Kaydet
a- | +A

Anlaşılıyor ki artık depremlerle yaşamak ve depremlere alışmak zorundayız. Öncelikler, depremler olunca, daha fazla zayiat vermemek... Bunun için de paniklememek, depremlere dayanıklı binalar yapmak ve başından deprem bölgelerinde inşa etmemek, sonra da düzenli enkaz altından kurtarma örgütlerini kurmak ve eğitimli tutmak vb... Acı ama gerçek, ülkemizin hep maruz kalacağı afet sadece deprem değil, seller ve su baskınları da oluyor ülkemizde. Bunlara karşı da hazırlıklı olmalıyız.

ÖNCEKİ AKŞAMKİ PANİK... Önceki akşam, İstanbul''da, Marmara bölgesinde, büyük bir panik daha yaşandı. Halk sokaklara döküldü ve geceyi gene sokaklarda geçirdi. Sebep: Tirajı çok yüksek, iletişim ağı Telekomünikinden, GSM telefonlarından daha geniş ve her nasılsa hiç inkıtaa uğramayan dedikodu ve söylenti "gazetesinden" anında yayılan bir haber: Birisi CNN televizyonunun alt yazısında görmüş, bir saate kadar büyük bir deprem olacakmış.. Herkes hemen inanmış, birbirini uyarıyor. Ben bunun bir dedikodu olduğunu, CNN gibi sorumlu bir TV kuruluşunun böyle bir haber yayınlamış olamayacağını, yakınlarıma dilimin döndüğü kadar söyledim. Bu haberin kaynağının bir rivayete göre, ABD''nin Kolorado''daki deprem merkezi olduğu iddiasına karşı hemen o merkezi telefonla aradım. Oradaki yetkili, merkezden asla böyle bir haber çıkmadığını ve depremlerin önceden tahmin edilemeyeceğine göre ne kendilerinin ne de CNN''in böyle sorumsuzca hareket edemeyeceklerini söyledi. Ulaşabildiğim kişilere bunları söyledim ve rahat uyumalarını sağladım. Tahminime göre, panik oluştu. Söylenti ya şu sırada Amerika''nın Batı sahillerini tehdit eden tayfunun Florida''ya yaklaşması üzerine CNN''den yapılan uyarıların bunları yanlış anlayan bir vatandaşımızın telaşından, ya da böyle günlerde panik oluşturmaktan sadist bir zevk duyan bir ruh hastası şeamet tellalından kaynaklanmıştı.

ERKEN UYARI VE DUYARI Ancak bu olay benim, depremden sonra iki defa yazdığım zorunlu bir tedbirin alınmasının ne kadar gerekli olduğunu gösterdi. Amerika''da ve Batı ülkelerinde afet ve savaş durumlarında, halkı uyarmak, doğru bilgiler vererek aydınlatmak, şayiaları ve paniği önlemek için bir sistem vardır. Afet veya atom saldırısı vukuunda, bütün iletişim bağları kopunca, otomatik olarak devreye giren ve TV ve radyo kanallarının yerine hemen geçen bir sistemle bütün ülkeye veya şehre bir kriz merkezinden uyarılar yapılır ve doğru bilgiler verilir. Böyle bir sistem bizde de kurulmuş olsa idi ve büyük depremde, son 5.8 şiddetindeki artçı şokta ve de önceki akşamki panik üzerine, otomatik olarak harekete geçse idi, panik ve zayiat bir ölçüde önlenmiş olurdu!

DOĞAL AFETLERİN ARTMASI Türkiye''de büyük deprem herkesin dikkatini bir gerçeğe çekti. Doğal afetler gittikçe artıyor, sebep oldukları insan ve mal zayiatı büyüyor. Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre sadece 1998''de iklimle ilgili afetlerin verdiği zarar bütün 80''li yıllarda verilen zayiatı geçmiş.. Karaipler''de Asya''da, büyük tayfunlar, siklonlar ve seller yüzünden, çoğu yoksul halktan olmak üzere, binlerce kişi ölmüş ve milyonlarca kişi de, evsiz barksız kalmış. Afganistan''daki, İran Azerbaycanı''ndaki ve nihayet Türkiye''deki depremlerde binlerce kişi öldü. Bu afetlerin, depremlerin, fırtınaların gelecekte devam edeceği ve artacağı muhakkak.

KOFİ ANNAN''IN UYARISI Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, ilginç bir şey söylüyor: "Günümüzün afetlerinin sebepleri doğal olduğu kadar, hatta belki de daha fazla, insan "yapısı" bunun için de belki "doğal afet" tabiri de yanlış!" Kısacası, afetlerin, gittikçe daha şiddetli ve daha fazla zarar verici asıl sebepleri insanların çevreye verdikleri zarardan ve kendi oluşturdukları yaşama koşullarından kaynaklanıyor. Nüfusların devamlı arttığı dünyamızda afetzedelerin büyük bir kısmı gelişmekte olan ülkelerde, tehlikeli koşullarda, sellere her zaman maruz olacak ovalarda, jeolojik bakımdan depremlere açık alanlarda veya dağ kenarlarında, kolaylıkla yıkılabilir bina ve meskenlerde yaşıyorlar. Türkiye''de olduğu gibi! Çevrenin tahrip edilmesi, ormanların sorumsuzca yakılması ve yok edilmesi, asit yağmurlarına, sel baskınlarına yol açıyor. Tabii sera sendromu yüzünden iklimin "global" ısınması da insan yapısı afet sebepleri... Velhasıl gerekli tedbirler alınmayacak olursa -dünya nüfusunun artması ve yoksullukla orantılı olarak- doğal afetlerin insanlığa vereceği zararlar, insan ve mal zayiatı, muhakkak daha da artacak. Bunun için Annan''ın dediği gibi hem hükümetler hem uluslararası kuruluşlar önlemler almalıdırlar, hazırlıklı olmalıdırlar. Ama gene BM Genel Sekreteri''nin dediği gibi sadece kanunları yapmak kafi değil, bu kanun ve kuralları uygulamak da zorunlu. Bütün bu olumsuz faktörlere mukabil, doğal veya insan "yapısı" afetlere karşı, olumlu, umut verici gelişmeler de var. Uydulardan yapılan gözetlemelerle tayfunlar, siklonlar önceden belirleniyor ve insanlar uyarılabiliyor.. Belki de, çok yakında, bilim adamları depremleri de önceden haber vermek sistemlerini geliştirecekler. Afetler konusunda halkları bilinçlendirmek ve eğitmek gayretleri de artmış durumda. Son tahlilde; gerekli tedbirleri almak gerek ama umutsuzluğa uğramamak, hep daimi bir tedirginlik ve panik havasında yaşamak için, Allah''ın takdirine ve inayetine sığınmak da çok önemli bir manevi güç... Çünkü neticede Allah''ın dediği oluyor!

GÜNÜN FİKİR KIRINTISI "...Gerçekten asil ve kararlı ruhlar, felaket, afet ve talihsizlik zamanlarında ortaya çıkar, kendilerini belli ederler" PLATO (Eflatun)