR KIRINTISI (Türkiye''den pasaportsuz olarak kaçtıktan sonra) memleketi aleyhinde beyanatta bulunduğu ve geniş propaganda kampanyasına girişerek, komünizmi yaymak maksadını güden neşriyatıyla, Sovyet hükümetinin verdiği hizmeti ifa etmekte olan maruf komünist Nazım Hikmet Ran''ın..Türk vatandaşlığından çıkarılması, Bakanlar Kurulu''nca kararlaştırılmıştır. 25.7.1951

